Üsküdar nüfusunun gelişiminde şehirde kurulan vakıflar önemli bir faktördü. Vakıflar aracılığıyla yaptırılan cami, mescid, medrese, tekke ve imaretler hem şehrin fiziksel ve ekonomik gelişimini sağlıyor hem de nüfus artışını beraberinde getiriyordu. Özellikle külliye tipi yapılar, şehirlerin ekonomik ve sosyal bakımdan kalkınmasına büyük katkı sağlamışlardır. Bu bağlamda Üsküdar’ın gelişiminde Rum Mehmed Paşa tarafından yaptırılan külliye önemli bir rol oynar. İmâret-i Mehmed Paşa adıyla anılan mahallenin kurulmasına da sebep olan bu külliye Üsküdar kültür tarihinin de şekillenmesinde başlıca etkenlerden biridir. Şemsi Paşa Camii’nin üst tarafında kendi adıyla anılan mahallede yer alan külliyenin yapımına, Fâtih Sultan Mehmed döneminde kısa bir süre sadrazamlık yapan Rum Mehmed Paşa tarafından 876 1471-72 yılında başlanmış ve vefatından bir sene sonra tamamlanmıştır. Üsküdar’da Rum Mehmed Paşa Medresesi, kurulduğu 15. Yüzyılın sonlarından 18. yüzyıla kadar Üsküdar tarihi için oldukça önemli sayıda müderris istihdam etmiş bir müessese olarak kültür ve eğitim tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla ilk müderris atamaları 16. yüzyıl sonlarında 1580’li yıllardan itibaren başlamakta ve elimizdeki çeşitli kaynaklardan takip edebildiğimiz kadarıyla 1732 yılına kadar gelmektedir. Bu çalışmada 16. yüzyıldan 18. Yüzyılın ortalarına kadar Rum Mehmed Paşa Medrersesi’nde görev yapmış 138 müderrisin biyografileri incelenmiş, müderrislik ve kadılık şeklinde gelişen kariyer basamakları değerlendirilmiştir.
Üsküdar Rum Mehmed Paşa Medresesi Müderris ve Kadıların Kariyeri
The foundations established in Üsküdar had an important role in the development of the city's population. Mosques, masjids, madrasas, dervish lodges, and soup kitchens built through the foundations provided both the physical and economic development of the city, which in the end led to population growth. Especially social complex structures have contributed greatly to the economic and social development of cities. In this context, the social complex built by Rum Mehmed Pasha plays an important role in the development of Üsküdar. This complex, which also led to the establishment of the neighborhood known as İmâret-i Mehmed Pasha, is one of the main factors in shaping the cultural history of Üsküdar. The construction of the complex, which is in the neighborhood named after it, above the Şemsi Pasha Mosque, was started in 876 1471-72 by Rum Mehmed Pasha, who was the grand vizier for a short time during the reign of Fatih Sultan Mehmed and was completed a year after his death. The Rum Mehmed Pasha Madrasa in Üsküdar has a very important place in the history of culture and education as an institution that employed a significant number of mudarrises for the history of Üsküdar from the late 15th century until the 18th century. As far as we can trace from the various sources we have, the first mudarris appointments began in the late 16th century starting from the 1580s and dating back to 1732. In this study, the biographies of 138 mudarrises who served in the Rum Mehmed Pasha Madrasa from the 16th century to the middle of the 18th century were examined, and their career steps developed in the form of mudarris and kadi were evaluated.
Üsküdar Rum Mehmed Pasha Madrasa Career of Mudarrises and Kadis
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Mayıs 2022 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2022 Sayı: 47 |
Türk Kültürü İncelemeleri – Haziran 2026 Sözlü Çeviri Özel Sayısı
Çağrı Metni
Sözlü çeviri, gündelik karşılaşmalardan kurumsal etkileşimlere kadar uzanan çeşitli bağlamlarda, iki dilli ve kültürlerarası iletişimin merkezinde yer alır. Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında, dillerden biri büyük ölçüde Türkçedir ve bu uygulamalar, Türkçenin diğer dillerle etkileşiminde ortaya çıkan iletişimsel, kültürel ve toplumsal dinamikleri yansıtır.
