Asıl adı Hasen bin Alî bin İshâk et-Tûsî olan Nizâmülmülk, 21 Zilkade 408’de (10 Nisan 1018) Horasan’ın Tûs şehrine bağlı Râdkân köyünde dünyaya gelmiş; erken yaşlarda Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledikten sonra Halep, İsfahan, Nîşâbur, Bağdat'ta çeşitli âlim ve muhaddislerden hadis dersleri almıştır. Döneminin meşhur âlim ve şairlerinin sohbet meclislerine katılmış, bu meclislerde hitabet ve inşâ sanatında merhaleler kat ederek ileri bir seviyeye ulaşmıştır. Önceleri Gaznelilerin hüküm sürdüğü şehirlerde hizmet eden Hasen bin Ali, Horasan'ın Selçukluların eline geçmesiyle Selçuklular himayesinde devlet hizmetine devam etmiştir. Çağrı Bey’in 1059'da vefatının ardından Horasan’ı idare etmiş; 1040 ila 1063 seneleri arasında Selçuklu hükümdârı olan Tuğrul Bey'in ölümü üzerine melik Alparslan’ın, kardeşi melik Süleyman ile giriştiği taht mücadelesinde Alparslan’ın yanında yer alarak güvenini kazanmıştır. İdarî ve siyasî yetenekleriyle onun dikkatini çeken Hasen bin Ali, Alparslan tahta geçtikten sonra 1063'te vezir tayin edilmiştir. 1092'de Bâtınîler adı verilen bir zümre tarafından düzenlenen bir suikast sonucu öldürülene kadar bu vazifesini sürdürerek rakipleri tarafından "devlet içinde devlet olma" ile itham edilecek kadar devlet yönetiminde aktif rol almıştır. Onun ölümünden kısa bir süre sonra Sultân Melikşâh'ın da vefatıyla birlikte Türk töresince hânedânın ortak malı kabul edilen devlette taht mücadeleleri başlamıştır. Orta Çağ İslâm dünyasının en başarılı devlet adamlarından biri olarak kabul edilen Hasen bin Alî bin İshâk et-Tûsî, Sultân Alparslan ve Sultân Melikşâh dönemlerindeki vezirliği sırasında devlet yönetimine tam anlamıyla hâkim olmuş; Büyük Selçuklu Devleti'nin sağlam bir zemin üzerinde kurulmasını sağlamış ve yapmış olduğu icraatlarla hem döneminde hem de kendisinden sonra adından sıkça söz ettirmiştir. Devlet yönetimi, adâlet, eğitim ve bürokrasi konularındaki üstün yetenekleri sayesinde Hasen bin Ali'ye "mülkün nizâmı, devletin düzeni" anlamında "Nizâmü'l-mülk" ünvanı verilmiştir. Nizâmülmülk, yalnızca Selçuklu devlet teşkilatının kurucu şahsiyetlerinden biri olarak değil, aynı zamanda Klasik Türk edebiyatının devlet yöneticileri hakkında yazılmış manzumelerinde şairlerin zihniyet dünyasını etkileyen köklü bir otorite olarak da kabul edilmiştir. Bu cümleden olarak Klasik Türk şiirinin hususen kaside ve kıta nazım şekilleriyle yazılmış devlet adamı methiyelerinde tebcil yahut tenkit unsuru olarak manzumelerde sıkça işlenmiş, memdûh tavsifinde kaside sunulan kişiyi yüceltme adına kıyas malzemesi olarak zikredilmiştir. Bu makale, 14. yüzyıl ile 20. yüzyıl arasında şiir terennüm etmiş yaklaşık 100 şairin dîvânının tetkikinden hareketle Nizâmülmülk'ün Klasik Türk şiiri kulvarındaki yerini belirlemeye çalışmakta; onun şiirde nasıl ele alındığını tespit etmek suretiyle Nizâmülmülk şahsında Klasik şiirin padişah, sadrazam, vezir ya da herhangi bir devlet adamının adâleti sağlama, devletin nizâmını tesis etme, milletin refah ve selameti için gayret etme hususunda icraatlarını ortaya koyma adına Klasik Türk şiiri hakkında yapılmış mukayeseli çalışmalara katkılar sunmayı amaçlamaktadır.
Türk İslam Edebiyatı Klasik Türk Şiiri Nizâmülmülk Dîvân Memdûh.
Nizam al-Mulk, whose real name was Hasen bin Ali bin Ishak al-Tusi, was born on 21 Dhu al-Qi'dah 408 (April 10, 1018) in the village of Radkan, in the Tus city of Khorasan. After learning to memorize the Quran at an early age, he took hadith lessons from various scholars and hadith scholars in Aleppo, Isfahan, Nishapur, and Baghdad. He participated in the conversation circles of the famous scholars and poets of his time, and in these circles he advanced in the art of oratory and construction, reaching an advanced level. Hasen bin Ali, who had previously served in the cities ruled by the Ghaznavids, continued his state service under the protection of the Seljuks after Khorasan fell into Seljuk hands. He governed Khorasan after the death of Cagrı Bey in 1059; after the death of Tuğrul Bey, the Seljuk ruler between 1040 and 1063, he sided with Alp Arslan in the struggle for the throne between him and his brother, Suleiman, and gained his trust. Hasen bin Ali, who attracted his attention with his administrative and political skills, was appointed vizier in 1063 after Alp Arslan ascended to the throne. He continued in this position until he was assassinated by a group called the Batinis in 1092, and he took an active role in the state administration, to the point of being accused by his rivals of being a "state within the state." Shortly after his death, with the death of Sultan Melikshah, struggles for the throne began in the state, which was considered the common property of the dynasty according to Turkish custom. Considered one of the most successful statesmen of the medieval Islamic world, Hasen bin Ali bin Ishak al-Tusi completely dominated the state administration during his viziership during the reigns of Sultan Alp Arslan and Sultan Malik Shah; he ensured the establishment of the Great Seljuk State on a solid foundation and made a name for himself both during his time and after his death with his accomplishments. Thanks to his superior abilities in state administration, justice, education and bureaucracy, Hasen bin Ali was given the title of "Nizam al-Mulk", meaning "the order of the property, the order of the state." Nizam al-Mulk was accepted not only as one of the founding figures of the Seljuk state organization, but also as a deep-rooted authority who influenced the mentality of the poets in the poems written about the state administrators of Classical Turkish literature. For this reason, it was frequently used as an element of praise or criticism in the poems of the statesmen written in the forms of qasida and stanza verse in Classical Turkish poetry, and was mentioned as a comparative material in order to exalt the person presented in the qasida in the description of praise. This article attempts to determine Nizam al-Mulk's place in the field of Classical Turkish poetry by examining the divans of approximately 100 poets who composed poetry between the 14th and 20th centuries; and by determining how he is treated in poetry, it aims to contribute to comparative studies on Classical Turkish poetry by revealing the actions of the sultan, grand vizier, vizier or any other statesman in the person of Nizam al-Mulk in ensuring justice, establishing state order and striving for the welfare and well-being of the nation.
Turkish Islamic Literature Classical Turkish Poetry Nizam al-Mulk Dîwân Praised
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türk İslam Edebiyatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 12 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 10 Sayı: 4 |