19. yüzyıl Osmanlı maliyesi açısından zor bir dönemdi. Kamu harcamaları artarken, kamu gelirleri bu artışı karşılamanın çok gerisindeydi. Artan bütçe açıklarıyla birlikte mali yapısı zayıflayan devlet, kendi çalışanlarının, yani memurların maaşlarını ödemekte zorlanıyordu. Memurlar maaşlarını alamazken, dönem dönem hızlı bir şekilde artan enflasyon nedeniyle yaşam şartları daha da zorlaşmıştı. Artan hayat pahalılığı ve kâğıt paranın değerindeki düşüş, memur maaşlarını da eritiyor ve satın alma gücünü azaltıyordu. Yüzyılın ikinci yarısında mali krizin şiddetlenmesine hayat pahalılığındaki artışın da eklenmesi Osmanlı memurları açısından yaşam ve çalışma standartlarını iyice ağırlaştırmıştı. Memurlar bu durum karşısında çok sayıda grev yaptığı gibi, görevden ayrılan sayısı da sürekli artmaktaydı. Maaş ödemesinde zorlanan devlet bir yandan tasarruf için memur sayısını azaltmak isterken; maaşlarını alamadıkları için zor durumda olan memurlar da kamu işlerini aksatmaktaydı. Memurlar arasında mesai saatleri içinde farklı işler yapma, rüşvet, hırsızlık gibi illegal yollardan gelir elde etmeye çalışanların sayısının artması da toplumsal güvenin kaybına ve halkın gözündeki devlet imajının olumsuz etkilenmesine neden olmuştu. Sorunun farkında olan devlet yönetimi yasal düzenlemelerle memurların şikâyetlerini çözmeye ve durumlarını iyileştirmeye çalışmıştı. Ancak mali kriz yanında, 20. yüzyılda savaşlarla birlikte enflasyon ve hayat pahalılığının daha da artacak olması tüm bu tedbirleri sonuçsuz bırakıyordu. Bu çalışma, arşiv kaynakları ve dönemin gazetelerini temel alarak Osmanlı memurlarının mali açıdan karşılaştıkları zorlukları ve bu zorluklar karşısında grevlere başvurmalarını ele almaktadır. Memurların yaşam koşulları ve iş bırakma eylemleri açısından Osmanlı emek tarihi literatüründe bir ilk olan çalışma, emek tarihi araştırmalarının memurları da kapsayacak şekilde genişlemesi için somut örneklerle bir katkı sunmayı hedeflemiştir.
19th century was a difficult period for Ottoman finance. While public expenditureswere increasing, public revenues were far behind to meet this increase. The state, whosefinancial structure weakened by increasing budgetary deficit, was having a difficult timeto pay salaries of its civil servants. While civil servants could not receive their salaries,living conditions became more difficult because of continuous soaring inflation in someperiods. At the second half of the century, life and working standards of Ottoman civilservants got harder when high cost of living emerged besides the deepened financial crisis.Civil servants not only opposed to those conditions by going on strikes but also thenumber of resigning was increasing. The state which had already been having difficultiesat paying the salaries intended to decrease the number of civil servants while officers whowere in a bad condition in terms of their unpaid salaries were slowing the public affairs.Increasing number of civil servants who were trying to gain their income by choosingillegal ways such as having different occupations during working hours, bribery andthievery caused the loss of public trust and affected the image of state for the publicnegatively. Government was aware of this problem and tried to eliminate complaints ofcivil servants with legislative regulations and ameliorate their conditions. However, allprecautions remained ineffective because of financial crisis and unresolvable high cost ofliving problem which would likely to be rise with the effects of the wars in the 20thcentury. Based on archive resources and newspapers of the period, this study exploresfinancial difficulties that Ottoman civil servants confronted and their strikes against thosedifficulties. Being the first in Ottoman labour history with its focus on living conditionsand strikes of civil servants, this study aims to contribute with tangible examples toexpand labour history studies by including civil servants.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 22 Mayıs 2015 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2015 Sayı: 32 |
Türk Kültürü İncelemeleri – Haziran 2026 Sözlü Çeviri Özel Sayısı
Çağrı Metni
Sözlü çeviri, gündelik karşılaşmalardan kurumsal etkileşimlere kadar uzanan çeşitli bağlamlarda, iki dilli ve kültürlerarası iletişimin merkezinde yer alır. Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında, dillerden biri büyük ölçüde Türkçedir ve bu uygulamalar, Türkçenin diğer dillerle etkileşiminde ortaya çıkan iletişimsel, kültürel ve toplumsal dinamikleri yansıtır.
