Spatial perception is a multidimensional process shaped by the integration of multiple senses that define how individuals experience and interpret their environment. This study investigates differences in sensory perception between physical and virtual exhibition spaces and proposes design strategies to enhance multisensory engagement in digital environments. The research adopts a qualitative and comparative approach, drawing on interdisciplinary literature from architecture, art, and communication fields. Through this analytical framework, the study examines how sensory coherence is established in physical spaces and how it can be simulated or reinterpreted in virtual contexts. The findings reveal that physical exhibitions naturally integrate visual, auditory, tactile, olfactory, and thermal cues, fostering embodied experience, spatial belonging, and memory. In contrast, virtual exhibitions remain primarily audiovisual, offering limited sensory depth. However, technological developments such as haptic interfaces, scent diffusers, and thermal feedback systems hold potential to enrich digital experiences. The study concludes that integrating multisensory design and narrative coherence can transform virtual exhibitions into more immersive and meaningful cultural environments.
Spatial perception Multisensory experience Virtual exhibition design Physical exhibition space
Mekân algısı, bireylerin çevrelerini nasıl deneyimlediklerini ve yorumladıklarını belirleyen çok boyutlu bir süreçtir ve birden fazla duyu arasında kurulan etkileşimle şekillenir. Bu çalışma, fiziksel ve sanal sergi mekânları arasındaki duyusal algı farklılıklarını inceleyerek dijital ortamlarda çoklu duyusal etkileşimi güçlendirmeye yönelik tasarım stratejileri önermektedir. Araştırma, mimarlık, sanat ve iletişim disiplinlerinden yararlanan nitel ve karşılaştırmalı bir yaklaşım benimsemektedir. Bu kuramsal çerçeve aracılığıyla, fiziksel mekânlarda kurulan duyusal bütünlüğün sanal ortamlarda nasıl simüle edilebileceği veya yeniden yorumlanabileceği tartışılmıştır. Bulgular, fiziksel sergilerin görsel, işitsel, dokunsal, kokusal ve ısısal uyaranları bütünleştirerek bedensel deneyimi, mekânsal aidiyeti ve belleği güçlendirdiğini göstermektedir. Buna karşın, sanal sergiler çoğunlukla görsel-işitsel düzeyde kalmakta ve algısal derinliği sınırlı biçimde yansıtmaktadır. Ancak haptik arayüzler, koku difüzörleri ve ısısal geribildirim sistemleri gibi teknolojik yenilikler, dijital deneyimleri zenginleştirme potansiyeli taşımaktadır. Çalışma, çoklu duyusal tasarım ve anlatısal bütünlüğün sanal sergileri daha etkileyici ve anlamlı kültürel mekânlara dönüştürebileceğini vurgulamaktadır.
Mekân algısı Çoklu duyusal deneyim Sanal sergi tasarımı Fiziksel sergi mekânı
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Mimari Tasarım, Fiziksel Çevre Kontrolü |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 6 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 27 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 16 Sayı: 1 |
All site content, except where otherwise noted, is licensed under a Creative Common Attribution Licence. (CC-BY-NC 4.0)
