Modern dönemde İslâmî akımlar arasında ortaya çıkan fikir ayrılıkları, zamanla ciddi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle Hint alt kıtasında bu tartışmalar, reddiye geleneği içerisinde kendine özgü bir zemin bulmuş ve dikkat çekici eserlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu makalede, Diyobend Ekolü mensuplarından Muhammed Yûsuf el-Bennûrî’nin (ö. 1977), çağdaş düşünürlerden Mevdûdî’ye yönelttiği (ö. 1979) tenkitler incelenmektedir. Bennûrî’nin el-Üstâz el-Mevdûdî ve Şey’ün min Hayâtih ve Efkârih adlı eserine dayanan bu çalışma, söz konusu metinle sınırlandırılmıştır. Eleştiriler farklı başlıklar altında tasnif edilerek ele alınmış; kaynak olarak Bennûrî’nin doğrudan atıf yaptığı bölümler esas alınmıştır. Yer yer Mevdûdî’nin Türkçe çeviri eserlerine de atıf yapılmıştır. Bennûrî’nin, hem muhaddis hem de bir eğitimci kimliğine sahip oluşu, eleştirilerinin arka planında önemli bir etkiye sahiptir. İtikadda Ehl-i Sünnet, amelde Hanefî kabulü benimseyen Bennûrî, tenkitlerini de bu kabule uygun şekilde temellendirmektedir. Aynı şekilde, eğitimci yönünün bir sonucu olarak, Mevdûdî’nin klasik İslamî eğitimden geçmeden dinî meselelerde kalem oynatmasını birçok kez eleştirmiş; ehil olunmayan alanlarda fikir beyan etmenin sakıncalarına dikkat çekmiştir. Bu çalışma, Bennûrî’nin Mevdûdî’ye yönelik eleştirilerini ortaya koymanın yanı sıra, bir bakıma “reddiye cenneti” olarak anılmayı hak eden Hint alt kıtasında gelişen reddiye geleneğinin bir örneğini Türk okuyucusuna tanıtmayı amaçlamaktadır. Buna ilaveten, İslam dünyasında çokça tartışılan şahsiyetlerin mutlak teslimiyetle değil, ilmî bir dikkat ve sorgulayıcı bir bakışla ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Bennûrî’nin eleştirilerini delillere dayandırmaya özen gösterdiği, zaman zaman sert bir üslup kullansa da insaf ve hidayet çağrısında bulunduğu görülmektedir. Eserde duygusal ve niyet okumaya dayalı ifadelere de rastlanmaktadır. Söz konusu eserin genel anlamda başarılı bir reddiye olduğu söylenebilir. Hint alt kıtasındaki fikrî tartışmaların mahiyetini, bu tartışmaların odak noktalarını ve bölge düşüncesinin söz konusu metinlere nasıl yansıdığını görmek açısından bu tür çalışmaların incelenmesi tavsiyeye şayandır.
In the modern era, intellectual disagreements among Islamic movements have led to significant debates, particularly in the Indian Subcontinent, where they took shape within the tradition of radd (refutation) and produced notable scholarly works. This article examines the criticisms of Muḥammad Yûsuf al-Banūrī (d. 1977), a scholar of the Deobandi tradition, directed at the contemporary thinker Mawdūdī (d. 1979). The study is based on Banūrī’s work al-Ustāḏ al-Mawdūdī wa Shayʾun min Hayātihi wa Afkārihi and is limited to the contents of that text. Banūrī’s criticisms are classified under various headings, with a focus on passages he directly references. Occasionally, references are also made to Turkish translations of Mawdūdī’s works. Banūrī’s identity as both muḥaddith and an educator significantly informs the background of his critiques. A committed adherent to the Ahl al-Sunna and the Hanafi school in practice, he grounds his criticisms in accordance with these principles. As a reflection of his pedagogical orientation, he frequently criticizes Mawdūdī for engaging in religious discourse without having undergone a traditional education, and he highlights the perils of expressing opinions in disciplines in which one lacks proper qualifications. The study aims to introduce the Turkish readership to an example of the refutational tradition that has flourished—so much so as to merit the appellation “a paradise of refutations”—in the subcontinent. It also highlights the need to examine influential Muslim thinkers not through blind allegiance, but through scholarly analysis and critical inquiry. While Banūrī occasionally adopts a sharp tone, he seeks to ground his arguments in evidence and calls for fairness and guidance. Emotional assumptions about intent are also present, yet the work as a whole stands as a noteworthy contribution to the literature of refutation. Such studies are valuable for grasping key themes and regional perspectives in intellectual debates of the Indian subcontinent.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Dini Araştırmalar (Diğer), Hadis |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 21 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Kasım 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: Özel Sayı |