Macaristan, Viktor Orbán liderliğindeki Fidesz hükümetleri döneminde köklü bir siyasi ve idari paradigma değişimine uğramıştır. Bu süreç, literatürde sıklıkla tartışılan "illiberal demokrasi" modelinin kurumsallaşması ve devlet-toplum ilişkilerinin yeniden yapılandırılması ile karakterize edilmektedir. Bu çalışma, Fidesz’in pragmatik bir merkez partiden radikal popülist bir harekete evrimini; salt konjonktürel siyasi manevralarla değil, 1990’ların post-komünist geçiş sürecinin getirdiği yapısal sancılar ve Avrupa Birliği entegrasyonuyla eş zamanlı ortaya çıkan sosyo-ekonomik dengesizliklerin yarattığı toplumsal zemin üzerinden okumaktadır. Analiz kapsamında, 2010 sonrası dönemde yürürlüğe konan anayasal reformlar ve yasal düzenlemelerin, yürütme erkinin yasama, yargı ve medya üzerindeki denetimini artırarak merkezi iktidarı nasıl konsolide ettiği irdelenmektedir. Araştırma ayrıca, Budapeşte’nin dış politikasındaki stratejik dönüşümü; Avrupa Birliği ile yaşanan normatif gerilimlerin ötesinde, "Doğu’ya Açılım" ve "Bağlantısallık" (Connectivity) doktrinleri çerçevesinde ele almaktadır. Bu bağlamda, Rusya ve Çin gibi küresel güçlerle geliştirilen pragmatik ilişkilerin, Batı ittifakından ideolojik bir kopuş olmaktan ziyade, ulusal çıkarları maksimize etmeyi amaçlayan bir "stratejik otonomi" ve jeopolitik çeşitlendirme arayışı olduğu savunulmaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle desenlenen bu çalışmada Macaristan vakası, liberal demokrasinin küresel ölçekteki erozyonunu ve çok kutuplu dünya düzeninde orta ölçekli devletlerin adaptasyon stratejilerini anlamlandırmak adına ampirik bir çerçeve sunmaktadır.
Macaristan Viktor Orbán popülizm Doğu’ya açılım bağlantısallık Fidesz
Hungary has undergone a profound political and administrative paradigm shift during the era of Fidesz governments led by Viktor Orbán. This process is characterized by the institutionalization of the "illiberal democracy" model, frequently discussed in the literature, and the restructuring of state-society relations. This study examines the evolution of Fidesz from a pragmatic centrist party to a radical populist movement; not merely through conjunctural political maneuvers, but through the lens of structural challenges inherited from the post-communist transition of the 1990s and the social context created by socio-economic imbalances emerging simultaneously with European Union integration. Within the scope of the analysis, it is scrutinized how constitutional reforms and legal regulations enacted in the post-2010 period consolidated central power by increasing the executive branch's control over the legislature, judiciary, and media. Furthermore, the research addresses the strategic transformation in Budapest's foreign policy within the framework of the "Eastern Opening" and "Connectivity" doctrines, extending beyond the normative tensions experienced with the European Union. In this context, it is argued that the pragmatic relations developed with global powers such as Russia and China represent a quest for "strategic autonomy" and geopolitical diversification aimed at maximizing national interests, rather than an ideological rupture from the Western alliance. Designed using a qualitative research method, this study presents the case of Hungary as an empirical framework for understanding the global erosion of liberal democracy and the adaptation strategies of middle powers in a multipolar world order.
Hungary Viktor Orbán populism eastern opening connectivity Fidesz.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türk Dünyası Çalışmaları |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 10 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 25 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Nisan 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.59182/tudad.1764031 |
| IZ | https://izlik.org/JA36EW76YA |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 9 Sayı: 2 |