EN
TR
Contemporary History Teaching From The View of Teachers (Sample of Erzurum)
Abstract
This study aims to determine the applicability of contemporary history teaching taking stand from the views of history teachers in the sample of Erzurum. To this end, it was targeted to present the training of teachers about curriculum, their views about the necessity of lesson and course book, resources that they use in lesson, problems encountered during lesson and students' attitudes and opinions towards lesson. Qualitative research approach and descriptive survey model were used in this research. The research sampling consisted of randomly selected 15 history teachers who working in city center of Erzurum city. Semi-structured interview technique was used to find teachers' opinions. Content analysis was used to analyze the data. According to the findings, it was found that teachers are not well trained about the subjects of this lesson, they consider this lesson to be necessary to protect students from ideological obsessions and to enable them to acquire general knowledge about current issues, they consider course book to be sufficient and interesting with its images and they regard content to be beyond the levels of students. Teachers stated that they encounter problems such as; the lack of resource and materials, the lesson is given at the latest grade, curriculum includes excessive amount of subjects and information, lack of knowledge and experience about course content, lack of background knowledge of students. According to teachers, almost half of students are interested in this lesson.
Keywords
Kaynakça
- 5- Ç.T. ve D.T. dersinin yürütülmesinde yaşadıkları sıkıntılar 6- Öğrencilerin Ç.T. ve D.T. dersine karşı ilgi durumları ile ilgili görüşleri ortaya konulmak istenmiştir. Yöntem Nitel araştırma yaklaşımıyla yapılan araştırma, betimsel tarama modelindedir (bkz. Yıldırım ve Şimşek, 2008: 39). Araştırmada katılımcıların görüşleri, konu odaklı görüşme yöntemi (bkz. Glesne, 2012, s.142) ile ortaya konulmuştur. Araştırmanın Çalışma Grubu Çalışma grubu, Erzurum il merkezinde görev yapan ve Ç.T. ve D.T. dersini yürüten 15 tarih öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışma grubu seçkisiz
- örneklem yoluyla belirlenmiştir. Bu yol hem araştırmacılardan kaynaklanabilecek yanlılığı azaltmada hem de araştırma sürecinde ortaya çıkabilecek olumsuzlukların katılımcılara eşit olarak dağılmasında yararlıdır (Rolf, 2006 ve Shenton, 2004’ten aktaran Yıldırım, 2010, s.90). Katılımcıların 13’ü erkek, 2’si ise bayandır. Katılımcı tarih öğretmenlerinin 6’sı Düz Lise’de, 5’i Anadolu Lisesi’nde, 3’ü Meslek Lisesi’nde, 1’i ise Sosyal Bilimler
- Lisesi’nde çalışmaktadır. Ayrıca öğretmenlerden 4’ü 6-10 yıl, 5’i 11-15 yıl ve 6’sı ise 15 yılın üzerinde görev yapmaktadır. Veri Toplama Aracı ve Verilerin Toplanması Verilerin toplanmasında, katılımcıların bakış açılarını ortaya çıkarabilmek ve onların düşüncelerini anlayabilmek (Kuş, 2003, s.87) amacıyla yarı- yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Hem araştırmanın kuramsal temeli hem de görüşme formunun oluşturulması için ilgili literatür gözden geçirilmiştir. Taslak mülakat formu üzerinde fikirlerine başvurulan konu uzmanlarının katkılarıyla gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Pilot çalışma, 2011
- Mart ayında 3 öğretmen ile yürütülmüştür. Pilot çalışmanın bir parçası olarak bu öğretmenlerin araştırmanın önemi, süreci, soruların biçimi, ifade edilişi, açıklığı, uygunluğu, yeterliliği hakkında görüşleri de göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca öğretmenlerin mülakat sorularına verdikleri cevaplar da araştırmacılar tarafından belirtilen bu hususlar açısından değerlendirilmiştir (Glesne, 2012, s.66, 74-75). Bu çalışmalardan sonra görüşme formuna son şekli verilmiştir. Verilerin toplanması 2011 Mayıs ve Haziran aylarında 2 araştırmacı tarafından görüşmenin yapılması ve not tutulması şeklinde gerçekleştirilmiştir.
