Çağdaş İspanyol oyun yazarı Paloma Pedrero, En la otra habitación, Türkçe çevirisiyle Diğer Odada adlı oyununda, bir anne ile kızı arasındaki karmaşık ilişki üzerinden toplumsal cinsiyet rollerini ele alır. Oyunun, geleneksel annelik modeli ile kadınların kamusal ve özel alandaki görünürlüğü gibi zamansız konuları işlemesi, çalışmamızın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu çalışma, ataerkil yapılar karşısında direnişin ve değişimin sembolü olan Paula ile bu yapıları farkında olmadan yeniden üreten ve meşrulaştıran kızı Amanda'nın tutumlarını, Pierre Bourdieu’nün eril tahakküm kavramı çerçevesinde eleştirel feminist bir perspektifle analiz etmeyi amaçlamaktadır. Kadın kimliğinin inşasını ve anne-kız arasındaki kuşak çatışmasını merkeze alan bir yaklaşımla, toplumsal beklentilerin kadınlara anne ve eş rolleri üzerinden dayattığı fedakârlık anlayışı ve bu beklentilere uymadıklarında hissettirilmek istenen suçluluk duygusu irdelenecektir. Geleneksel eş ve anne modelini reddederek öncelikle birey olma mücadelesi veren Paula’nın karşısında, kızı Amanda erkek merkezli toplum düzeninin normlarını içselleştirmiştir. Kendini anne rolüyle sınırlamasını talep ettiği annesine yönelik suçlamaları, aynı zamanda günümüz anne-kız ilişkilerindeki çatışmaları da yansıtır. Aralarındaki bu yüzleşme, aile içi bir gerilimin ötesine geçerek, toplumsal normlara karşı verilen kolektif bir mücadelenin temsiline dönüşür. Pedrero, Paula karakteri aracılığıyla, ataerkil toplum yapısının dayatmalarını reddeden yeni bir kadın kuşağını simgeleştirerek, kadının özgürleşmesinin hem aile içinde hem de toplumsal düzlemde hâlâ ne gibi bedeller gerektirdiğini gözler önüne serer.
Contemporary Spanish playwright Paloma Pedrero, in her play En la otra habitación (In the Other Room), explores gender roles through the complex relationship between a mother and her daughter. The play’s engagement with timeless themes such as the traditional model of motherhood and the visibility of women in both public and private spheres constitutes the basis of this study. This paper aims to analyze, from a critical feminist perspective, the contrasting attitudes of Paula—who symbolizes resistance and transformation in the face of patriarchal structures—and her daughter Amanda—who, often unconsciously, reproduces and legitimizes those very structures—within the theoretical framework of Pierre Bourdieu’s concept of masculine domination. Focusing on the construction of female identity and the generational conflict between mother and daughter, the study interrogates the sacrificial roles imposed on women through societal expectations tied to motherhood and marriage, as well as the sense of guilt instilled when these expectations are not met. While Paula rejects the conventional roles of wife and mother in her struggle to assert herself as an individual, her daughter Amanda has internalized the norms of a male-centered social order. Amanda’s accusations toward her mother, demanding that she confine herself to the maternal role, reflect broader conflicts present in contemporary mother-daughter dynamics. This confrontation between the two characters transcends the boundaries of domestic tension and becomes emblematic of a collective resistance to social norms. Through the character of Paula, Pedrero represents a new generation of women who reject patriarchal prescriptions, thereby exposing the personal and societal costs still demanded for women’s emancipation today.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İspanyol Dili, Edebiyatı ve Kültürü |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 6 Haziran 2025 |
| Kabul Tarihi | 1 Ağustos 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 6 Sayı: 2 |