Osmanlı döneminde sıkça kullanılan çatma kadife yastık yüzleri, Türklerin geleneksel yaşam biçimini yansıtmaktadır. Osmanlı yastık yüzlerinde görülen kompozisyona baktığımızda, yastığın kısa kenarla- rında yer alan nişli bordürlerin, Mısır’daki Memlüklerin yastıklarına çok benzediğini görmekteyiz. Aslında bu nişli kompozisyon, Doğu’daki Budizm’e ait dini kumaş panolarında görülen kompozisyon ile de ol- dukça yakınlık göstermektedir. Bunun sebebinin Osmanlıların kısa sü- reliğine de olsa Tebriz’i ve daha sonra Kahire’yi ele geçirmesiyle birlikte, yerli sanatkâr ve ustaları Osmanlı sarayına getirmesinden kaynaklan- mış olduğu söylenebilir. Saraya getirilen yabancı sanatkârlar ve usta- lar, yaşadıkları yerlerden getirdikleri kültürü ve sanatı, yerleştikleri yerde de yaşatmaya devam etmiş ve orijinal anlamını yitirmiş desenleri ve kompozisyonları bir dekoratif unsur olarak kullanmışlardır. 16. yüz- yıl ortasına gelindiğinde, bu kompozisyonun artık yastık yüzlerini oluşturan bir kalıp haline geldiği ve daha sofistike bir şekilde geliştiği görülür. 17. yüzyılda ise sadece kadifeden değil, halıdan yapılan yastık yüzlerinin de yaygın hâle geldiğini, bugün mevcut olan eserlerden an- lamak mümkündür. Bu makalede, Doğu ile Batı’nın bir sentezi olan çatma yastık yüzlerinde görülen kompozisyon üzerinde durulacaktır.
İpekli kadife çatma yastık yüzü Osmanlı kadife kumaşları niş sa- natkârlar sanatın himayesi
Ottoman cushion covers yastık made with voided velvet çatma reflect Turkish traditional life. The composition seen in Ottoman cushion covers, especially the design of niches lappets on the short sides of the covers, similar to Mamluk cushion covers. This composition can also be seen in some Esoteric Buddhism textile compositions. These similarities can be explained as a conse- quence of the movement of artisans and craftsmen, whether freely in search of new patronage or by force, taken by conquerors to the capital as captives af- ter Ottoman capture of Tabriz for a short period of time and their conquest of Cairo. Artisans coming to the Ottoman court continued to practice their cul- ture and art, using the old patterns and colors that were deeply embedded in their memory. These patterns and compositions lost their original religious context and survived in art forms merely as decorative elements. The particu- lar composition of Ottoman cushion covers was first adopted after the middle of the 16th century, and it developed more sophistication over time according to the prevailing fashions. Later, after the 17th century, the same composition moved beyond velvet to Ottoman cushion covers made of rug. This paper will shed light on the development of Ottoman cushion covers, which shows the synthesis of the East and the West
Silk velvet voided velvet cushion cover Ottoman velvet textiles lappet artisans and craftsmen artistic patronage
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Mayıs 2020 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2020 Sayı: 43 |
Türk Kültürü İncelemeleri – Haziran 2026 Sözlü Çeviri Özel Sayısı
Çağrı Metni
Sözlü çeviri, gündelik karşılaşmalardan kurumsal etkileşimlere kadar uzanan çeşitli bağlamlarda, iki dilli ve kültürlerarası iletişimin merkezinde yer alır. Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında, dillerden biri büyük ölçüde Türkçedir ve bu uygulamalar, Türkçenin diğer dillerle etkileşiminde ortaya çıkan iletişimsel, kültürel ve toplumsal dinamikleri yansıtır.
