Sanat, her kültürü etkileyen ve yeryüzünde binlerce yıllık tarihiyle varlığını sürdüren bir unsurdur. Mustafa Kemal Atatürk, Sanatsız bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir sözü ile sanatı, toplumun ayrılmaz bir bütünü olarak görmektedir. Sanatsal faaliyetlerden dans ise, kültürel kimliğin yansımasıdır. Bireylerin aidiyet duygusunun pekişmesini sağlayan, estetik değerleri simgeleyen ve sosyal değişim süreçlerinde rol alan en önemli temsilcilerden bir tanesidir. Özbekistan coğrafyasında da kendine özgü haliyle dans kültürünü görmek mümkündür. Tarihte pek çok ulusla temas halinde olan Özbekler, kültürlerini korumayı sürdürmüş ve bu korunaklı yapıyı günümüze kadar getirmiştir. Kendi kültürel değerlerine sahip çıkmaları, bu topluma özgü bir kimliğin oluşmasına olanak sağlamıştır. Ancak, dinî yanlış yorumlama ve Özbek toplumundaki ataerkil gücün ön planda tutulması gibi gerekçeler neticesinde, sanatsal faaliyetlerde kadınlar, geri planda tutulmuştur. Eğitimde, sanatta, istihdam gibi pek çok alanda erkeklerin öncülüğünde bir ilerleme görülmüştür. Özellikle sanatın erkekler üzerinden gelişmesi, kadın karakterleri dahi erkeklerin kılık değiştirme yoluyla icra etmeleri kadının toplumdaki yerini daha açık kılmaktadır. Bu gibi durumlar kadınları; tiyatro, dans, müzik gibi sahne gerektiren faaliyetlerinden uzun bir süre uzak bırakmıştır. Sovyetlerin egemenliği altında olan Özbekler, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Sovyetlerdeki modernleşme sürecinin politik etkisi ile kadınları sanat camiasında daha görünür kılmıştır. Bu anlamda en önemli isimlerden biri olan Tamara Khanum, 1933’te Taşkent’te ilk bale okulunu açmıştır. Böylelikle sanat yoluyla kadınların kamusal alanlardaki görünürlüğü için ilk adımlar atılmıştır. Khanum, Özbek ulusunda kadının kimliğini yeniden tanımlamıştır. Kendisi ve yetiştirmiş olduğu öğrencileriyle geleneksel Özbek sanatını sahneye taşımıştır. Tamara Khanum’un mücadelesi bugün Özbekistan Cumhuriyeti’nin sınırlarından taşmış ve Türk dünyasında, kadın sanatçıların özgürleşme ve toplumsal dönüşümdeki ortak çabalarının bir simgesi haline gelmiştir.
Art is an element that influences every culture and has existed throughout the world for thousands of years. Mustafa Kemal Atatürk, with his words, A society without art is one of its lifebloods severed, saw art as an integral part of society. Dance, among artistic activities, is a reflection of cultural identity. It is one of the most important representatives that strengthens individuals' sense of belonging, symbolizes aesthetic values, and plays a role in social change processes. It is also possible to see dance culture in its unique form in Uzbekistan. Throughout history, Uzbeks have maintained their culture and preserved this protected structure to the present day. This embrace of their own cultural values has enabled the formation of a unique identity for this society. However, due to reasons such as religious misinterpretation and the prominent patriarchal power within Uzbek society, women have been marginalized in artistic activities. Progress has been seen in many areas, such as education, the arts, and employment, under the leadership of men. The development of art, in particular, through men, and the fact that even female characters are performed by men in disguise, further clarifies the place of women in society. Such circumstances for a long time alienated women from performing arts such as theater, dance, and music. Under Soviet rule, Uzbeks, under the political influence of the Soviet modernization process from the first quarter of the 20th century onwards, made women more visible in the artistic community. Tamara Khanum, one of the most important figures in this regard, opened the first ballet school in Tashkent in 1933. This marked the first steps towards women's visibility in public spaces through art. Khanum redefined the identity of women within the Uzbek nation. She and her students brought traditional Uzbek art to the stage. Tamara Khanum's struggle has transcended the borders of the Republic of Uzbekistan and has become a symbol of the collective efforts of women artists in the Turkic world for liberation and social transformation.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türk Dili ve Edebiyatı (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 19 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 22 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 16 |