- Kaydedilen notlar öğretmenlere gösterilip okutularak onayları alınmıştır (Creswell 1998, s.201-203’ten aktaran Glesne, 2012, s.66). Verilerin Analizi Görüşme sonucu alınan veriler, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir
- (Bkz. Yıldırım ve Şimşek, 2008, s.227). Araştırmanın bu aşamasında araştırma soruları dikkate alınarak kategoriler ve her bir kategori için de katılımcılardan alınan cevaplar doğrultusunda kodlar belirlenmiştir. Veriler, araştırmacılar tarafından hem ayrı ayrı hem de birlikte birkaç kez okunarak kodlar sürekli gözden geçirilmiş ve şekillendirilmiştir. Veriler, frekans ve yüzdeleri belirlenerek tablolar halinde sunulmuştur. Veriler açıklanırken E (Bay
- öğretmen) ve B (Bayan Öğretmen) şeklinde kodlanan katılımcılardan alıntılara da yer verilmiştir. Bu alıntılarda konu bağlamında olmayan cümleler 1 , yinelenen kelimeler çıkartılmış ve hatalı kullanılan kelimeler ile bazı devrik cümleler düzeltilmiştir. Bu işlemler alıntının özünü bozmayacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Bulgular ve Yorum Öğretmenlerin Ç.T. ve D.T. Müfredatı İle İlgili Bir Eğitim Alıp Almama Durumları Öğretmenlere öncelikle lisans eğitimleri sırasında Ç.T. ve D.T. müfredatına yönelik herhangi bir ders alıp almama durumları, ardından da böyle bir ders alanlara bu derslerin yararlarına yönelik görüşleri sorulmuştur. Öğretmenlerin görüşleri Tablo 1 ve Tablo 2’de gösterilmiştir. Tablo 1. Öğretmenlerin lisans eğitimleri sırasında Ç.T. ve D.T. müfredatına yönelik herhangi bir ders alıp almama durumları 1 Bu cümleler yerine … şeklinde üç nokta kullanılmıştır. Öğretmenlerin ders alma durumları f % Ders alanlar 4 27 Ders almayanlar 11 73 Toplam 15 100 Görüşme yapılan öğretmenlerden lisans döneminde Ç.T. ve D.T. müfredatına yönelik ders aldıklarını ifade edenlerin sayısı 4’tür. Öğretmenlerin aldıkları dersler ise şunlardır: 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Türk Cumhuriyetleri Tarihi, Türk Dünyası Tarihi, Çağdaş Türk Dünyası, 19 ve 20. Yüzyıl Avrupa Tarihi. Bu öğretmenlerin bu derslerin faydalarına yönelik görüşleri ise aşağıda Tablo 2’de gösterilmiştir. Tablo Lisans eğitimlerinde Ç.T. ve D.T. müfredatına yönelik ders alan öğretmenlerin bu derslerin yararlarına yönelik görüşleri Görüşler Olumlu Görüşler f % Edinilen bilgileri derste kullanabilme 2 50 Bugünü anlamada yakın tarihin öneminin farkına varma 1 25 Olumsuz Görüşler f % Dersin sınıf geçmede bir araç olarak görülmesi 1 25 Toplam 4 100 Bu öğretmenlerden üçü, lisans eğitimleri sırasında aldıkları bu derslerin faydalarını gördüğünü belirtirken sadece 1’si bu dersten herhangi bir yarar görmediğini belirtmiştir. Bu derslerden fayda gördüklerini belirten öğretmenlerden ikisi, bu dersler sayesinde edindikleri bilgileri Ç.T. ve D.T. dersinde kullanabildiklerini, birisi ise bugünü anlamak için yakın tarihi bilmenin öneminin farkına vardığını belirtmiştir. Bu dersten herhangi bir fayda görmediğini belirten öğretmen ise buna neden olarak, aldığı bu dersi sınıfı geçmek için bir araç olarak görmesini söylemiştir. Öğretmenlerin bu konudaki görüşlerinden bazı alıntılar şu şekildedir: "Aldım. 