Works written within the tradition of refutation (radd) occupy a significant place in Islamic intellectual history. This activity has been sustained across various periods and geographies of Islamic thought, and the same tradition continued in al-Andalus as well. Researchers generally trace the beginning of the refutation-writing tradition in al-Andalus to the famous work of Ibn Hazm (d. 456/1064), known simply as al-Faṣl, in the fifth century AH. In the subsequent period, Abū Abīda al-Khazrajī (d. 582/1187), a relatively lesser-known scholar who lived in the sixth century AH, perpetuated this tradition with his work Maqāmiʿ al-Ṣulbān. According to historical sources, al-Khazrajī lived during a politically, militarily, and socio-politically turbulent era in al-Andalus marked by the collapse of the Almoravid state and the establishment of the Almohad state. Having fallen captive to Christians during this period, and numerous works are attributed to him. Among those that have survived to the present day are the refutation work entitled al-Ṣulbān and the Qur’anic exegesis entitled Nafas al-Ṣabāḥ. In the course of our research, apart from a brief mention of al-Ṣulbān in Mehmet Özdemir’s article “Refutations Directed Against Christianity in al-Andalus,” we have not encountered any detailed study on the work. Accordingly, with the aim of contributing to the Turkish literature on refutation, we have chosen al-Khazrajī and his refutation work as the subject of our study. al-Ṣulbān is a work written by a Muslim scholar while in captivity during a period when Christianisation efforts in al-Andalus were accelerating, the Crusader alliance (Reconquista) was approaching its objectives, and pressure and violence against Muslims were intensifying. In terms of its comparative treatment of Islam and Christianity, Sulbān exhibits characteristics that may be regarded as belonging to the history of religions in a comparative perspective. This feature is particularly evident in the sections addressing Christian doctrine. Another prominent aspect of the work is al-Khazraji’s rational and scholarly critique of how priests and the Church exploited the religious sentiments of the populace by appealing to miraculous events and using them to consolidate their own authority. In summary, al-Ṣulbān influenced later scholars renowned for their refutation works both in the Andalusian context and in the Eastern Islamic world—such as al-Qurṭubī (d. 671/1273), al-Qarāfī (d. 684/1285), and al-Jawziyyah (d. 751/1350)—through the evidence and methodology it employed. Our objective is to introduce al-Khazraji and his work, to trace his position within the Andalusian refutation tradition and its subsequent historical trajectory, and to examine, through a descriptive method, certain noteworthy aspects of the style, methodology, and content he followed in the work from the perspective of kalām (Islamic theology).
Reddiye geleneği bağlamında yazılmış eserler İslam düşüncesinde önemli bir yer tutmaktadır. İslam düşüncesinin çeşitli dönem ve coğrafyalarında bu faaliyet sürdürülmüş, bu bağlamda Endülüs’te de söz konusu gelenek devam etmiştir. Araştırmacılar, Endülüs’te reddiye yazım geleneğini, Hicrî V. yüzyılda İbn Hazm’ın (ö. 456/1064) kısaca el-Fasl diye bilinen meşhur eseriyle başlatmaktadır. Sonraki süreçte de Hicrî 6. yüzyılda yaşamış olan ve fazla bilinmeyen Ebû Abîde el-Hazrecî (ö. 582/1187) Makâmi‘u’s-sulbân adlı eseriyle bu geleneği devam ettirmiştir. Kaynaklara göre Endülüs’te Murâbıtlar Devleti’nin yıkıldığı, Muvahhidler Devleti’nin kurulduğu siyasi, askeri sosyo-politik açıdan zorlu bir zamanda yaşayan ve bu dönemde Hıristiyanlara esir düşen Hazrecî’ye birçok eser atfedilmektedir. Bunlardan günümüze ulaşanlardan biri, reddiye eseri Makâmi‘u’s-sulbân, diğeri ise Nefesü’s-sabâh adlı tefsir kitabıdır. Araştırmamız sonucunda, Mehmet Özdemir’in Endülüs’te Hıristiyanlığa Yönelik Reddiyeler makalesinde, Makâmi‘u’s-sulbân’a dair kısa bir malumat dışında ayrıntılı bir çalışmaya rastlayamadık. Dolayısıyla biz de Türkçe reddiye literatürüne bir katkı olması açısından Hazrecî’yi ve reddiye eserini çalışmamıza konu ettik. Makâmi‘u’s-sulbân, Endülüs’te Hıristiyanlaştırma faaliyetlerinin hız kazandığı, Haçlı ittifakının (Reconquista) amaçlarına yaklaştığı ve dolayısıyla Müslümanlara karşı baskı ve şiddetin arttığı bir dönemde, Müslüman bir alimin esaret altında yazmış olduğu bir eserdir. Makâmi‘u’s-sulbân, İslam ve Hıristiyanlığı karşılaştırmalı olarak ele alması açısından mukayeseli dinler tarihi sayılabilecek özellikler göstermektedir. Bu husus, özellikle Hıristiyan inancını ele alındığı bölümlerde dikkat çekmektedir. Ayrıca eserin öne çıkan bir yönü de Hazrecî’nin, papazların, kilisenin olağanüstü olaylara dayalı olarak halkın dini duygularını sömürmesini ve kendi nüfuzları için kullanmasını akla ve ilme dayalı olarak eleştirmesidir. Kısacası Makâmi‘u’s-sulbân hem yazıldığı Endülüs ikliminde hem de Doğu İslam dünyasında reddiye eserleri ile de öne çıkan Kurtubî (ö. 671/1273), Karâfî (ö. 684/1285), İbn Kayyim el-Cevziyye (ö. 751/1350) gibi alimleri, kullandığı deliller ve metot açısından etkilemiştir. Amacımız Hazrecî ve eserini tanıtmak, onun Endülüs reddiye geleneğinde ve devam eden tarihi süreçte de konumunun izlerini sürmek ve kelam ilmi açısından eserinde takip ettiği üslup, metot ve muhteva gibi dikkat çeken bazı hususları deskriptif bir yöntemle ele almaktır.
Bu çalışma Salih Sabri Yavuz danışmanlığında yürütülen doktora tezi esas alınarak hazırlanmıştır. (Ebû Abîde el-Hazrecî'nin Hıristiyanlığa Reddiyesi: Makami'u's-Sulbân, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Rize/Türkiye). Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kelam |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 18 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 27 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 2 |