AN INVESTIGATION INTO THE THERAPEUTIC FUNCTION OF PERFORATED STONES IN UŞAK FOLK MEDICINE
Öz
Practices referred to in the literature as traditional medicine or folk medicine have been shaped by the observations, experiences and beliefs of communities living in harmony with nature. As a result of these observations, people have developed various healing practices. One of the most noteworthy of these practices is the use of ‘perforated stones’ as a healing tool. This study examines the function of ‘perforated stones’ in folk medicine in Uşak, their belief dimension, and their place in cultural continuity, focusing on the folk medicine practices in the villages of Bağbaşı, Halil Efendi Çiftliği, and Üç Kuyular in the Uşak Centre district, and the villages of Güllübağ and Kayalı in the Eşme district. As in different regions of Anatolia, in Uşak too, ‘perforated stones’ are believed to have protective, healing and evil-repelling qualities; these stones are used not only for physical illnesses but also for solving mental problems and even treating animal diseases. These stones, used in the treatment of childhood illnesses, the evil eye, infertility, stomach ache and animal health problems, have been used either by giving water passed through the perforated stone to drink, by passing children through the stone, or by hanging the stone around the neck of animals. The role of perforated stones in folk medicine is significant not only as a practical treatment method but also because of its symbolic and cultural meaning. The origins of beliefs regarding the use of stones can be traced back to ancient Turkish belief systems and shamanistic practices. It is understood that these stones, particularly associated with the symbolism of ‘transition’ and ‘purification,’ have become cultural elements that protect individuals from unseen dangers and maintain their permanence in the social memory. The aim of the research is to examine the historical origins and contemporary reflections of these beliefs, particularly by addressing the forms of use of perforated stones in the context of treatment, protection, and purification. This study was conducted based on data obtained through interviews, observations, and a review of studies related to the subject. The scope of the study covers the villages of Bağbaşı, Halil Efendi Çiftliği, and Üç Kuyular in the Uşak Centre, and the villages of Güllübağ and Kayalı in the Eşme district. The research findings reveal that, despite the spread of modern medical facilities, beliefs about ‘perforated stones’ continue to a certain extent today. Consequently, it is seen that perforated stones are not only a means of healing in folk medicine practices but also a functional element in preserving cultural identity, strengthening social solidarity, and ensuring the continuity of belief systems.
Anahtar Kelimeler
UŞAK HALK HEKİMLİĞİNDE DELİKLİ TAŞLARIN SAĞALTMA İŞLEVİ ÜZERİNE BİR İNCELEME
Öz
Literatürde geleneksel tıp ya da halk hekimliği olarak adlandırılan uygulamalar, doğayla iç içe yaşayan toplumların gözlem, deneyim ve inançlarına bağlı olarak şekillenmiştir. Bu gözlemler neticesinde de insanlar çeşitli sağaltma pratiklerini yaratmışlardır. Bu pratiklerin en dikkat çekicilerinden biri ise “delikli taşlar”ın sağaltma aracı olarak kullanılmasıdır. Bu çalışmada Uşak Merkeze bağlı Bağbaşı, Halil Efendi Çiftliği ve Üç Kuyular köyleri ile Eşme ilçesine bağlı, Güllübağ ve Kayalı köyler’indeki halk hekimliği uygulamalarında öne çıkan “delikli taşlar”’ın Uşak halk hekimliğindeki işlevi, inanç boyutu ve kültürel süreklilik içindeki yeri ele alınmaktadır. Anadolu’nun farklı yörelerinde olduğu gibi Uşak’ta da “delikli taşlar”ın koruyucu, şifa verici ve kötülükleri uzaklaştırıcı niteliklere sahip olduğuna inanılmakta; söz konusu taşlar yalnızca fiziksel hastalıkların değil, aynı zamanda ruhsal sorunların çözümünde ve hatta hayvan hastalıklarının tedavisinde de kullanılmaktadır. Çocuk hastalıkları, nazar, kısırlığın giderilmesi, karın ağrısı ve hayvan sağlığıyla ilgili rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan bu taşlar, kimi zaman delikli taştan geçirilen suyun içirilmesiyle, kimi zaman çocukların taştan geçirilmesiyle ya da taşın hayvanların boynuna asılmasıyla işlev kazanmıştır. Delikli taşların halk hekimliğinde üstlendiği rol, yalnızca pratik bir tedavi yöntemi olarak değil, aynı zamanda sembolik ve kültürel bir anlam taşımasıyla da önem kazanmaktadır. Taşların kullanımına dair inanışların kökeni eski Türk inanç sistemleri ve şamanistik pratiklere dayandırılabilir. Özellikle “geçiş” ve “arınma” sembolizmiyle ilişkilendirilen bu taşların, bireyleri görünmeyen tehlikelerden koruyan, toplumsal bellekte kalıcılığını sürdüren kültürel unsurlar hâline geldiği anlaşılmaktadır. Araştırmanın amacı, özellikle delikli taşların tedavi, korunma ve arınma bağlamındaki kullanım biçimlerini ele alarak, bu inanışların hem tarihsel kökenlerini hem de günümüzdeki yansımalarını incelemektir. Bu çalışma, mülakat, gözlemler ve konu ile ilgili yapılan çalışmaların taramasıyla elde edilen veriler ışığında yürütülmüş olup çalışmanın kapsamını Uşak Merkeze bağlı Bağbaşı, Halil Efendi Çiftliği ve Üç Kuyular köyleri ile Eşme ilçesine bağlı, Güllübağ ve Kayalı köyleri oluşturmaktadır. Araştırma bulguları, modern tıp imkânlarının yaygınlaşmasına rağmen “delikli taşlar”a dair inançların günümüzde de belirli ölçüde devam ettiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak delikli taşların, halk hekimliği pratiklerinde yalnızca bir sağaltma aracı değil, aynı zamanda kültürel kimliğin korunması, toplumsal dayanışmanın güçlenmesi ve inanç sistemlerinin sürekliliğinin sağlanmasında da işlevsel bir unsur olduğu görülmektedir.
Anahtar Kelimeler