2 ders gördük. Birincisi Türk Dünyası Tarihi, diğeri ise 19. ve yüzyıl Avrupa Tarihi. Bu iki dersin benim için çok faydası oldu. Ç.T. ve D.T. ders müfredatında Türk dünyası tarihinde gördüğümüz konular var. Rusya'nın Orta Asya'yı istilası, son kısımda Rusya'nın dağılması ile oluşan Türk Cumhuriyetleri tarihi var. Avrupa tarihinde gördüğümüz konularla ilgili de bu ders müfredatında Yugoslavya'nın dağılışı, komünizm konuları var. Lisansta aldığımız bu derslerin faydalarını bu konuları işlerken görüyorum. O derslerde edindiğim bilgilerimi şu anda kullanabiliyorum" (B-2). "Aldım. Türk Cumhuriyetleri Tarihi'ne yönelik bir ders aldım. Bu dersin pek faydası olmadı. Üniversitede dersleri alırken tek amacımız dersleri geçmekti. Bu aldığım dersten ziyade kendi araştırmalarımın faydasını görüyorum. Okumayı seven bir insanım. Bu derse yönelik okuduğum kitaplar da var. Bu sayede bilgi eksikliğimi gideriyorum" (E-5). Görüşme yapılan öğretmenlerin, Ç.T. ve D.T. dersinin program ve amaçları hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıkları da anlaşılmıştır. Öğretmenlerden sadece 4’ü programı ve amaçları incelediklerini ve bilgi sahibi olduklarını belirtmişlerdir. Ancak bu öğretmenlerden 2’si tam anlamıyla amaçları hatırlamadıklarını da eklemişlerdir. Öğretmenlerden 6’sı sadece amaçlarına baktıklarını belirtirken 5 öğretmen ise program ve amaçları incelemediklerini belirtmişlerdir. Öğretmenlere Ç.T. ve D.T. dersi uygulamaya girdikten sonra bu dersin müfredatına yönelik herhangi bir hizmet içi eğitim semineri alıp almadıkları sorulmuştur. Öğretmenlerin hepsi bu konuda bir hizmet içi eğitim semineri almadıklarını ancak böyle bir hizmet içi eğitim seminerinin gerekli olduğunu ve eğer olursa katılmak istediklerini belirtmişlerdir. Öğretmenlerin bu konudaki gerekçeleri aşağıda Tablo 3’te gösterilmiştir. Tablo Öğretmenlerin Ç.T. ve D.T. dersine yönelik hizmet içi eğitim semineri almak istemelerinin nedenleri İfadeler f % Dersi daha verimli ve zevkli hale getirmek 9 43 Müfredat konularına daha fazla hâkim olmak 6 29 Katılımcı öğretmenlerle işbirliği sağlamak 3 14 Müfredat ve ders kitabı ile ilgili önerilerini dile getirebilmek 3 14 Toplam 21 100 Görüşme yapılan öğretmenlerin, bu derse yönelik hizmet içi eğitim semineri almak istemelerinin birinci sebebi; uygulamaya yeni konan bu dersin öğrencilere nasıl daha iyi, verimli ve zevkli öğretilebileceği hakkında bilgi ve fikir sahibi olma düşüncesidir. İkinci sırada ise bilgi eksikliklerini gidererek müfredat konularına daha vakıf olma düşüncesi bulunmaktadır. Bu görüşü sırasıyla; bu seminerlerde diğer öğretmenlerle tanışıp dersin uygulanışı hakkında işbirliği yapma ve fikir alışverişinde bulunma imkânlarının olması, müfredat ve ders kitabı öğrenci seviyesine göre çok ağır ve ayrıntılı olduğundan en azından bunların sadeleştirilmesi ile ilgili görüşlerinin bu seminerlerde konu uzmanlarına dile getirilme imkânının olması şeklindedir. Buna göre öğretmenlerin Ç.T. ve D.T. dersine yönelik seminer almak istemelerinin en önemli gerekçesinin, uygulamaya yeni konduğu için öğretmenlerin bilgi ve tecrübe açısından kendilerini yeterli hissetmedikleri bu dersi öğrencilere nasıl daha iyi öğretebilirim kaygısı olduğu görülecektir. Buna karşılık bir öğretmen ise bu tür seminerlerin sadece öğretmenlere değil, alanla ilgili uzmanlara da önemli fırsatlar sağladığını belirtmiştir. Bu öğretmen hizmet içi seminerleri vasıtasıyla uzmanların da öğretmenlerden özellikle ders kitabının nasıl daha iyi olabileceği hakkında bilgi edinebileceklerini belirtmiştir. Öğretmenlerin konuyla ilgili görüşlerinden bazı alıntılar şu şekildedir: "Hizmet içi eğitim kurslarında değişik il ve okullardan gelen öğretmenlerle