Kenevir kendir tarımı, Rize ve Trabzon çevresinde binlerce yıllık uzun birgeçmişe sahiptir. Sınâi bir bitki olan kenevirin liflerinden ise geleneksel ketenbezleri dokunurdu. Bu şekilde, yıllık yaklaşık 100-150 bin top keten beziüretilirdi. Rize keten bezi, büyük bir şöhrete de sahipti. Nitekim, yeniçeriler,saray mensupları ve hatta Osmanlı padişahları, bu bezden yapılmış iç çamaşırıve elbiseler giyerlerdi. Diğer yandan, İstanbul Tersanesi Tersane-i Âmire veOsmanlı Donanması’nın ihtiyacı olan kendir bezleri, üstüpü, urgan, sicim, ipve halat gibi malzemeler de yöreden gönderilirdi. Rize ve civarında imal edilenketen bezleri, yöre halkının giysi ihtiyacını karşılamakta ve ayrıca Osmanlıİmparatorluğu’nun çeşitli bölgelerine ihraç edilmekteydi. Bez, serinletici özelliğindendolayı, özellikle sıcak bölgelerin halkı tarafından rağbet görmekteydi.Nitekim, önemli miktarda keten bezi, Irak, Suriye, Hicaz, Mısır ve Yemengibi vilayet ve bölgelere ihraç edilmekteydi. Dolayısıyla bu sektör, bir çeşit ”ticaridokumacılık“ özelliğine sahipti ve yörede geniş ölçekli ve bölgeler arası ticaretedönük bir üretim vardı. Keten dokumacılığı, Rize ve Trabzon çevresinin enönemli yerel sanayi dalı ve ayrıca halkın da başlıca geçim kaynaklarından birihâline gelmiştir. Ancak, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bol ve ucuzpamuklu dokumaların yaygınlaşmasıyla birlikte, kendir dokumacılığı eskiönemini yitirmeye başlamıştır. Kendir ziraatı ve dokumacılığından günümüzemiras kalan bazı folklorik unsurlar ve sosyo-kültürel kalıntılar da vardır. Örneğin,Rize ve çevresindeki bazı köy ve aile isimleri, kendir ziraatı ve dokumacılığıylailgilidir. Sektör ayrıca kasarcılık ve boyacılık gibi işkollarını da beraberindegetirmiştir. Bu yönleriyle keten dokumacılığı, Rize ve çevresindeki toplumsalhayatı da şekillendiren önemli bir kültür unsuru hâline gelmiştir. Makale,keten bezinin üretim ve ticareti ile yörenin sosyo-kültürel hayatına etkileriniincelemektedir.
Rize keten bezi (Feretiko) Rize bezi Andi tezgahı Doğu Karadeniz
Cannabis hemp cultivation has a long-standing history of thousands of years in thevicinity of Rize Rizeh and Trabzon Trebizond . Traditional linen fabrics werewoven from fibers of hemp which is an industrial plant. By this way, approximately100-150 thousands linen fabric rolls were produced yearly. Rize linen fabrics were veryfamous. Indeed, the Janissaries, members of the Palace and even the Ottoman Sultanswore dresses and underwears from this fabric. On the other hand, the Istanbul Shipyard Tersane-i Âmire and the Ottoman Navy's needs such as hemp cloths, oakum, twineand rope materials were sent from the region. Cloths, manufactured in and aroundRize, answered local people’s need and besides, were exported to various parts of theOttoman Empire. The fabric was demanded by the people who were living in hotclimate regions, especially because of its cooling feature. Indeed, a significant amount oflinen cloth was exported to Iraq, Syria, Hijaz, Egypt and Yemen provinces or regions.Therefore, this sector was a kind of commercial weaving and there was a productionbased on large-scale and inter-regional trade in the Eastern Black Sea region. Linenweaving has become the most important branch of local industry and also one of themain sources of livelihood of local people. However, linen weaving began to losegradually its former importance since the second half of the 19th century, with the spreadof abundant and cheap cotton fabrics. There are some elements of folklore and socioculturalremains derived from the hemp cultivation and weaving in the region. Forexample, some villages and family names in and around Rize are related to hempcultivation and linen weaving. The sector also brought along some sectors such as dyingand bleaching. With these aspects, hemp weaving has become an important culturalelement shaping social life of Rize and around. The article examines linen fabricproduction and trade with its effects to the social and cultural life of the region.
