14. yüzyılın başlarından itibaren Orta Karadeniz’e egemen olan Canik Beyleri’nden biri de Taceddinoğulları’dır. Niksar, Terme ve Çarşamba civarına hâkim olan bu beyliğin idaresindeki Çarşamba ilçesinde tesis edilen vakıf kurumları, çalışmamızın ana konusudur. Kaynakların yeterli bilgi vermemesine rağmen yörede Taceddin Bey’in ve onun torunları Gazi Hasan Bey ile Hüsameddin Mehmed Yavuz Bey’in tesis ettiği üç önemli vakıf karşımıza çıkmaktadır. Bunlar, Sarışeyh Köyü’nde Taceddin Bey’in kurduğu Saru Şeyh Zaviyesi, Gazi Hasan Bey’in Ordu Köyü’ndeki Cuma Camisi ile Ebulkasım Tekkesi (Buk’a-i Mübâreke) ve Mehmed Yavuz Bey’in Mescid-i Şerifi’dir.
Söz konusu vakıf kurumları, bir yandan günün şartlarında din, kültür ve eğitim alanında toplumsal hayatı konsolide ederken, diğer yandan da ticaret yolları üzerinde birer sosyal tesis gibi hizmet verdiği anlaşılmaktadır. Bölgede Türk-İslam mimarisinin, ahşap işçiliğinin numune örnekleri olan bu yapılardan günümüze sadece Ordu Camisi ulaşabilmiş, diğerleri yok olup gitmiştir. Buna rağmen, eldeki vesikaların ve tevatür niteliğindeki bilgilerin sentezi sayesinde Orta Karadeniz Bölgesi’nde Türk varlığının nitelikli derinliği de ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Zaviye cami Buk’a-i Mübâreke Taceddin Bey Gazi Hasan Bey Mehmed Yavuz Bey Ebulkasım.
The Taceddinoğulları were one of the Canik beyliks which dominated the central Black Sea region from the beginning of the 14th century. The main subject of this study is the waqf institutions established in Çarşamba district during the reign of this principality, which dominated Niksar, Terme, and the surrounding areas of Çarşamba. Although sources lack sufficient information, three important waqfs in the region were established by Taceddin Bey and his grandsons, Gazi Hasan Bey and Hüsameddin Mehmed Yavuz Bey: the Saru Şeyh Zawiya (Tajeddin Sheikh Lodge) was established by Taceddin Bey in the village of Sarışeyh; the Cuma Camisi (Friday Mosque) and Ebulkasım Tekke (Buk’a-i Mübâreke) of Gazi Hasan Bey in the village of Ordu; and the Mescid-i Şerifi (Holy Mosque) of Mehmed Yavuz Bey.
These waqf institutions appear to have consolidated social life in the areas of religion, culture, and educationunder contemporary conditions, while also serving as social facilities along trade routes. Of these structures, which are exemplary examples of Turkish-Islamic architecture and woodwork in the region, only the Ordu Mosque has survived to the present day. Neverthless, via a synthesis of available documents and well-established information an attempt has been made to reveal the depth of the Turkish presence in the Central Black Sea Region.
zawiya mosque Buk’a-i Mubâreke Taceddin Bey Gazi Hasan Bey Mehmed Yavuz Bey Ebulkasim
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Osmanlı Kurumları ve Medeniyeti (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 18 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.16971/vakiflar.1764178 |
| IZ | https://izlik.org/JA74GN66RP |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 64-Aralık 2025 |
Vakıflar Dergisi Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Haziran ve Aralık aylarında yayımlanan süreli ilmi yayınıdır. Yayın talebiyle Vakıflar Dergisi’ne gönderilen makaleler Yayın Kurulu tarafından ön incelemeye tabi tutulur ve uygun bulunan makaleler incelenmek üzere çift kör hakem sistemiyle alanında uzman en az iki akademisyene gönderilir. Hakem raporları ve Yayın Kurulu kararı ile Vakıflar Dergisi'nde yayımlanması kabul edilen yazıların telif hakkı Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilmiş sayılmakla birlikte yayımlanan makaleler ilgili okuyucular ve araştırmacılar tarafından kaynak gösterilmek koşuluyla kullanılabilir.