Bu çalışma, Mâverdî’nin (ö. 450/1058) asabiyet kavramına dair yaklaşımını ve bu kavramın altında yatan duyguların şahitlik üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Sarmak, kuşatmak anlamına gelen “asabe” cahiliye döneminde baba tarafından kan bağı bulunan akrabalardan oluşan cemiyet anlamında kullanılarak kan bağına dayalı bir dayanışma anlayışını yansıtmaktaydı. İslam bu tür dayanışma anlayışını yererek hakta ve iyilikte yardımlaşma, zulmü ve münkeri engellemede dayanışmayı övmüştür. Fukahâ asabiyeti bu minvalde ele almış kendisine ilişen hukuki sonuçları fıkıh literatüründe tartışmıştır. Bu bağlamda fukahâ nezdinde konuyu kapsamlı bir şekilde ele aldığı için Mâverdî’nin (ö. 450/1058) yaklaşımı önem arz etmektedir. O, konuyu muhabbet, asabiyete sebep olan sevgi, buğz ve adavet şeklinde dört kategoride ele almaktadır. Mâverdî, bu kısımları da şahitliğe engel olup olmaması açısından kendi içerisinde mubah, müstehab ve mekruh kategorizasyonu ile incelemektedir. Mâverdî, asabiyette yer alan sevgi, buğz ve adaveti kendi tasnifinin önemli sacayakları yaparak konuyu ele almaktadır. Bu sacayakları aynı şekilde ahlak felsefesi, psikoloji ve sosyoloji gibi farklı disiplinlerin de çalışma alanlarına girmektedir. Mâverdî’nin asabiyete ilişkin tasnifi bir şeyin ahlakî, nefsî ve toplumsal etkisine göre nasıl farklı değerlendirildiğini ve hükme bağlandığını açıkça göstermektedir. Bu çalışma Mâverdî’nin bu tasnifinin, İslam hukukunda nesep, mezhep gibi herhangi bir aidiyetin adalet üzerindeki etkisini anlamaya yönelik önemli bir çerçeve sunması; fıkhın ahlakla ilişkisine ve hüküm vermek için bir meseleyi tüm boyutlarıyla ve dakîk bir şekilde ele alma özelliğine dikkat çekmesi açılarından önem arz etmektedir. Mâverdî’nin konuya dair yaklaşımına Şâfi‘î’nin (ö. 204/820) görüşlerinin ilham verdiği söylenebilir. Ancak Mâverdî’nin konuyu ele alma biçiminin daha gelişkin veya analitik olduğunu söylemek gerekir. Çalışmanın kaynakları arasında başta Mâverdî’nin el-Hâvî’l-kebîr adlı eseri olmak üzere dört mezhebe dair klasik fıkıh kaynakları yer almaktadır.
The term ʿaṣabiyya derived from a root meaning ‘to surround’ or ‘to encompass’, was used in the pre-Islamic (Jāhiliyya) period to refer to a community composed of kin related through the paternal line, reflecting a solidarity based on blood ties. Islam revised the pre-Islamic concept of ‘aṣabiyya into a framework based on cooperation in righteousness and goodness, as well as solidarity in preventing oppression and evil deeds, thus shifting the focus from blood ties to a religious bond. This also implies that ‘aṣabiyya, in its essence, is not entirely condemned and may have aspects that are acceptable or tolerable. Alongside the acceptable and unacceptable aspects of ʿaṣabiyya, its legal consequences have been discussed in fiqh. In this context, the approach of al-Māwardī (d. 450/1058), who addressed the subject comprehensively in the eyes of jurists, is particularly significant. He categorises ʿaṣabiyya into four types: love, ʿaṣabiyya itself, hatred, and enmity. Each category is analyzed in terms of whether it obstructs the validity of testimony and is further classified as mubāḥ (permissible), mustaḥabb (recommended), or makrūh (disliked). Al-Māwardī examines ʿaṣabiyya by emphasizing its elements of love, bughḍ (hatred), and ‘adāwa (enmity) as the critical pillars of his classification. These pillars also fall within the study areas of disciplines such as moral philosophy, psychology, and sociology. Al-Māwardī’s classification of ʿaṣabiyya clearly demonstrates how something is evaluated and ruled upon differently based on its moral, psychological, and social effects. The study highlights the connection between fiqh and ethics in al-Māwardī's aproach, as well as the meticulous and thorough manner in which an issue is analyzed to derive rulings. As a Shāfiʿī jurist, it can naturally be said that al-Mawardi’s approach to the subject is inspired by al-Shāfiʿī’s (d. 204/820) views. However, it should also be noted that al-Māwardī’s treatment of the subject is more developed and analytical. The sources for this study primarily include al-Māwardī’s study al-Ḥāwī al-kabīr as well as classical jurisprudential sources from the four schools of thought.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | İslam Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 6 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 3 Haziran 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 12 Haziran 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Haziran 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 13 Sayı: 22 |