BibTex RIS Kaynak Göster

Türkçe İlkokuma-Yazma Öğretiminde Yöntem Sorunu

Yıl 2002, Sayı: 7, 285 - 298, 26.04.2002

Öz

İlkokullarımızda okuma yazma 1970'li yıllardan beri tümdengelimci dedüktif bir metotla öğretiliyor: Günümüzde pek çok sınıf öğretmeni artık sadece bu yöntemi kullanmıyor ve aynı zamanda tümevarım metodunu da uyguluyor. Nitekim zihnî fakültelerimizi dumura uğratan hususlardan birisi de tek yönlü metotlardır. Öte yandan şunu da ifade edebiliriz ki ne insanın tek formülü vardır, ne de bu formül esasında geçerli beynelmilel bir teknik. Beşerî gidişatın olsa olsa ancak metodolojisinden söz edilebilir ki, metot da hangi konuda olursa olsun, daima ve mutlaka uygulanacağı ortamın kendine has şartları esasında çizilmesi gereken bir “zihnî teşebbüsler plânı”dır. Tümdengelim yöntemi önce cümlelerin, sonra da kelimelerin , yazılış ve okunuşlarıyla birer bütün hâlinde ezberletildiği, harflerin ise en sona bırakıldığı bir metot. Sebebi göz hafızasının bütünü kavradığı yani, geştaltik olduğudur. Tabii bu durumda heceleyerek sökmeye ne gerek kalıyor, ne de imkân. Tümdengelim metodu fonetiğe dayalı olmayan alfabelerde başarıyla uygulanabilir. Nitekim kelimelerin yazılış ve okunuşlarıyla birer bütün olarak ezberlenmesine dayanan bu metotta hareket noktasının harfler olmayacağı açıktır ve İngilizce için geçerli bir yöntemdir denebilir. Ne var ki Türkçe gibi fonetiğe dayalı bir alfabede ısrarla ve yalnızca söz konusu yöntemin uygulanması pek çok mahzurları beraberinde getirmektedir. Heceleme, Türkçede olduğu gibi fonetik bir alfabe kullanıldığı ölçüde geçerlilik kazanan bir okuma yazma tekniğidir. Bütün harflerini içinde yer aldıkları kelimelerden, kelime içindeki yerlerinden ve diğer harfler karşısındaki konumlarından bağımsız olarak hem her zaman bir ses değerine, hem de hep aynı bir ses değerine sahip olmalarını gerektirir. Alfabedeki harfler ve bunların heceler hâlinde nasıl birleştirileceği bir kere öğrenildi mi, heceleyerek okunamayacak hiçbir kelime -bu kelime ister tanıdık olsun, ister olmasın- yoktur

PROBLEMS IN FIRST READING-WRITING METHOD IN TURKISH

Yıl 2002, Sayı: 7, 285 - 298, 26.04.2002

Öz

Since 1970s the method of deductive has been used at Elementary schools in Turkey. However, in recent days a number of teachers use not only this method but also the way around. In general, one-way methods are the abstacles towards thing correctly. In other words, neither mankind has only one method nor this only method is internationally valid technique. In fact, any method as an intellectual plans, should be designed according to the conditions in a specific field. Tumdengelim method requires memorization of first sentences, then words, written form, and readings as whole. It leaves letters to the end. The reason behind this is the fact that an eye-memory covers the whole. Therefore, there is no need to memorize the words syllable by syllable. This method can be used with the alphabets based not on phonetics, because written and reading forms would be the same and letters wouldn’t be the starting point. For example, this method could be applied in English. Whereas in Turkish it causes some difficulties due to the fact that its alphabetic system depends on phonetics. Syllable system is good for Turkish. Once students learn how to read letters and the formation of syllables, there could be no word unreadable

Toplam 0 adet kaynakça vardır.

Ayrıntılar

Birincil Dil Türkçe
Yazarlar

Osman Sezgin Bu kişi benim

Yayımlanma Tarihi 26 Nisan 2002
Yayımlandığı Sayı Yıl 2002 Sayı: 7

Kaynak Göster

MLA Sezgin, Osman. “Türkçe İlkokuma-Yazma Öğretiminde Yöntem Sorunu”. Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, sy. 7, 2002, ss. 285-98.