Rize linen fabric (Feretiko) Rize fabric Andi hand-loom the Eastern Black Sea
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Nisan 2011 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2011 Sayı: 24 |
Türk Kültürü İncelemeleri – Haziran 2026 Sözlü Çeviri Özel Sayısı
Çağrı Metni
Sözlü çeviri, gündelik karşılaşmalardan kurumsal etkileşimlere kadar uzanan çeşitli bağlamlarda, iki dilli ve kültürlerarası iletişimin merkezinde yer alır. Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında, dillerden biri büyük ölçüde Türkçedir ve bu uygulamalar, Türkçenin diğer dillerle etkileşiminde ortaya çıkan iletişimsel, kültürel ve toplumsal dinamikleri yansıtır.
Haziran 2026 sayımız için hazırlamakta olduğumuz bu özel sayıyla, Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarını farklı tür ve bağlamlarda inceleyen özgün araştırmaları bir araya getirmeyi amaçlıyoruz. Bu çalışmalar, sözlü çevirinin dilsel, kültürel, toplumsal ve göstergebilimsel boyutlarına disiplinlerarası bir bakış sunarak, yalnızca çeviribilim alanına değil; Türk dili, kültürü ve toplumu üzerine yapılan araştırmalara da değerli katkılar sağlayacaktır.
Bu doğrultuda, sözlü çeviri üzerine çalışan ulusal ve uluslararası akademisyenleri, araştırmacıları ve alanda aktif profesyonelleri, Haziran 2026 sayımıza katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Özel sayıya, Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında iletişim süreçlerinin, rollerin ve çeviri uygulamalarının nasıl şekillendiğini tartışan kuramsal veya uygulamalı çalışmalarla katkı sunabilirsiniz.
Araştırma konularının, aşağıdaki temalar çerçevesinde tasarlanması önerilmektedir; ancak farklı yaklaşımlar ve konular da değerlendirmeye alınacaktır.
-Sözlü çeviri ortamlarında Türkçenin söylem yapıları ve etkileşimsel stratejileri,
-Mahkeme, hastane, okul gibi kamusal hizmet alanlarında yürütülen sözlü çeviri pratikleri,
-Andaş ve ardıl çeviride, Türkçeye özgü zorluklar ve stratejiler,
-Göç, azınlıklar ve çokdillilik bağlamında sözlü çeviri uygulamaları,
-Sözlü çeviri eğitimi ve öğretiminde dilsel ve kültürel boyutlar,
- Çeviri etiği ve profesyonel normların Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarına etkisi,
-Teknoloji destekli sözlü çeviri araçlarının kullanımı,
-Toplumsal kriz, afet ve acil durumlarda sözlü çevirmenin rolü.
Önemli Notlar:
Özel sayıya gönderilecek makaleler için son teslim tarihi 15 Mart 2026 olarak belirlenmiştir.
Yazıların künye bilgileri, dipnot sistemi ve kaynakça gösterim şekli internet sayfamızda bulunan makale yazım şablonuna göre hazırlanacaktır.
Call for Papers
Turkish Cultural Studies – June 2026 Special Issue on Interpreting Studies
Interpreting occupies a central position in bilingual and intercultural communication across a wide range of contexts, from everyday encounters to institutional interactions. In interpreting settings in Turkey, one of the working languages is predominantly Turkish, and these practices reflect the communicative, cultural, and social dynamics that emerge through the interaction of Turkish with other languages.
With this special issue, scheduled for publication in June 2026, we aim to bring together original studies that explore interpreting practices in Turkey across diverse genres and contexts. Adopting an interdisciplinary perspective on the linguistic, cultural, social, and semiotic dimensions of interpreting, these contributions will provide valuable insights not only for the field of Translation and Interpreting Studies but also for research on Turkish language, culture, and society.
In this regard, we invite national and international scholars, researchers, and professionals working in the field of interpreting to contribute to our June 2026 issue. Submissions may include theoretical or applied studies that examine how communicative processes, roles, and interpreting practices are shaped within interpreting settings in Turkey.
Suggested, though not exclusive, areas of research include the following themes; alternative approaches and topics will also be considered.
-Discourse structures and interactional strategies of Turkish in interpreting settings,
-Interpreting practices in public service domains such as courts, hospitals, and schools,
-Turkish-specific challenges and strategies in simultaneous and consecutive interpreting,
-Interpreting practices in the context of migration, minority communities, and multilingualism,
-Linguistic and cultural dimensions in interpreter training and education,
-Translation ethics and the impact of professional norms on interpreting practices in Turkey,
-Use of technology-assisted interpreting tools,
-The role of interpreters in social crises, disasters, and emergency situations.
Important Notes:
The deadline for submitting articles to the special issue is March 15, 2026.
The article's citation information, footnote system, and bibliography format will be prepared according to the article writing template available on our website.