tanışma ve yardımlaşma fırsatı doğuyor. Bu öğretmenlerin derslerinde uyguladıkları farklı yöntem ve teknikleri öğrenip biz de derslerimizde uygulayabilirdik. Bu seminerlerde katılımcılar derse yönelik fikir alışverişinde bulunabiliyor. Bence bu semineri verenlerin anlattıklarından ziyade bu yardımlaşma daha faydalı oluyor" (E-1). “Günümüzde bu alanda çok detaylı çalışmalar yapıldığı için yeni öğretim yöntem ve tekniklerinden haberdar olmak istiyorum. Bu dersi hangi yöntem ve tekniklerle nasıl öğretebilirim? Nasıl daha iyi öğretebilirim? Örneğin bu dersle ilgili slaytlar nasıl yapılır veya hazır slaytlar var mı? Bu derste filmlerden nasıl faydalanabilirim? Bu derste kullanabileceğim istatistik bilgileri var mı? gibi konulardan haberdar olurdum" (E-2). "Almak isterdim. Yani şu yönüyle iyi olurdu. Eğer bu hizmet içi eğitim seminerlerine ders kitabını ve bu dersin programını hazırlayan kişiler katılsaydı, bu kişilerle bu kitap konusunu konuşurduk. Neden bu kitabı böyle hazırladınız? derdik. Çünkü kitap çok ağır bilgi yüküne sahip, çok ayrıntılı, öğrenci seviyesinin üstünde, renklendirme sağlıklı değil diye görüşlerimi ifade edebilirdim" (E-9). "Kesinlikle isterim. MEB’in en büyük eksikliği bence bu. Bütün öğretmenlerin bu dersle ilgili bilgilendirilmeleri gerekirdi. Biz bu konuları bilmeden aniden bu dersle karşılaştık. Bu hizmet içi eğitim seminerleri neyi, nasıl yapacağımız konusunda bize yol haritası çizerdi. Biz üniversitede böyle bir ders almadık. Eksikliklerimizi gidermede bize yardımcı olurdu. Dersi nasıl daha iyi anlatacağımız, nasıl daha zevkli hale getireceğimiz konularında bilgi alırdık" (E-10). "Evet isterdim. En azından konu yeterliliğim olurdu. 1929 Dünya
- Ekonomik Krizi konusu var. Ben KPSS kursunda çalıştığım için yeterliliğim var. Küba krizi de öyle. Bu KPSS hazırlığım olmasa yeterliliğim olmazdı. Anlatma ihtimalim de olmazdı, imkânı yok. 2. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası çıkan sosyal akımlar, faşizm, komünizm gibi konuları bilmiyordum. Hitler’i, Mussolini’yi bilmiyordum daha önce. Şu anda Ç.T. ve D.T. ile ilgili bir yazılı hazırladım. Erzurum’daki öğretmenlerin çoğu zorlanır" (E-13). Öğretmenlerin Ç.T. ve D.T. Dersinin Gerekliliği İle İlgili Görüşleri Bu konuda görüşme yapılan öğretmenlerin hepsi Ç.T. ve D.T. dersinin gerekliliğini ifade ettikleri gibi, bu dersin müfredatta yer almasından memnun olduklarını da dile getirmişlerdir. Bununla beraber 10 öğretmen bu konuların öğretiminde öğretmenlerin ideolojik davranabileceğini ve de objektifliğin sağlanabilmesinin zorluğu konusunda çekincelerini dile getirmişlerdir. Öğretmenlerin yakın dönem tarih konularının okullarda niçin öğretilmesi gerektiği hakkındaki görüşleri aşağıda Tablo 4’te sunulmuştur. Tablo 4. Öğretmenlerin Ç.T. ve D.T. Dersinin Gerekliliği İle İlgili Görüşleri İfadeler f % Öğrencileri ideolojik saplantılardan korumak 9 21 Güncel olan konular hakkında genel kültür kazandırmak 7 17 Günümüzde, çekinilen konuların rahatlıkla ele alınabileceği şartların oluşması 6 14 Tarihin bir bütün olarak öğrenilmesi gerekliliği 5 12 Günümüz olaylarının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamak 5 12 Yakın dönem konularının öğrencilerin daha fazla ilgisini çekmesi 3 7 Öğrencilerin vatandaşlık bilincine katkı sağlamak 2 5 Diğer 5 12 Toplam 42 100 Görüşme yapılan öğretmenlere göre, yakın dönem konularının öğretilmesinin en büyük gerekçesi, öğrencileri