Haziran 2026 sayımız için hazırlamakta olduğumuz bu özel sayıyla, Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarını farklı tür ve bağlamlarda inceleyen özgün araştırmaları bir araya getirmeyi amaçlıyoruz. Bu çalışmalar, sözlü çevirinin dilsel, kültürel, toplumsal ve göstergebilimsel boyutlarına disiplinlerarası bir bakış sunarak, yalnızca çeviribilim alanına değil; Türk dili, kültürü ve toplumu üzerine yapılan araştırmalara da değerli katkılar sağlayacaktır.
Bu doğrultuda, sözlü çeviri üzerine çalışan ulusal ve uluslararası akademisyenleri, araştırmacıları ve alanda aktif profesyonelleri, Haziran 2026 sayımıza katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Özel sayıya, Türkiye’deki sözlü çeviri ortamlarında iletişim süreçlerinin, rollerin ve çeviri uygulamalarının nasıl şekillendiğini tartışan kuramsal veya uygulamalı çalışmalarla katkı sunabilirsiniz.
Araştırma konularının, aşağıdaki temalar çerçevesinde tasarlanması önerilmektedir; ancak farklı yaklaşımlar ve konular da değerlendirmeye alınacaktır.
-Sözlü çeviri ortamlarında Türkçenin söylem yapıları ve etkileşimsel stratejileri,
-Mahkeme, hastane, okul gibi kamusal hizmet alanlarında yürütülen sözlü çeviri pratikleri,
-Andaş ve ardıl çeviride, Türkçeye özgü zorluklar ve stratejiler,
-Göç, azınlıklar ve çokdillilik bağlamında sözlü çeviri uygulamaları,
-Sözlü çeviri eğitimi ve öğretiminde dilsel ve kültürel boyutlar,
- Çeviri etiği ve profesyonel normların Türkiye’deki sözlü çeviri uygulamalarına etkisi,
-Teknoloji destekli sözlü çeviri araçlarının kullanımı,
-Toplumsal kriz, afet ve acil durumlarda sözlü çevirmenin rolü.
Önemli Notlar:
Özel sayıya gönderilecek makaleler için son teslim tarihi 15 Mart 2026 olarak belirlenmiştir.
Yazıların künye bilgileri, dipnot sistemi ve kaynakça gösterim şekli internet sayfamızda bulunan makale yazım şablonuna göre hazırlanacaktır.
Call for Papers
Turkish Cultural Studies – June 2026 Special Issue on Interpreting Studies
Interpreting occupies a central position in bilingual and intercultural communication across a wide range of contexts, from everyday encounters to institutional interactions. In interpreting settings in Turkey, one of the working languages is predominantly Turkish, and these practices reflect the communicative, cultural, and social dynamics that emerge through the interaction of Turkish with other languages.
With this special issue, scheduled for publication in June 2026, we aim to bring together original studies that explore interpreting practices in Turkey across diverse genres and contexts. Adopting an interdisciplinary perspective on the linguistic, cultural, social, and semiotic dimensions of interpreting, these contributions will provide valuable insights not only for the field of Translation and Interpreting Studies but also for research on Turkish language, culture, and society.
In this regard, we invite national and international scholars, researchers, and professionals working in the field of interpreting to contribute to our June 2026 issue. Submissions may include theoretical or applied studies that examine how communicative processes, roles, and interpreting practices are shaped within interpreting settings in Turkey.
Suggested, though not exclusive, areas of research include the following themes; alternative approaches and topics will also be considered.
-Discourse structures and interactional strategies of Turkish in interpreting settings,
-Interpreting practices in public service domains such as courts, hospitals, and schools,
-Turkish-specific challenges and strategies in simultaneous and consecutive interpreting,
-Interpreting practices in the context of migration, minority communities, and multilingualism,
-Linguistic and cultural dimensions in interpreter training and education,
-Translation ethics and the impact of professional norms on interpreting practices in Turkey,
-Use of technology-assisted interpreting tools,
-The role of interpreters in social crises, disasters, and emergency situations.
Important Notes:
The deadline for submitting articles to the special issue is March 15, 2026.
The article's citation information, footnote system, and bibliography format will be prepared according to the article writing template available on our website.