Haziran 2026 sayımız için hazırlamakta olduğumuz bu özel sayıyla, Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarını farklı tür ve bağlamlarda inceleyen özgün araştırmaları bir araya getirmeyi amaçlıyoruz. Bu çalışmalar, sözlü çevirinin dilsel, kültürel, toplumsal ve göstergebilimsel boyutlarına disiplinlerarası bir bakış sunarak, yalnızca çeviribilim alanına değil; Türk dili, kültürü ve toplumu üzerine yapılan araştırmalara da değerli katkılar sağlayacaktır.
Bu doğrultuda, sözlü çeviri üzerine çalışan ulusal ve uluslararası akademisyenleri, araştırmacıları ve alanda aktif profesyonelleri, Haziran 2026 sayımıza katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Özel sayıya, Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında iletişim süreçlerinin, rollerin ve çeviri uygulamalarının nasıl şekillendiğini tartışan kuramsal veya uygulamalı çalışmalarla katkı sunabilirsiniz.
Araştırma konularının, aşağıdaki temalar çerçevesinde tasarlanması önerilmektedir; ancak farklı yaklaşımlar ve konular da değerlendirmeye alınacaktır.
-Sözlü çeviri ortamlarında Türkçenin söylem yapıları ve etkileşimsel stratejileri,
-Mahkeme, hastane, okul gibi kamusal hizmet alanlarında yürütülen sözlü çeviri pratikleri,
-Andaş ve ardıl çeviride, Türkçeye özgü zorluklar ve stratejiler,
-Göç, azınlıklar ve çokdillilik bağlamında sözlü çeviri uygulamaları,
-Sözlü çeviri eğitimi ve öğretiminde dilsel ve kültürel boyutlar,
- Çeviri etiği ve profesyonel normların Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarına etkisi,
-Teknoloji destekli sözlü çeviri araçlarının kullanımı,
-Toplumsal kriz, afet ve acil durumlarda sözlü çevirmenin rolü.
Önemli Notlar:
Özel sayıya gönderilecek makaleler için son teslim tarihi 15 Mart 2026 olarak belirlenmiştir.
Yazıların künye bilgileri, dipnot sistemi ve kaynakça gösterim şekli internet sayfamızda bulunan makale yazım şablonuna göre hazırlanacaktır.
Call for Papers
Turkish Cultural Studies – June 2026 Special Issue on Interpreting Studies
Interpreting occupies a central position in bilingual and intercultural communication across a wide range of contexts, from everyday encounters to institutional interactions. In interpreting settings in Turkey, one of the working languages is predominantly Turkish, and these practices reflect the communicative, cultural, and social dynamics that emerge through the interaction of Turkish with other languages.
With this special issue, scheduled for publication in June 2026, we aim to bring together original studies that explore interpreting practices in Turkey across diverse genres and contexts. Adopting an interdisciplinary perspective on the linguistic, cultural, social, and semiotic dimensions of interpreting, these contributions will provide valuable insights not only for the field of Translation and Interpreting Studies but also for research on Turkish language, culture, and society.
In this regard, we invite national and international scholars, researchers, and professionals working in the field of interpreting to contribute to our June 2026 issue. Submissions may include theoretical or applied studies that examine how communicative processes, roles, and interpreting practices are shaped within interpreting settings in Turkey.
Suggested, though not exclusive, areas of research include the following themes; alternative approaches and topics will also be considered.
-Discourse structures and interactional strategies of Turkish in interpreting settings,
-Interpreting practices in public service domains such as courts, hospitals, and schools,
-Turkish-specific challenges and strategies in simultaneous and consecutive interpreting,
-Interpreting practices in the context of migration, minority communities, and multilingualism,
-Linguistic and cultural dimensions in interpreter training and education,
-Translation ethics and the impact of professional norms on interpreting practices in Turkey,
-Use of technology-assisted interpreting tools,
-The role of interpreters in social crises, disasters, and emergency situations.
Important Notes:
The deadline for submitting articles to the special issue is March 15, 2026.
The article's citation information, footnote system, and bibliography format will be prepared according to the article writing template available on our website.