ideolojik saplantılardan korumaktır. Aslında bir öğretmenin deyimiyle bu ders, dogmatizme, kavgaya, teröre ve şiddete karşı bir duyarlılık ve bilinç sağlama misyonu taşımaktadır: “Yakın dönem konuları bu derste öğretiliyor. İnsan dünyada yaşıyorsa, fikri derinliği ölçüsünde çevresine duyarsız kalamaz. Hele demokrasiyi yeni kazanmış bir ülkedeki tartışmalardan kendini soyutlayamaz. Bu konularda bir bilgilendirmeden yoksun ise bu defa insanlar duyguları ile hareket edecektir. Bu durum da taraflı olma sonucunu doğuracaktır. Farklı taraflar ya sabit bir fikre saplanacak ya da karşı tarafı alt etmek için akademik olmayan yollar tercih edilecektir. Kavga, terör, baskı, sindirme vb. Ya da karşı taraf kendini alt ederse, susup içindeki kini büyütecektir" (E-2). Öğretmenler görüşmede özellikle okul dışı ideolojik ve ehil olmayan kaynaklara dikkat çekerek, ders sayesinde öğrencilerin çağdaş tarih konularını bu kaynaklardan öğrenmelerinin önüne geçileceğini ve okulda öğrenmelerinin sağlanacağını dile getirmişlerdir. Öğretmenlere göre dersin okutulmasının ikinci gerekçesi bizi etkileyen ve güncel olan konularda öğrencilere genel bir kültür kazandırmaktır. Hatta bu yüzden ders, öğretmenlerden üçüne göre Türkçe-Matematik ve Fen sınıflarında da zorunlu olarak verilmelidir. Öğretmenlerin bu konudaki önemli gerekçelerinden birisi de geçmişte konuşulmayan konuların bugün rahatlıkla konuşuluyor olmasıdır. Geçmişte konuşulmayan, tabu gibi görülen ve çekinilen konuların günümüzde artık şartlar değiştiği için anlatılması gerektiğini belirtmişlerdir. Öğretmenlerin belirttikleri iki önemli gerekçeden birisi, tarihin bir bütün olarak öğrenilmesi gerektiği ve dolayısıyla dersin müfredatta yer alan dersleri tamamladığı ve bu konudaki eksikliği giderdiğidir. Diğeri ise dersin öğrencilerin günümüz olaylarını daha iyi anlayabilmelerine katkı sağlayacağı yönündedir. Üç öğretmen, günümüze yakın dönem konularının öğrencilerin ilgisini çektiğini ve onlarda merak duygusu oluşturduğunu belirtirken, 2 öğretmen ise, bu dersin öğrencilerin vatandaşlık bilincine katkı sağladığını dile getirmişlerdir. Bunun dışında öğretmenler tarafından bir kez belirtilen görüşler bulunmaktadır. Bunlar, bu dersin öğrencilerin kendilerine yön tayin etmede yardımcı olup yaşamlarında rehber rolü oynayacağı, yaşadığımız hızlı değişime ayak uydurabilmelerine yardımcı olacağı, günümüzdeki önemli kurumların (BM, AB) ortaya çıkış sürecini anlamalarına katkı sağlayacağı, ülkesini ve insanlarını daha iyi tanımasına yardımcı olacağını ve Türk dünyasını, Avrupa ve dünyayı tanıması için elzem olduğu görüşleridir. Öğretmenlerin Ç.T ve D.T. dersinin gerekliliği ile ilgili görüşlerinden bazı alıntılar şu şekildedir: "Keşke daha önce olsaydı. Biz bu dersin müfredatta yer almamasından dolayı zaten şikayetçiydik… Örneğin şu anda darbe konusu güncel bir konu. Öğrenciler 27 Mayıs’ı bilsin. Bu ülkede neler yaşandıysa öğrenciler öğrensinler. Tarih illa bunları yendik, bu kadar kuvvetle bunları yok ettik şeklinde kabarmamızı sağlayacak şekilde anlatılmamalı… Adnan Menderes kim? Öğrencilerimiz bu yıla kadar bunu bilmiyorlardı. Bu yıl bu dersi alınca öğrendiler. Belgeseller izlediler. Bunları gördüler. Kıbrıs sorunu var, Kore’ye Türk askerinin gönderilmesi ve orada askerlerimizin şehit olması var, İran-Irak savaşı var, Körfez savaşı var. Biz İran-Irak savaşına Körfez savaşına katılmadık ama çok etkilendik. İsrail'in