Karbon kredisi kavramı, ilk kez iklim değişikliğiyle mücadele amacıyla kabul edilen uluslararası sözleşmelerde öngörülmüştür. 7552 sayılı İklim Kanunu ile Türk hukukuna dâhil edilen bu kavramın hukuki niteliği kanunda düzenlenmemiş, mesele, diğer birçok malvarlığı değerinde olduğu gibi öğreti ve uygulamaya bırakılmıştır. Çalışmada, öğretideki görüşler ışığında karbon kredisinin hukuki niteliği incelenmektedir. Karbon kredisinin, pozitif hukuk düzenlemeleri karşısında eşya olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira eşya için aranan cismanilik şartını taşımamaktadır. Öğretideki alternatif bir niteleme olan sözleşmeden kaynaklanan hak görüşü ise Türk hukukuyla bağdaşmamaktadır. Öyle ki karbon kredisinin ortaya çıkmasına dair sürece katılan aktörler arasında akdi bir ilişki bulunmamaktadır. Bilakis söz konusu ilişki, kanundan kaynaklanan hak ve yetkilere dayanmaktadır. Karbon kredilerinin dijital varlık olduğu görüşü ise ilk bakışta kredilerin özellikleriyle uyumlu görünse de dijital varlıkların henüz Türk hukukunda çözümlenmemiş olması nedeniyle tek başına yeterli bir çözüm sunamamaktadır. O hâlde dördüncü bir yol olarak eşya sayılmasalar dahi bu varlıkların, üzerinde mülkiyet hakkı kurulabilen bir malvarlığı değeri olup olmadığı incelenmelidir. Anayasa’daki mülkiyet hakkının, eşya kavramından daha geniş bir koruma kapsamına sahip olması ile UNIDROIT’in taslak mahiyetindeki Doğrulanmış Karbon Kredilerinin Hukuki Niteliğine İlişkin İlkelerinde benimsediği işlevsel yaklaşım dikkate alındığında eşya sayılmasalar dahi karbon kredileri üzerinde mülkiyet hakkı kurulabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
karbon kredisi iklim kanunu mülkiyet hakkı UNIDROIT İlkeleri malvarlığı değeri
Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde etik kurallara uyulduğunu beyan ederim.
The concept of carbon credits, first stipulated in international agreements to combat climate change, has been introduced into Turkish law by Climate Law No. 7552. However, their legal nature is not defined in the law; as with many assets, this matter is left to doctrine and practice. This article examines the legal nature of carbon credits considering doctrinal discussions. It is not possible to classify carbon credits as things under positive law, as they lack the required element of corporeality. The alternate doctrinal view characterizing them as contractual rights is incompatible with the Turkish legal framework. This is because there is no contractual relationship between the actors involved in their creation; rather, the relationship is based on rights and powers derived from law. The view that carbon credits are digital assets, while seemingly compatible with their characteristics, does not offer a sufficient solution on its own, as the legal nature of digital assets is unsettled in Turkish law. Therefore, a fourth path must be examined: whether carbon credits constitute assets on which property rights can be established, even if they are not considered things. Considering that the constitutional right to property has a broader scope of protection than the civil law concept of things, and the functional approach adopted in the draft UNIDROIT Principles on the Legal Nature of Verified Carbon Credits, it is concluded that property rights can indeed be established on carbon credits, even if they are not classified as things.
carbon credit climate law property right UNIDROIT Principles asset value
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Bilişim ve Teknoloji Hukuku, Özel Hukuk ve Medeni Yükümlülükler (Diğer), Ticaret Hukuku (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 5 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 23 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 11 Sayı: 2 |