Bu çalışma, İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği sistematik insan hakları ihlallerini ve soykırım boyutuna varan şiddeti, sosyal hizmet disiplininin etik ilkeleri ve insan hakları perspektifi çerçevesinde ele almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu’daki hâkimiyetinin sona ermesinden bu yana devam eden siyasi istikrarsızlık, Filistin topraklarında yaşanan çatışmalar ve işgalle derinleşmiştir. Özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve soykırımı, tarihsel olarak benzeri görülmemiş bir yıkıma ve insani krize yol açmış, 50 binden fazla sivilin ölümüne, yüz binlercesinin yaralanmasına ve kitlesel yerinden edilmelere neden olmuştur. Araştırma, nitel analiz yöntemiyle uluslararası raporlar, saha çalışmaları ve akademik literatür ışığında Gazze’deki insani krizin sosyal hizmet disiplini açısından taşıdığı önemi incelemektedir. İsrail’in uygulamaları, uluslararası hukukta soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları kapsamında değerlendirilmektedir. Sosyal hizmetin temel ilkeleri olan insan onuru, sosyal adalet ve hak temelli yaklaşım, bu bağlamda Filistin halkının maruz kaldığı zulme karşı mesleki bir sorumluluk doğurmaktadır. Çalışma, sosyal hizmet uzmanlarının kriz durumlarındaki rollerini mikro (bireysel/aile düzeyinde psikososyal destek) ve makro (toplumsal savunuculuk ve politik müdahale) düzeylerde analiz etmektedir. Gazze’deki travmanın bireyler ve toplum üzerindeki psikolojik etkileri (TSSB, anksiyete, depresyon) ve nesiller arası aktarım riski vurgulanmaktadır. Ayrıca, sosyal hizmetin etik kodları gereği İsrail’in ihlallerine karşı sessiz kalınamayacağı, uluslararası dayanışma ve adalet mücadelesinin zorunlu olduğu savunulmaktadır. Sonuç olarak, Gazze’de yaşananlar yalnızca siyasi bir çatışma değil, aynı zamanda insan hakları ve sosyal adalet mücadelesidir. Sosyal hizmet uzmanları, mağdurlara destek sağlamanın yanı sıra uluslararası platformlarda savunuculuk yapmalı, insani yardım mekanizmalarını güçlendirmeli ve soykırımın durdurulması için küresel bir etik sorumluluk üstlenmelidir. Bu bağlamda, akademik çalışmaların ve saha araştırmalarının artırılması, sosyal hizmetin Gazze’deki krize daha etkili müdahale edebilmesi için kritik öneme sahiptir.
Gazze Soykırımı Sosyal Hizmet İnsani Değerler Mesleki Etik Aksa Tufanı 7 Ekim 2023
This study examines the systematic human rights violations and genocidal violence perpetrated by Israel in the Gaza Strip through the lens of social work ethics and human rights principles. The political instability that has persisted since the end of the Ottoman Empire's dominance in the Middle East has been exacerbated by ongoing conflicts and occupation in Palestinian territories. Particularly after October 7, 2023, Israel's attacks and genocide in Gaza have led to unprecedented devastation and a humanitarian crisis, resulting in the deaths of over 50,000 civilians, hundreds of thousands injured, and mass displacement. Using qualitative analysis, the research investigates the significance of the humanitarian crisis in Gaza from the perspective of social work, drawing on international reports, field studies, and academic literature. Israel's actions are assessed under international law as constituting genocide, crimes against humanity, and war crimes. The core principles of social work—human dignity, social justice, and a rights-based approach—necessitate a professional obligation to address the oppression faced by the Palestinian people. The study analyzes the roles of social workers in crisis situations at both micro (individual/family-level psychosocial support) and macro (community advocacy and political intervention) levels. It highlights the psychological impact of trauma (PTSD, anxiety, depression) on individuals and society in Gaza, as well as the risk of intergenerational transmission. Furthermore, it argues that, in accordance with social work ethical codes, silence in the face of Israel's violations is not an option, and that international solidarity and justice advocacy are imperative. In conclusion, the events in Gaza are not merely a political conflict but also a struggle for human rights and social justice. Social workers must not only provide support to victims but also engage in advocacy on international platforms, strengthen humanitarian aid mechanisms, and assume a global ethical responsibility to halt the genocide. In this context, increasing academic research and field studies is critical for enabling social work to respond more effectively to the crisis in Gaza.
Gaza Genocide Social Work Humanitarian Values Professional Ethics Al-Aqsa Flood October 7 2023
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Göç, Sığınma ve Mülteci Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 31 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 15 Temmuz 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.59162/tihek.1668638 |
| IZ | https://izlik.org/JA85XZ78EJ |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 14-15 |