kuruluş süreci yine önemli bir konu……Bence bu ders TM ve Fen sınıflarında da olmalı. Çünkü bu ders genel kültür dersi " (B-1). "Bu derste tarafsızlık ve şeffaflığın çok fazla sağlanamayacağı sakıncasını saklı tutmak kaydıyla, tarih müfredatı içerisinde en gerekli olan derslerden biri olarak görüyorum. Neden tarafsızlık ve şeffaflık çok fazla sağlanamaz diye düşünüyorum. Örneğin siyasi bir olayı anlatırken bu konuda tarafsız olunamayabiliyor. Hem öğretmen hem de öğrenci bu konuyu işlerken tarafsızlığını yitirebilir. Bu sorun nasıl çözülebilir? Bunun çözümü olgunluk, tartışma kültürü, başka fikirlere saygıdır. Öğretmen görüşlerini empoze etmek isterse sorun yaşanır. Bu dersin okullarda öğretilmesi gerekiyor. Öğrenciler bu konuları okulda öğrenmezlerse ya ehil olmayan bir ortamda ya da daha ideolojik bir ortamda bu konuları öğreneceklerdir. Bu durum öğrencilerin ideolojik saplantılar içerisine girmesine neden olacaktır. Karşı görüşü dinlemeden, tartışma kültürü edinmeden bilgileri öğrenecek” (E-2). “Yakın dönem siyasi konuları mutlaka öğretilmeli. Karanlıkta kalmamalı. Sonra kulaktan dolma bilgilerle öğrenci karşımıza çıkıyor. Mesela öğrenci komünizmi dışarıdan duyuyor veya güvenilir olmayan bir iki kitap okuyor ben komünistim diyor. Ama bu derste komünizmin artı ve eksilerinden bahsedince öğrenci ben yanlış biliyormuşum diyebiliyor. Aynı şekilde 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü de anlatmalıyız. Öğrenciden şuradan buradan kitap alarak öğreniyor. Sonuçta yanlış bilgilerle sorularla öğrenciler karşımıza çıkıyor. Ama öğrenci bu konuları bilimsel olarak öğrenirse entelektüel bir bakış açısı kazanır… Bu dersi verecek öğretmenlerin bazı özelliklere sahip olması gerekiyor. Bu dersi veren öğretmenler objektif olmalı, herkese hitap etmeli ve herkesi kucaklamalı" (B-2). “Öğrenciler, cevabını alamadığı konulardaki eksik kalan bilgiyi partilerden, belirli ideolojik gruplardan alma yoluna gidebilirler. Bu durum ileride sorun yaratabilir. Ehliyetsiz kişilerden bilgi alınmasının sakıncaları olabiliyor… Eskiden bu konular konuşulamıyordu, baskı vardı. Bizim zamanımızda komünizm, faşizm, Hitler gibi kelimeleri konuşmak bile yasaktı. Türkiye şimdi gelişti. 30 yıl önceki Türkiye değil. Şimdi bu konulardan ders kitabında bahsediliyor. Öğretmenlerin bu konuları konuşması lazım… Öğrenciler özgürlüklerini, haklarını öğrenebilir. Biz yıllar boyu öğrencilere bu konuları öğretmedik. Onları baskı altında tuttuk. Bundan dolayı öğrencilerimiz pısırık yetişti. Kendilerini ifade edemediler” (E-3). "Yakın dönem konuları öğrencilerin ilgisini çekiyor. Kendini konuların içinde buluyor ve hissediyor. Günümüze yakın olduğu için öğrencide merak duygusu oluşuyor. Eskiçağ tarihi konuları mı öğrencilerin ilgisini çeker yoksa yakın dönem tarih konuları mı? Tabi ki yakın dönem konuları” (E-6). “Bana göre bu konular okullarda anlatılmalı. Öğrencilerimiz tarihin bu yakın konularını, ki bunların etkisini hala yaşıyoruz, anlamalı ve öğrenmeli. 1960 darbesinin üzerinden 50 yıl geçmiş. O gün meydana gelen olayların bugün yaşadıklarımız üzerinde de etkisi vardır. Demokrasi raydan çıkmış, bunun sıkıntısını halen yaşıyoruz…Dünyadaki bazı devletlerin istihbarat raporlarının açıklandığı bir çağda bazı şeylerin üstünü örtmek doğru değil diye düşünüyorum. İdeolojik bir şekilde davranmamalıyız" (E-8). “Mükemmel. Bu dersin müfredatta yer almasını böyle değerlendiriyorum.