Türk Kültürü İncelemeleri – Haziran 2026 Sözlü Çeviri Özel Sayısı
Çağrı Metni



Sözlü çeviri, gündelik karşılaşmalardan kurumsal etkileşimlere kadar uzanan çeşitli bağlamlarda, iki dilli ve kültürlerarası iletişimin merkezinde yer alır. Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında, dillerden biri büyük ölçüde Türkçedir ve bu uygulamalar, Türkçenin diğer dillerle etkileşiminde ortaya çıkan iletişimsel, kültürel ve toplumsal dinamikleri yansıtır.
Haziran 2026 sayımız için hazırlamakta olduğumuz bu özel sayıyla, Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarını farklı tür ve bağlamlarda inceleyen özgün araştırmaları bir araya getirmeyi amaçlıyoruz. Bu çalışmalar, sözlü çevirinin dilsel, kültürel, toplumsal ve göstergebilimsel boyutlarına disiplinlerarası bir bakış sunarak, yalnızca çeviribilim alanına değil; Türk dili, kültürü ve toplumu üzerine yapılan araştırmalara da değerli katkılar sağlayacaktır.
Bu doğrultuda, sözlü çeviri üzerine çalışan ulusal ve uluslararası akademisyenleri, araştırmacıları ve alanda aktif profesyonelleri, Haziran 2026 sayımıza katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Özel sayıya, Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında iletişim süreçlerinin, rollerin ve çeviri uygulamalarının nasıl şekillendiğini tartışan kuramsal veya uygulamalı çalışmalarla katkı sunabilirsiniz.
Araştırma konularının, aşağıdaki temalar çerçevesinde tasarlanması önerilmektedir; ancak farklı yaklaşımlar ve konular da değerlendirmeye alınacaktır.

-Sözlü çeviri ortamlarında Türkçenin söylem yapıları ve etkileşimsel stratejileri,

-Mahkeme, hastane, okul gibi kamusal hizmet alanlarında yürütülen sözlü çeviri pratikleri,

-Andaş ve ardıl çeviride, Türkçeye özgü zorluklar ve stratejiler,

-Göç, azınlıklar ve çokdillilik bağlamında sözlü çeviri uygulamaları,

-Sözlü çeviri eğitimi ve öğretiminde dilsel ve kültürel boyutlar,

- Çeviri etiği ve profesyonel normların Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarına etkisi,

-Teknoloji destekli sözlü çeviri araçlarının kullanımı,

-Toplumsal kriz, afet ve acil durumlarda sözlü çevirmenin rolü.


Önemli Notlar:
Özel sayıya gönderilecek makaleler için son teslim tarihi 15 Mart 2026 olarak belirlenmiştir.
Yazıların künye bilgileri, dipnot sistemi ve kaynakça gösterim şekli internet sayfamızda bulunan makale yazım şablonuna göre hazırlanacaktır.





Call for Papers
Turkish Cultural Studies – June 2026 Special Issue on Interpreting Studies

Interpreting occupies a central position in bilingual and intercultural communication across a wide range of contexts, from everyday encounters to institutional interactions. In interpreting settings in Turkey, one of the working languages is predominantly Turkish, and these practices reflect the communicative, cultural, and social dynamics that emerge through the interaction of Turkish with other languages.
With this special issue, scheduled for publication in June 2026, we aim to bring together original studies that explore interpreting practices in Turkey across diverse genres and contexts. Adopting an interdisciplinary perspective on the linguistic, cultural, social, and semiotic dimensions of interpreting, these contributions will provide valuable insights not only for the field of Translation and Interpreting Studies but also for research on Turkish language, culture, and society.
In this regard, we invite national and international scholars, researchers, and professionals working in the field of interpreting to contribute to our June 2026 issue. Submissions may include theoretical or applied studies that examine how communicative processes, roles, and interpreting practices are shaped within interpreting settings in Turkey.
Suggested, though not exclusive, areas of research include the following themes; alternative approaches and topics will also be considered.

-Discourse structures and interactional strategies of Turkish in interpreting settings,

-Interpreting practices in public service domains such as courts, hospitals, and schools,

-Turkish-specific challenges and strategies in simultaneous and consecutive interpreting,

-Interpreting practices in the context of migration, minority communities, and multilingualism,

-Linguistic and cultural dimensions in interpreter training and education,

-Translation ethics and the impact of professional norms on interpreting practices in Turkey,

-Use of technology-assisted interpreting tools,

-The role of interpreters in social crises, disasters, and emergency situations.

Important Notes:
The deadline for submitting articles to the special issue is March 15, 2026.
The article's citation information, footnote system, and bibliography format will be prepared according to the article writing template available on our website.