1980’li yıllarda başlayan piyasa ekonomisi ağırlıklı politikalar sebebiyle devletin ekonomideki payı yavaş yavaş azalmaya başlamıştır. Devletin temel görevleri arasında bulunan kamusal malların üretimi de özel sektöre devredilebilir hale gelmiştir. Böylelikle sağlık, eğitim gibi alanlarda özelleştirmeler yapılmaya başlanmıştır. Fakat devletin ekonomideki üretim alanlarından çekilmesi, 2008 küresel kriziyle sorgulanmaya başlamış ve Covid-19 krizinde de daha belirgin hale gelmiştir. Çünkü yaşanan krizlerde özel kesimin tek başına müdahalesi yetersiz kalmaktadır. Devlet özellikle toplumsal ve ekonomik kriz anlarında mutlaka kamu politikaları uygulamalıdır. Nitekim salgın gibi sağlık krizlerinde de kamu politikalarına ne denli ihtiyaç duyulduğu yaşanan salgınlardan görülmektedir. Geçmiş yıllardan beri bir salgın yaşandığında, salgınla mücadele edebilmek için ağırlıklı olarak kamu politikaları uygulanmıştır. Yaşanılan son salgın olan, 2019 yılında başlayan ve tüm dünyaya yayılan Covid-19 salgınında da benzer durum yaşanmıştır. Covid-19 salgını birçok farklı yönden küresel bir krize neden olmuştur. Salgınla mücadele edebilmek için çözüm yolları arayan ülkeler, salgının üstesinden gelebilmek için idari, siyasi, mali kapasitelerinin tümünü kullanmış ve kamu politikalarına ağırlık vermiştir. Bu kapsamda çalışma, yaşanan salgınlarda uygulanan kamu politikalarının önemine odaklanmaktadır. Yapılan çalışma sonucunda, geçmişten günümüze yaşanılan salgınlarda büyük altyapı ve yatırım hizmeti, dolayısıyla büyük harcamalar gerektiren salgınla kamunun desteği olmadan etkili bir mücadele edilemeyeceği ve mali, siyasi ve idari kapasite bakımından güçlü olan ülkelerin salgınla mücadelede daha başarılı olduğu görülmüştür.
Due to the market economy-oriented policies that began in the 1980s, the state's share of the economy began to gradually decline. The production of public goods, a core function of the state, became transferable to the private sector. This led to privatization in areas such as healthcare and education. However, the state's withdrawal from economic production was questioned with the 2008 global crisis and has become even more pronounced in the Covid-19 crisis. This is because the private sector's sole intervention in crises is insufficient. The state must implement public policies, especially in times of social and economic crisis. Indeed, the need for public policies in health crises such as pandemics is demonstrated by past epidemics. For years, whenever an epidemic has occurred, public policies have been implemented primarily to fighting the outbreak. A similar situation occurred with the recent Covid-19 pandemic, which began in 2019 and spread globally. The Covid-19 pandemic has caused a global crisis in many ways. Countries seeking solutions to fighting the pandemic have utilized all their administrative, political, and financial capacities to overcome the pandemic and prioritized public policies. In this context, the study focuses on the importance of public policies implemented during pandemics. The study demonstrates that pandemics, which have historically required extensive infrastructure and investment, and consequently significant expenditures, cannot be effectively fought without public support. Countries with strong financial, political, and administrative capacity have been more successful in fighting the pandemic.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Politika ve Yönetim (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 8 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 11 Şubat 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.51947/yonbil.1842817 |
| IZ | https://izlik.org/JA66ZF26KZ |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 12 Sayı: 19 |