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
-
Bölüm
-
Yayımlanma Tarihi
1 Aralık 2012
Gönderilme Tarihi
30 Haziran 2014
Kabul Tarihi
-
Yayımlandığı Sayı
Yıl 1970 Cilt: 2013 Sayı: XVI
APA
Kaya, R., Güven, A., & Günal, H. (2012). ÖĞRETMENLERİN GÖZÜYLE ÇAĞDAŞ TARİHİN ÖĞRETİMİ (ERZURUM ÖRNEĞİ). Tarih Okulu Dergisi, 2013(XVI). https://doi.org/10.14225/Joh357
AMA
1.Kaya R, Güven A, Günal H. ÖĞRETMENLERİN GÖZÜYLE ÇAĞDAŞ TARİHİN ÖĞRETİMİ (ERZURUM ÖRNEĞİ). Tarih Okulu Dergisi. 2012;2013(XVI). doi:10.14225/Joh357
Chicago
Kaya, Ramazan, Aydın Güven, ve Hasan Günal. 2012. “ÖĞRETMENLERİN GÖZÜYLE ÇAĞDAŞ TARİHİN ÖĞRETİMİ (ERZURUM ÖRNEĞİ)”. Tarih Okulu Dergisi 2013 (XVI). https://doi.org/10.14225/Joh357.
EndNote
Kaya R, Güven A, Günal H (01 Aralık 2012) ÖĞRETMENLERİN GÖZÜYLE ÇAĞDAŞ TARİHİN ÖĞRETİMİ (ERZURUM ÖRNEĞİ). Tarih Okulu Dergisi 2013 XVI
IEEE
[1]R. Kaya, A. Güven, ve H. Günal, “ÖĞRETMENLERİN GÖZÜYLE ÇAĞDAŞ TARİHİN ÖĞRETİMİ (ERZURUM ÖRNEĞİ)”, Tarih Okulu Dergisi, c. 2013, sy XVI, Ara. 2012, doi: 10.14225/Joh357.
ISNAD
Kaya, Ramazan - Güven, Aydın - Günal, Hasan. “ÖĞRETMENLERİN GÖZÜYLE ÇAĞDAŞ TARİHİN ÖĞRETİMİ (ERZURUM ÖRNEĞİ)”. Tarih Okulu Dergisi 2013/XVI (01 Aralık 2012). https://doi.org/10.14225/Joh357.
JAMA
1.Kaya R, Güven A, Günal H. ÖĞRETMENLERİN GÖZÜYLE ÇAĞDAŞ TARİHİN ÖĞRETİMİ (ERZURUM ÖRNEĞİ). Tarih Okulu Dergisi. 2012;2013. doi:10.14225/Joh357.
MLA
Kaya, Ramazan, vd. “ÖĞRETMENLERİN GÖZÜYLE ÇAĞDAŞ TARİHİN ÖĞRETİMİ (ERZURUM ÖRNEĞİ)”. Tarih Okulu Dergisi, c. 2013, sy XVI, Aralık 2012, doi:10.14225/Joh357.
Vancouver
1.Ramazan Kaya, Aydın Güven, Hasan Günal. ÖĞRETMENLERİN GÖZÜYLE ÇAĞDAŞ TARİHİN ÖĞRETİMİ (ERZURUM ÖRNEĞİ). Tarih Okulu Dergisi. 01 Aralık 2012;2013(XVI). doi:10.14225/Joh357