Günümüzde hala uygulama alanı bulan birçok halk inanışında, Anadolu’nun binlerce yıllık zengin geçmişine ait izlere rastlamaktayız. Birçok etnik ve folkloristik unsuru bünyesinde barındıran Anadolu, bu özelliği ile ayrıştırıcı ve dışlayıcı bir coğrafyadan ziyade kucaklayıcı yapısı ile farklı kültürlerin kaynaşıp geliştiği ve iç içe geçtiği bir yer olmuş ve ev sahipliği yaptığı bütün kültürlerin özlerinin kaybolmadan gelişimine olanak tanımıştır. MÖ 3. Bin yılda Yukarı Kızılırmak kavsi içinde yüksek bir medeniyet kurmuş olan Hattiler’e ait krali mezar gömütleri sayesinde dönemin maden teknolojisi ve sosyal yaşamı hakkında bilgi edinebiliyoruz. Bu mezarlar aynı zamanda dönemin dinsel hayatı hakkında da ayrıntılı bilgiler sunmaktadır. MÖ 2. Bin yılın başlarından itibaren yavaş yavaş Hattiler’in bulunduğu coğrafyaya yerleşmeye başlayan, Hint-Avrupalı bir kavim olan, Hititler zamanla bu bölgede üstünlük kurarak Anadolu’nun ilk merkezi devletini kurmuşlardır. Fakat yerleştikleri coğrafyanın ismi değişmemiştir. Hatta Krallığın sonuna kadar, Hitit Kralları kendilerine Hatti Kralı, ülkelerine de Hatti Ülkesi demeye devam etmişlerdir. Büyük Hatti medeniyeti, Hitit devletinin dinsel yaşamını da son derece etkilemiştir. Biz bu çalışmada asyanik bir kavim olan Hattiler’den, Hititler aracılığıyla günümüz Anadolu’suna kadar ulaşan bazı halk inanışlarını, Türk Dünyası’ndaki benzer uygulamalarla da karşılaştırmalı olarak incelemeye çalışacağız.
We come face to face with the traces of Anatolia’s thousands years old rich past in many public lores which are still used in today’s life. Anatolia that holds a lot of ethnic and folkloristic elements in its structure became a geography of combining and interlocking of various cultures with its inclusive nature rather than dismissive and discriminating geography and enabled the development of the core of the cultures which it inhabits without losing them. With the help of kings’ grave tombs which belong to Hattians who created a great civilization with in the upper Halys bend in 3rd Millennium BC, we learn about the period’s ore technology and social life. These graves provide us with detailed information about the religous life of the period at the same time. The Hittites who were Hindo – European clan started to settle slowly to the Hattian geography from the beginning of 2nd Millennium BC and established the first central government in Anatolia by dominating the area. But the name of the geography they settled did not change. Even till the end of Hittite kingdom, Hittite kings continued to call themselves Hatti kings and their country as Hatti country. Great Hatti civilization affected a great deal of the religous life of Hittite country. In this study we try to comparatively study some public beliefs which reach to today’s Anatolian life through Hittites from Hattioans who were an asiatic tribe with the similiar applications in Turkish world. Anadolu, tarih boyunca geçiş yollarının üzerinde olmasından dolayı kültürel ve dinsel kültür rotalarının merkezinde yer almış böylece birçok uygarlığın şekillenmesinde büyük roller üstlenmiştir. Günümüz Anadolu gelenekleri ile yakından ilişkili bazı kültürel değerlerin, Anadolu’da MÖ 2. binlerden itibaren, değişmeden ve asimile olmadan, aksine zenginleşerek günümüze kadar ulaştığı Hititçe çivi yazılı belgeler ile doğrulanmaktadır
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Ocak 2016 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2016 Sayı: 19 |
Vedat Dalokay Caddesi No: 112 Çankaya 06670 ANKARA
tuba-ar@tuba.gov.tr
(+90) (212) 219 16 60
TÜBA-AR Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi / Turkish Academy of Sciences Journal of Archaeology (TÜBA-AR), dergide yayımlanan makalelerde ifade edilen görüşleri resmî olarak benimsememekte ve derginin basılı ya da çevrim içi sürümlerinde yer alan herhangi bir ürün veya hizmet reklamı konusunda garanti vermemektedir. Yayımlanan makalelerin bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazar(lar)a aittir.
Makalelerle birlikte gönderilen resim, şekil, tablo vb. materyaller özgün olmalı ya da daha önce yayımlanmışlarsa, hem basılı hem de çevrim içi sürümlerde yayımlanmak üzere eser sahibinden alınmış yazılı izinle birlikte sunulmalıdır. Yazar(lar), dergide yayımlanan çalışmalarının telif hakkını saklı tutar. Makale dergide yayımlandığında, mali haklar ve umuma iletim hakları, işleme, çoğaltma, temsil, basım, yayın ve dağıtım hakları TÜBA’ya devredilecektir. Yayımlanan tüm içeriklerin (metin ve görsel materyaller) telif hakları dergiye aittir. Dergide yayımlanmak üzere kabul edilen makaleler için telif hakkı ya da başka bir ad altında ödeme yapılmaz ve yazar(lar)dan makale işlem ücreti alınmaz; ancak yeniden baskı (reprint) talepleri yazarın sorumluluğundadır.
Bilimsel bilgi ve araştırmalara küresel açık erişimi teşvik etmek amacıyla TÜBA, çevrim içi olarak yayımlanan tüm içeriklerin (aksi belirtilmedikçe) okuyucular, araştırmacılar ve kurumlar tarafından serbestçe kullanılmasına izin vermektedir. Bu kullanım, eserin kaynağının belirtilmesi koşuluyla ve ticari amaç dışında, herhangi bir değişiklik yapılmaksızın Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) Uluslararası Lisansı kapsamında mümkündür. Ticari kullanım veya lisans istisnaları ile ilgili izinler için lütfen dergi ile iletişime geçiniz.