İlahi İrade İle Fiziksel Yasalar Arasında: Nedenselliğin Felsefî ve Kelamî Yorumu
Öz
Evrendeki sebep-sonuç ilişkisinin katı olduğu fikrine Müslüman düşünce geleneği mesafeli yaklaşılmıştır. Onlar, Allah’ın evrendeki rolünü açıklayabilmek için daha esnek bir evren perspektifi geliştirdiler. Çünkü ilahî iradeyi merkeze alan bir yaklaşımın, anlamlı bir kozmolojik tasavvur için gerekli olduğuna inanmışlardı. Kimi düşünce ekolleri, evrenin belirli kurallara göre işlediğini ve bu kuralların Allah’ı da bağladığını savunurken, diğer bazı ekoller ise Allah’ın evrende mutlak hükümran olduğunu hiçbir kuralın O’nu sınırlayamayacağını ileri sürmüştür. Teolojik ekollerde sözü edilen bu sınırlar içinde gelişen tartışmalar, felsefî çevrelerde de belirli parametreler gözetilerek yeniden yorumlanmıştır. Bu farklı teolojik-felsefî yaklaşımlar, bilim çevrelerinde de mutlaklık ve görecelilik ekseninde değişen evren yorumlarına zemin hazırlamıştır. Newtoncu fizik, Kuantum fiziği öncesinde evreni determinist bir yapı olarak ele almış ve her olayın belirli kurallara bağlı olarak gerçekleştiğini savunmuştur. Modern bilimle birlikte evrenin işleyişine dair daha esnek ve olasılıklara dayalı fakat çok boyutlu bir bakış açısı ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşım, klasik determinist anlayışın sorgulanmasına yol açarak, evrendeki olayların ihtimaller çerçevesinde yorumlanabileceğini göstermiştir. Araştırmamız, felsefî determinizm problemi ile Kelâmcıların nedensellik anlayışları karşılaştırmalı biçimde ele alacak; tarihsel bağlamlandırma, kavramsal analiz ve karşılaştırmalı değerlendirme yöntemleriyle konu derinleştirilecektir.
Anahtar Kelimeler
Etik Beyan
Araştırmam etik beyan gerektirmez
بين الإرادة الإلهية والقوانين الفيزيائية: التفسير الفلسفي والكلامي لمبدأ السببية
Öz
وقف التراث الفكري الإسلامي من فكرة صرامة العلاقة السببية في الكون موقفًا متحفِّظًا. فقد سعى المفكرون المسلمون إلى تطوير تصوّر أكثر مرونة للكون من أجل تفسير دور الإله فيه ؛ إذ كانوا يعتقدون أن المنهج المتمحور حول “الإرادة الإلهية” ضروري لبناء إطار كوني ذي معنى. وبينما ذهبت بعض المدارس الفكرية إلى أن الكون يعمل وفق قوانين ثابتة تقيّد حتى الإرادة الإلهية، أكد آخرون أن الله يتمتع بسيادة مطلقة على الكون وأنه لا يمكن لأي قاعدة أن تحدَّ من إطلاق قدرته وسلطانه. إن النقاشات التي تشكلت ضمن هذه الحدود الكلامية أُعيد تأويلها لاحقًا في الأوساط الفلسفية مع مراعاة محددات مفاهيمية معينة. كما أرست هذه الرؤى الكلامية والفلسفية المتنوعة الأساس لتفسيرات علمية للكون تتراوح بين الإطلاقية والنسبية. فقبل فيزياء الكم تصوَّر العلمُ النيوتني الكونَ كبنية حتمية، وذهب إلى أن كل حدث إنما يقع وفق قوانين محددة. ومع صعود العلم الحديث ظهرت رؤية أكثر مرونة لآلية عمل الكون، قائمة على تنوع الاحتمالات وتعدد الأبعاد. وقد دفع هذا التوجه إلى إعادة تقييم الحتمية الكلاسيكية، مبينًا إمكانية تفسير الأحداث الكونية في إطار الاحتمالات. ستبحث دراستنا على نحو مقارن إشكالية الحتمية الفلسفية وتصور المتكلمين للسببية، مستخدمةً مناهج “السياق التاريخي”، و”التحليل المفاهيمي”، و”التقييم المقارن” لتعميق البحث.
Anahtar Kelimeler
Between Divine Will and Physical Laws: Philosophical and Theological Interpretations of Causality
Öz
Muslim intellectual tradition has maintained a certain distance from the notion that causal relations in the universe operate in a strictly rigid manner. In order to account for God’s role in the cosmos, Muslim thinkers developed a more flexible conception of the universe. They believed that an approach centered on divine will was essential for constructing a meaningful cosmological conception. While some schools of thought argued that the universe functions according to fixed laws that even bind God, others asserted that God possesses absolute sovereignty over the cosmos and cannot be constrained by any rule whatsoever. The debates that emerged within these theological boundaries were later reinterpreted in philosophical circles, with attention to specific conceptual parameters. These diverse theological and philosophical perspectives also laid the groundwork for scientific interpretations of the universe that oscillate between absolutism and relativism. Before quantum physics, Newtonian science conceived the universe as a deterministic structure and argued that every event occurs in accordance with definite laws. With the rise of modern science, a more flexible, probability based, yet multidimensional understanding of cosmic processes has emerged. This approach has prompted a reassessment of classical determinism, demonstrating that events in the universe may be interpreted within the framework of probabilities. Our study will examine the philosophical problem of determinism and the theologians’ conception of causality in a comparative manner, employing the methods of historical contextualization, conceptual analysis, and comparative evaluation to deepen the inquiry.
Anahtar Kelimeler