The concept of self has an important place in existential philosophy, which emphasizes the individual and existence. Because self will lead us to the answer to the question of what it means to be human. In the process of completing human existence, human participates in three types of existence: aesthetic existence, ethical existence and religious existence. According to him, to exist is to be either in aesthetics, ethics or religion. Living aesthetically is to imagine or dream one's own life in a world that is nothing but a stage or theater for the personalities produced. In the field of ethical existence, the individual has become aware of his own existence. He is not a slave to his pleasures, but an individual who realizes his existence with his free will. The last field that Kierkegaard included in the fields of existence is the field of religious existence. This field is the field where the theological self is revealed. What is really important for Kierkegaard is the God-individual relationship. Because neither the aesthetic nor the ethical realm of life completely encompasses our existence. While Kierkegaard states that these realms of existence of the human ego can be stages on the one hand, he also states that these stages do not necessarily occur for every individual, and determines them as a way of life. In this respect, it has a universal discourse for every human being in terms of determining himself and his way of existence.
Kendilik kavramı insanın varoluşunu gerçekleştirmesi için anahtar rolü oynar. Kendilik kavramını anlamak, insanı anlamak demektir; insanı anlamak varoluşu anlamak demektir. İnsan varoluşunu tamamlama sürecinde üç tür varoluş biçimine katılır: Estetik varoluş, etik varoluş ve dinsel varoluş. Ona göre, var olmak ya estetiğin, ya etiğin, ya dinselin içinde olmaktır. Estetik olarak yaşamak, kişinin kendi yaşamını üretilen kişilikler için bir sahne ya da tiyatrodan başka bir şey olmayan bir dünyada hayal etmesi ya da düşlemesidir. Etik varoluş alanında birey, kendi varlığının farkına varmıştır. Hazlarının kölesi değil, özgür iradesiyle varoluşunu gerçekleştiren bireydir. Kierkegaard’ın varoluş alanlarına dâhil ettiği son alan dinî varoluş alanıdır. Bu alan teolojik benliğin açığa çıktığı alandır. Kierkegaard için asıl önemli olan Tanrı-birey ilişkisidir. Kierkegaard kendinden önceki diğer düşünür ve ilahiyatçıların aksine dinsel alanı özsel olarak akla aykırı olarak tanımlar. Kişi inancın çelişikliğinin saçmalığına rağmen – ve hatta o yüzden – Tanrı’ya inanır, iman sahibidir. Dini varoluş, etik varoluşun ötesinde hem estetik hem de etik varoluşun bir birleşimini, bireyin toplum içindeki durumuyla, mutlak bireyselliğinin sentezini yapan, sonlu bireyin sonsuz yönünü ortaya çıkaran bir alandır. Birey, varoluşsal gerçeğini tamamlayabilmek için Tanrı’ya muhtaçtır. Zira ne estetik ne de etik yaşam alanı tam olarak varoluşumuzu kuşatmaktadır. Kierkegaard, insan benliğinin bu varoluş alanlarının bir yandan birer aşama olabileceğini söylerken öte yandan her birey için bu aşamaların zorunlu olarak gerçekleşmediğini belirterek onları bir yaşam biçimi olarak belirler. Bu yönüyle her insan için kendini ve varoluş biçimini belirlemek açısından evrensel bir söyleme sahiptir.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | History of Philosophy (Other) |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | March 18, 2025 |
| Acceptance Date | June 16, 2025 |
| Publication Date | June 20, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 10 Issue: 1 |