Osmanlı Devleti'nde Sahih ve Gayrisahih Vakıflardaki ve Mîrî Arazideki Tasarruf Hakkı Arasındaki Farkın, Hakir ve İntikale İlişkin Hükümler Bağlamında Değerlendirilmesi
Öz
Çalışmamızın konusu, özel kişilerin kendilerine ait arazilerle kurdukları sahih icâreteynli ve mukâtaalı vakıflardaki tasarruf ve intikal hakkı ile mîrî ve mevkuf arazi mutasarrıfının tasarruf ve intikal haklarını karşılaştırmaktır. Bu yapılırken ilgisi olduğu oranda, yani konuyu çok fazla genişletmekten kaçınarak, mirî arazi ve tasarruf konularına yer verilmiştir. Elbette bunlar başlı başına birer kitap konusu olabilecek genişlikte konulardır. Doktrinde özel olarak bu konuları işleyen birçok doyurucu çalışma da vardır. İslâm hukukundaki vakıf, öncelikle hayır gâyeli bir özel hukuk müessesesi olarak ortaya çımıştır. Bununla birlikte devlet de, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için rakabesi devlete (hazineye) ait fakat tasarruf hakkı özel kişilere verilmiş olan arazilerle, mutasarrıfları tarafından vakıf kurulmasını destekleyerek kamunun ihtiyaçlarının giderilmesinde vakıf müessesesini kullanmıştır. Her ne kadar kamu ve özel hukuk ayrımı belirgin değilse de, eskiden hakkında nasslarla açık ve tafsilatlı düzenlemelerin yapıldığı konular günümüzde özel hukuk olarak adlandırılan alana dâhil olmuştur. Bunlar aile ve miras hukuku gibi fertlere ilişkin yönü ağır basan konulardır. Daha çok kamu hukukunu ilgilendiren hususlarda ise, nasslarda ayrıntılı değil de genel hükümler sevk edildiğinden bunlarda örfi hukuk uygulanabilmiştir. Hukuk tarihimizde vakfı, hem sahih vakıf olarak özel hukukta, hem de gayrisahih vakıf olarak kamu hukukunda görmekteyiz. Sahih vakıflar şerî hukuka tâbîdir. Gayrisahih vakıflarda mülkiyet unsurundaki eksiklikten dolayı örfi hukuk uygulanır. Ancak yine de örfî hukukun tesisinde şerî hukuk kâidelerinden yararlanılmıştır. Bu iki alanın birbirinden tam ve keskin bir şekilde ayrıldığı söylenemez. Gayrisahih vakıflarda mevkuf gayrimenkulün kuru mülkiyeti devletin, tasarruf hakkı özel kişilerindir. Sahih vakıfların akârları ihtiyaç nedeniyle uzun süreli kira akdine konu olmuştur. Bu anlamda şerî hukukta büyük çaplı tamiratının finansmanı için icâreteynli ve mukâtaalı vakıflar tanımlanmıştır. Bunlarda, kiracı öldükten sonra tasarruf hakları mirasçılarına intikal ederdi. Bu geçişe konu olan hak mülkiyet değil de tasarruf hakkı olduğundan şerî intikale değil, örfî (âdî) intikal hükümlerine bağlanmıştır (Ömer Hilmi Efendi m: 188). Bunların intikali o dönemde yapılan düzenlemelerle mîrî arazinin tasarruf hakkının intikaline dair hükümlerin kapsamına alınmıştır. 21 Mayıs 1867 "Tevsî-i İntikal Kanunu" ile 6 Mart 1913 tarihli "Emval-i Gayrimenkulenin İntikâlâtı Hakkında Kanun" dönüm noktalarıdır.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- Ahmed Cevdet Paşa, (Yayınlayan, Cavid Baysun); Tezâkir, 21-39 ve 40-Tetimme, 3. Baskı, Ankara, TTK Basımevi, 1991.
- Akgündüz, Ahmed, İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, İstanbul, 1996.
- "İcâre-i Vâhide", DİA, C. 21, 2000, s. 388-389.
- "İcâreteyn", DİA, C. 21, 2000, s. 389-391.
- "İntikâl", DİA, C. 22, 2000, s. 353-356.
- Akyıldız, Ali-Özkaya, Yücel, "Muhassıl", DİA, C. 31, 2006, s. 18-20.
- Avcı, Mustafa, Türk Hukuk Tarihi, Güncelleştirilmiş 6. Bası, Konya, Atlas Akademi Yayınları, 2017.
- Aydın, Mehmet Akif, Türk Hukuk Tarihi, 14. Baskı, İstanbul, Beta Yayınları, 2017.
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
Hukuk Tarihi
Bölüm
Araştırma Makalesi
Yazarlar
İrem Karakoç
Türkiye
Yayımlanma Tarihi
31 Mayıs 2014
Gönderilme Tarihi
2 Ocak 2014
Kabul Tarihi
31 Mayıs 2014
Yayımlandığı Sayı
Yıl 2014 Sayı: 17