Silurian (Ludlowian) Paleo-Current Directions in the Lake District Area of England
Öz
The stratigraphical succession in this area consists of a series of alternating mudstones and sandstones, the latter generally exhibiting graded bedding. This succession, which has a total thickness of approximately 3400 m.f allof Ludlowian age, has been divided into a number of «sand dominant» and «mud dominant» formations. The sandstones, wich are of graywacke type in texture and composition, usually exhibit many sedimentary structures which are generally associated with turbidity current deposition» Directions of sediment transport as indicated by some of these structures have been measured and subjected to statistical analyses. The results thus obtained have been interpreted from the paleogeographical point of view. Attention has also been paid to the relationship between these current directions and the direction of tectonic axes, which are oriented roughly ENE-WSW, plunging towards ENE.
It has been concluded that, the two dominant current directions, which originated from N 55° E and N 31° W respectively, were maintained without much directional change throughout the Ludlowian times. They, probably, first flowed down the sides of an oblong basin of deposition, which was formed by tectonic forces whose maxima were acting roughly in a NW-SE direction, thus causing the long axis of the basin to take a roughly NE-SW orientation. Lateral currents, having reached the axis, probably turned at right angles and continued to flow parallel to the axis. In conclusion, there seems to have been a close relationship between the deposition of sediments and the tectonic movements (mainly sinking) of the basin area.
Anahtar Kelimeler
İngiltere'nin Göller Bölgesinde Ludlovien Yaşlı Paleo-Akıntıların Yönleri
Öz
Bölgemizin stratigrafik dizisini bir seri münavebeli, çamurtaşı (=mudstone) ile umumiyetle dereceli tabakalanma gösteren kumtaşı tabakaları teşkil eder. Toplam kalınlığı 3400 metre civarında olan Ludlovien (Üst Silurien) yaşlı bu dizi, «bol kum fasiesli» ve «bol çamur fasiesli» olmak üzere birkaç formasyona ayrılmıştır. Kum taşları grauvak tipinde olup, umumiyetle türbid paleo-akıntılara atfedilen birçok sedimanter strüktürler teşhir etmektedirler. Bu strüktürlerin işaret ettikleri yönler istatistik usullerle araştırılmış ve elde edilen neticeler paleocoğrafik bakımdan yorumlanmıştır.
Bu akıntı yönlerinin, kabaca ENE-WSW doğrultusunda olan ve ENE yönünde dalımlar gösteren kıvrım eksenleriyle münasebeti üzerinde durulmuştur.
Ortalama N 55° E ve N 31° W yönlerinden gelen iki akıntının, uzun ekseni kabaca NE-SW doğrultusunda olan oblong bir basenin kenarlarından eksenine doğru başlayıp, daha sonra eksen boyunca SW yönüne doğru aktıkları mülâhaza edilmiştir. Bu basen, maksimumları NW-SE doğrultularında tesir eden ve bütün sedimantasyon ve mütaakıp kıvrımlanma boyunca doğrultularını muhafaza eden tektonik kuvvetlerin etkisiyle husule gelmiştir. Basenin derinleşmesine mukabil çevresinin yükselmesi, paleo-akıntıların varlıklarını, yönlerini, getirdikleri materyelin granülometrik ve mineralojik özelliklerini izah eder. Araştırma sonunda, bölgede sedimantasyon ile tektonizma arasında sıkı bir ilgi bulunduğu neticesine varılmıştır.
Yazarın, 1959-1960 seneleri arasında, İngiltere'nin Göller bölgesinde, Coniston Gölü civarında yapmış olduğu doktora çalışmasının (NORMAN, 1961) bir kısmını ihtiva eden bu makalede, sahanın stratigrafik ve tektonik durumundan kısaca bahsedildikten sonra, paleo-akıntıların incelenmesine teferruatıyla girilecektir. Bununla beraber, istatistikî analiz kısmında sadece ana çözümlerin işaretlenmesiyle yetinilip, bütün istatistik kitaplarında bulunabilecek çözüm formüllerinin kullanılması… v.s. ele alınmayacaktır.
Anahtar Kelimeler
Teşekkür
Çalışmalarımda beni daima tenvir ve teşvik etmiş olan Birmingham Üniversitesi Jeoloji Enstitüsü profesörü Doç. Dr. F. W. SHOTTON'a, bilgi ve yardımlarını emrime sunan Dr. J. D. LAWSON'a ve Dr. F. MOSELEY'e, T. Jeoloji Kurumundaki konuşmamın ve bu makalenin hazırlanması için her türlü kolaylığı gösteren M.T.A. Enstitüsü Genel Direktörü Doç. Dr. S. ALPAN ile Direktör Dr. C. ERENTÖZ'e, bu çalışmalarımı sağlamak üzere bana burs veren M.T.A. Enstitüsü'ne bilhassa teşekkürlerimi sunarım.