Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Uygulamasına Yönelik Öz-Yeterlik Algıları: Fakülteler Arası Bir Karşılaştırma
Öz
Bu araştırma, öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulamasına yönelik öz-yeterlik algılarını incelemeyi ve bu algıların cinsiyet ile öğrenim görülen akademik birime göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, öğretmenlik uygulamasının mesleğe geçiş sürecindeki belirleyici rolünden hareketle, adayların alan bilgisi, alan eğitimi, öğrenme-öğretme süreçleri, sınıf yönetimi, iletişim ile değerlendirme ve kayıt tutma yeterliklerine ilişkin algılarını bütüncül bir çerçevede ele alması bakımından önem taşımaktadır. Türkiye’de farklı fakültelerde yürütülen öğretmen yetiştirme programlarının yapısal farklılıkları dikkate alındığında, bu karşılaştırmalı yaklaşımın literatüre önemli bir katkı sunacağı düşünülmektedir. Tarama modelinde desenlenen çalışmanın örneklemini Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi, İlahiyat Fakültesi ve Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 249 öğretmen adayı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Keyifli tarafından geliştirilen beş boyutlu Öğretmenlik Uygulaması Öz-Yeterlik/Performans Ölçeği kullanılmış; ölçeğin yapı geçerliği doğrulayıcı faktör analizi ile yeniden test edilmiştir. Verilerde öncelikle normallik ve varyans homojenliği varsayımları incelenmiş, ardından genel öz-yeterlik için Welch ANOVA ve bağımsız örneklemler t-testi; alt boyutlar için ise MANOVA, Welch ANOVA ve Games-Howell post-hoc analizleri uygulanmıştır. Bulgular, genel öz-yeterlik algılarının akademik birime göre anlamlı biçimde farklılaştığını; Eğitim Fakültesi öğrencilerinin İlahiyat Fakültesi öğrencilerine göre daha yüksek öz-yeterlik algısına sahip olduğunu göstermiştir. Cinsiyete göre genel öz-yeterlik algılarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Alt boyutlar düzeyinde ise akademik birimin alan ve alan eğitimi, öğrenme-öğretme süreçleri, sınıf yönetimi ve iletişim boyutlarında anlamlı farklılık oluşturduğu; değerlendirme ve kayıt tutma boyutunda ise anlamlı bir fark ortaya çıkmadığı belirlenmiştir. Cinsiyetin alt boyutlar üzerinde de anlamlı bir etkisi saptanmamıştır. Bulgular, öğretmen yetiştirme programlarının yapısal özelliklerinin öğretmen adaylarının öz-yeterlik algıları üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir.
Anahtar Kelimeler
Din eğitimi, Öğretmenlik uygulaması, Öğretmen öz-yeterliği, Öğretmen adayları, Öğretmen yetiştirme programları
Etik Beyan
Bu çalışma, Helsinki Bildirgesi ilkeleri ve ilgili ulusal araştırma etiği düzenlemeleri doğrultusunda yürütülmüştür. Araştırma için Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Etik Kurulundan etik onay alınmıştır (Karar No: GO 2025/1719, Tarih: 18.06.2025).
Araştırmaya katılım gönüllülük esasına dayanmaktadır. Katılımcılara araştırmanın amacı hakkında bilgilendirme yapılmış ve veri toplama sürecinden önce bilgilendirilmiş onamları alınmıştır. Katılımcılara, verdikleri yanıtların gizli tutulacağı ve yalnızca bilimsel amaçlarla kullanılacağı güvence altına alınmıştır. Araştırma kapsamında kişisel kimlik bilgisi toplanmamıştır.
Yazarlar, bu çalışmanın yayımlanmasına ilişkin herhangi bir çıkar çatışması bulunmadığını beyan etmektedir.
Pre-Service Teachers’ Self-Efficacy Perceptions Regarding the Teaching Practicum: A Cross-Faculty Comparison
Öz
This study aimed to examine pre-service teachers’ self-efficacy perceptions regarding the teaching practicum and to determine whether these perceptions differed by gender and by the faculty in which they were enrolled. Grounded in the pivotal role of the teaching practicum in the transition to the teaching profession, the study is important in that it addresses candidates’ perceptions of their competence in subject matter knowledge, pedagogical content knowledge, teaching-learning processes, classroom management, communication, and assessment within a holistic framework. Given the structural differences among teacher education programs among different faculties in Türkiye, this comparative approach is expected to make a meaningful contribution to the literature. The study, designed as a survey research, included 249 pre-service teachers enrolled in the Faculty of Education, the Faculty of Theology, and the Faculty of Sport Sciences at Burdur Mehmet Akif Ersoy University. Data were collected using the five-dimensional Teaching Practicum Self-Efficacy/Performance Scale developed by Keyifli, and the scale’s construct validity was retested through confirmatory factor analysis. The data were first analyzed for normality and homogeneity of variance; then Welch ANOVA and an independent-samples t-test were used for general self-efficacy, while MANOVA, Welch ANOVA, and Games-Howell post hoc analyses were conducted for the subdimensions. The findings showed that general self-efficacy perceptions differed significantly by faculty, with students in the Faculty of Education reporting higher self-efficacy perceptions than those in the Faculty of Theology. No significant difference in general self-efficacy perceptions was found by gender. At the subdimension level, faculty membership produced significant differences in subject matter, pedagogical content knowledge, teaching-learning processes, classroom management, and communication, whereas no significant differences were found in assessment and record keeping. Gender also did not have a significant effect on the subdimensions. The findings indicate that the structural characteristics of teacher education programs play a decisive role in shaping pre-service teachers’ self-efficacy perceptions.
Anahtar Kelimeler
Religious education, Teaching practicum, Teacher self-efficacy, Pre-service teachers, Teacher education programs
Etik Beyan
This study was conducted in accordance with the principles of the Declaration of Helsinki and relevant national research ethics regulations. Ethical approval was obtained from the Ethics Committee of Burdur Mehmet Akif Ersoy University (Decision No: GO 2025/1719, Date: 18.06.2025).
Participation in the study was voluntary. All participants were informed about the purpose of the research, and informed consent was obtained prior to data collection. Participants were assured that their responses would remain confidential and would be used solely for scientific purposes. No personal identifying information was collected.
The authors declare that there is no conflict of interest regarding the publication of this study.