Haziran 2026 sayımız için hazırlamakta olduğumuz bu özel sayıyla, Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarını farklı tür ve bağlamlarda inceleyen özgün araştırmaları bir araya getirmeyi amaçlıyoruz. Bu çalışmalar, sözlü çevirinin dilsel, kültürel, toplumsal ve göstergebilimsel boyutlarına disiplinlerarası bir bakış sunarak, yalnızca çeviribilim alanına değil; Türk dili, kültürü ve toplumu üzerine yapılan araştırmalara da değerli katkılar sağlayacaktır.
Bu doğrultuda, sözlü çeviri üzerine çalışan ulusal ve uluslararası akademisyenleri, araştırmacıları ve alanda aktif profesyonelleri, Haziran 2026 sayımıza katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Özel sayıya, Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında iletişim süreçlerinin, rollerin ve çeviri uygulamalarının nasıl şekillendiğini tartışan kuramsal veya uygulamalı çalışmalarla katkı sunabilirsiniz.
Araştırma konularının, aşağıdaki temalar çerçevesinde tasarlanması önerilmektedir; ancak farklı yaklaşımlar ve konular da değerlendirmeye alınacaktır.
-Sözlü çeviri ortamlarında Türkçenin söylem yapıları ve etkileşimsel stratejileri,
-Mahkeme, hastane, okul gibi kamusal hizmet alanlarında yürütülen sözlü çeviri pratikleri,
-Andaş ve ardıl çeviride, Türkçeye özgü zorluklar ve stratejiler,
-Göç, azınlıklar ve çokdillilik bağlamında sözlü çeviri uygulamaları,
-Sözlü çeviri eğitimi ve öğretiminde dilsel ve kültürel boyutlar,
- Çeviri etiği ve profesyonel normların Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarına etkisi,
-Teknoloji destekli sözlü çeviri araçlarının kullanımı,
-Toplumsal kriz, afet ve acil durumlarda sözlü çevirmenin rolü.
Önemli Notlar:
Özel sayıya gönderilecek makaleler için son teslim tarihi 15 Mart 2026 olarak belirlenmiştir.
Yazıların künye bilgileri, dipnot sistemi ve kaynakça gösterim şekli internet sayfamızda bulunan makale yazım şablonuna göre hazırlanacaktır.
Call for Papers
Turkish Cultural Studies – June 2026 Special Issue on Interpreting Studies
Interpreting occupies a central position in bilingual and intercultural communication across a wide range of contexts, from everyday encounters to institutional interactions. In interpreting settings in Turkey, one of the working languages is predominantly Turkish, and these practices reflect the communicative, cultural, and social dynamics that emerge through the interaction of Turkish with other languages.
With this special issue, scheduled for publication in June 2026, we aim to bring together original studies that explore interpreting practices in Turkey across diverse genres and contexts. Adopting an interdisciplinary perspective on the linguistic, cultural, social, and semiotic dimensions of interpreting, these contributions will provide valuable insights not only for the field of Translation and Interpreting Studies but also for research on Turkish language, culture, and society.
In this regard, we invite national and international scholars, researchers, and professionals working in the field of interpreting to contribute to our June 2026 issue. Submissions may include theoretical or applied studies that examine how communicative processes, roles, and interpreting practices are shaped within interpreting settings in Turkey.
Suggested, though not exclusive, areas of research include the following themes; alternative approaches and topics will also be considered.
-Discourse structures and interactional strategies of Turkish in interpreting settings,
-Interpreting practices in public service domains such as courts, hospitals, and schools,
-Turkish-specific challenges and strategies in simultaneous and consecutive interpreting,
-Interpreting practices in the context of migration, minority communities, and multilingualism,
-Linguistic and cultural dimensions in interpreter training and education,
-Translation ethics and the impact of professional norms on interpreting practices in Turkey,
-Use of technology-assisted interpreting tools,
-The role of interpreters in social crises, disasters, and emergency situations.
Important Notes:
The deadline for submitting articles to the special issue is March 15, 2026.
The article's citation information, footnote system, and bibliography format will be prepared according to the article writing template available on our website.