Yargıtay kararlarında; marka sahibi tarafından uzun süre kullanılan marka (kök marka) esas alınmak suretiyle, onunla bağlantılı ve önceki markanın kapsadığı ürünlerin devamı veya bir çeşidi olduğu algısı yaratan yeni markalar seri marka olarak kabul edilmektedir. Bu yaklaşıma göre kök markanın asli unsuru korunurken birtakım unsurlar eklenmek suretiyle yeni bir marka oluşturulmaktadır. Bu yolla oluşturulan yeni marka, kök markanın devamı olarak görülmektedir.
Kök markanın devamı olarak görülen yeni marka, bir seri marka olarak, marka sahibi açısından bir müktesep hak teşkil etmektedir. Müktesep hak, diğer hukuk alanlarında olduğu gibi marka hukukunda da kanunlarda düzenlenmemiş ancak Yargıtay içtihatları ile şekillenmiş bir kavramdır. Nitekim marka hukukuna ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.06.2017 tarihli, 2017/1729 Esas, 2017/1186 Karar sayılı kararında ifade edildiği şekliyle, müktesep hak, bir işletmeye ait önceki tarihli bir marka tescili, bu işletmenin ileriki tarihlerde yapacağı marka tescil başvurularında işletmeye bir hak teşkil etmesidir.
Müktesep hak ile amaçlanan, kök markanın tüketici (ilgili alıcı) çevresinde sahip olduğu itibardan yararlanmaktır. Zira kök marka tüketicide bir imaj ve algı oluşturmuştur ve yeni (seri) marka ise oluşan bu algıdan istifade etmektedir. Her gün yeni bir ürünün piyasaya giriş yaptığı günümüzde, ticari hayatın standartları gereği işletmelerin sunduğu hizmetlerin müşteriler tarafından diğer markalardan kolayca ve hızlıca fark edilebilmesi son derece önemlidir. Piyasaya sunulan ürünlerin önemli bir kısmında marka adları ve görüntülerinde benzerlik veya aynılık ortaya çıkmakta ve bu durum markaların karıştırılma tehlikesini ortaya çıkarmaktadır. Markanın bir işletme için en önemli unsurlardan birisi olması nedeniyle de markanın korunması hususu bilhassa önem arz etmektedir. Nitekim marka tüketici nezdinde bir işletmeyi diğerlerinden ayırma amacına hizmet eder ve tüketiciler önceden kullanılan bir marka ile bağlantılı olan markaların piyasaya girmesi halinde önceki kullanmış oldukları markanın vermiş olduğu güvenle bu markayı kullanma eğilimi gösterirler. Dolayısıyla, tanınmış markaların ismine güvenerek işlem yapan tüketicilerin mağduriyetini önlemek için müktesep hakkın korunması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Kök marka ile bağlantılı ve onun kapsadığı ürünlerin devamı veya bir çeşidi olduğu algısı yaratan yeni -seri- markaların korunması için esas alınan birtakım kriterler Sınai Mülkiyet Kanunu (önceki Kanun Hükmünde Kararnameler) ve Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabet hükümleri ve Yargı içtihatlarıyla şekillenmiştir. Her ne kadar ilgili somut uyuşmazlıklara göre değerlendirilmesi gereken kriterler çoğalabilse de Yargıtay’ın içtihatları çerçevesinde müktesep hakkın korunması bakımından esas alınan hususlar; önceki tarihli kök marka ile sonraki tarihli yeni -seri- markaların benzer olması, markaların dahil olduğu mal ve hizmet sınıflarının aynı olması ve önceki tarihe dayanan markanın çekişme konusu olmaktan çıkmış olması noktalarında toplanmaktadır. Bahsedilen bu esaslar çerçevesinde çalışmamızın konusu müktesep hak ve seri marka ilişkisi ve markanın korunmasında bunların etkisinin içtihatlar kapsamında incelenmesidir.
Müktesep Hak Kök Marka Seri Marka Markanın Korunması Teklik İlkesi
In decisions of the Turkish Court of Cassation, trademarks that have been used by their owners for an extended period (house marks), when used as a basis for creating new marks that are perceived as a continuation or variation of the goods covered by the earlier mark, are regarded as series trademarks. Under this approach, while the essential element of the house mark is preserved, certain elements are added to form a new mark, which is then perceived as a continuation of the house mark.
A new mark regarded as a continuation of the house mark constitutes an acquired right for the trademark owner as a series trademark. Similar to other areas of law, acquired rights in trademark law are not expressly regulated in legislation but have been shaped through Court of Cassation jurisprudence. As stated in the decision of the General Assembly of Civil Chambers of the Court of Cassation dated 14 June 2017, E.2017/1729, K.2017/1186, an acquired right in trademark law refers to the legal entitlement conferred by a prior trademark registration belonging to a business for use in subsequent trademark applications filed by that same business.
The primary aim of acquired rights is to benefit from the reputation that the house mark has established among the relevant consumers. The house mark creates a certain image and perception in the minds of consumers, and the new (series) trademark capitalizes on this perception. In today’s market, where new products are introduced daily, it is vital for businesses to ensure that their goods and services are easily and swiftly distinguishable from others. However, similarities or identical features in trademark names and appearances are common, creating a risk of confusion. Since the trademark is one of the most critical elements of a business, its protection is of particular importance. A trademark functions to distinguish one business from another in the eyes of the consumer, and when marks related to a previously used brand enter the market, consumers tend to rely on the reputation of the earlier mark. Consequently, the protection of acquired rights has become necessary to prevent consumer detriment arising from reliance on the reputation of well-known trademarks.
The criteria for protecting new series trademarks connected to a house mark and perceived as its continuation or variation are shaped by the Industrial Property Code (IP Code, Law No. 6769; formerly the Decree-Laws), the provisions on unfair competition under the Turkish Commercial Code, and case law. Although the criteria to be assessed may expand depending on the specific dispute, the matters taken as the basis, within the framework of the Court of Cassation’s case law, for the protection of acquired rights generally include similarity between the earlier house mark and the later series trademark, the requirement that the marks fall within the same classes of goods and services, and the earlier-dated mark no longer being the subject of dispute.
Within this framework, the subject of this study is the relationship between acquired rights and series trademarks, and their role in trademark protection, examined through the lens of Court of Cassation jurisprudence.
Acquired Rights House Mark Series Trademark Trademark Protection Principle of Uniqueness
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Fikri Mülkiyet Hukuku, Özel Hukuk ve Medeni Yükümlülükler (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 10 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 30 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 11 Sayı: 2 |