Following the death of the Prophet Muhammad, disagreements arose among Muslims over various issues, particularly concerning the imamate. The process that began with the assassination of ʿUthmān and continued with the Battles of the Camel and Siffīn laid the groundwork for the internal division of Muslims into various sects. One of the first sects to emerge in this context was the Ibadiyya. The Ibadi school, attributed to ʿAbd Allāh ibn Ibād, has endured to the present day. However, it cannot be claimed that sufficient studies have been conducted on the Ibādiyya or that it has been evaluated objectively from every perspective. Often classified by their opponents as a sub-sect of the Khārijites, the Ibadis have rejected this characterization. They have regarded themselves as the successors of the Muhakkimah, who broke away from ʿAlī’s army after the arbitration event at the Battle of Siffīn. For this reason, it is crucial to examine the views of the Ibadiyya on the basis of their own sources in order to achieve a more accurate understanding of the school. This study, therefore, analyzes the treatise Risālat al-firaq by Abū ʿAmr ʿUthmān ibn Khalīfa al-Marāghnī al-Sūfī, an Ibadi scholar who lived in North Africa in the 6th/12th century. The treatise first discusses the internal divisions within the Ibadiyya, describing six sub-sects that are entirely different from those presented as Ibadi sub-sects in classical heresiographical texts. After addressing the Ibadiyya, the treatise turns to other Khārijite sects. These are discussed in general terms without delving into details, and an attempt is made here to create a perception of moderate Kharijism. Finally, the work examines other sects that emerged in Islamic history, namely the Māriqa, Murjiʾa, Qadariyya, and Sabbābiyya/Shīʿa. Notably, the term Mārika -generally used by the Ahl al-Sunnah to describe the Khārijites- is here applied to the Ahl al-Sunnah themselves in a striking polemical reversal. Within this framework, al-Sūfī identifies the Wahbiyya branch of the Ibadiyya, originating from the Muhakkimah, as the only legitimate sect. This premise has directly influenced the aim, style, and method of the work. This study provides information on the life, scholarly personality and historical context of ʿUthmān al-Sūfī, followed by an analysis of the method of sect classification he employed in Risālat al-firaq and the characteristics of this classification. The aim is to reveal, in the context of ʿUthmān al-Sūfī, the Ibadiyya’s approach to other Islamic sects and the position they assigned to themselves among them. In addition, the study reveals how the Ibadiyya perceived the intellectual world of the 6th/12th century, which sects they excommunicated and distanced themselves from, and the issues that became the basis for takfīr.
Hz. Peygamber’in vefatından sonra Müslümanlar arasında başta imâmet olmak üzere çeşitli meselelerde ihtilaflar meydana gelmiştir. Özellikle Hz. Osman’ın öldürülmesi ve ardından Cemel ve Sıffîn savaşlarıyla devam eden süreç, Müslümanların kendi içinde gruplara ayrılmasının ve çeşitli fırkalara bölünmesinin temelini teşkil etmiştir. Bu bağlamda ortaya çıkan ilk fırkalardan biri İbâdiyye olmuştur. Abdullah b. İbâd’a nispetle İbâdiyye diye anılan bu fırka, varlığını günümüze kadar da devam ettirmiştir. Bununla birlikte İbâdiyye üzerinde yeterli çalışmaların yapıldığını ve her açıdan objektif bir şekilde ele alındığını söylemek mümkün değildir. Muhalifleri tarafından parça-bütün ilişkisi kurularak Hâricîlerin alt kollarından biri şeklinde tasnif edilen İbâdiyye, genellikle bu şekildeki bir tanımlamayı kabul etmemiş ve Hâricîlik tabirinin zihinlerde uyandırdığı olumsuz anlamdan uzak durmaya çalışmıştır. Kendilerini de esasen Sıffîn Savaşı’ndaki Hakem Olayı ile birlikte Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan ve Muhakkime denilen grubun devamı olarak görmüştür. Bu noktada mezhebin daha iyi anlaşılması ve değerlendirilmesi noktasında İbâdiyye’nin kendi kaynaklarından hareketle görüşlerinin ortaya konulması oldukça önemlidir. Dolayısıyla bu çalışmada, 6./12. asırda Kuzey Afrika’da yaşamış İbâdî âlim Ebû Amr Osman b. Halîfe el-Mârağnî es-Sûfî’nin Risâletü’l-fırak adlı eseri konu edilmiştir. Eserde ilk olarak İbâdiyye’nin kendi içindeki ayrışmalara yer verilmiş ve bu bağlamda altı alt fırkadan bahsedilmiştir. Söz konusu fırkalar, klasik İslâm Mezhepleri Tarihi kaynaklarında İbâdiyye’nin alt kolları olarak zikredilen fırkalardan tamamen farklıdır. İbâdiyye’den sonra da Hâricî fırkalara geçilmiştir. Bu fırkalardan genel anlamda bahsedilip ayrıntıya girilmemiş ve burada mutedil bir Hâricîlik algısı oluşturulmaya çalışılmıştır. En sonunda da Mârika, Mürcie, Kaderiyye ve Sebbâbiyye/Şîa şeklinde İslâm tarihinde ortaya çıkan mezheplere yer verilmiştir. Genellikle Ehl-i sünnet tarafından Hâricîler için kullanılan Mârika ismi, burada ters bir mantık yürütülerek Ehl-i sünnet hakkında kullanılmıştır. Muhakkime’den İbâdiyye’nin Vehbiyye kolu ise hak fırka olarak kabul edilmiştir. Böyle bir kabul eserin amacını, üslubunu ve metodunu doğrudan etkilemiştir. Bu çalışmada Osman es-Sûfî’nin hayatı, ilmî kişiliği ve yaşadığı dönem hakkında bilgi verilmiş, ardından Risâletü’l-fırak’ta uyguladığı fırka tasnif metodu ve bu tasnifin nitelikleri üzerinde durulmuştur. Çalışmanın amacı, Osman es-Sûfî bağlamında İbâdiyye’nin diğer İslâm mezheplerine dair yaklaşımını ve onlar arasında kendilerini nerede konumlandırdığını ortaya koymaktır. Ayrıca 6./12. asır İslâm düşünce dünyasının İbâdiyye tarafından nasıl algılandığı, hangi mezheplerin tekfir edilip uzak durulduğu ve tekfire konu edilen meselelerin neler olduğu gibi hususlar da çalışma kapsamına girmektedir.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Islamic Sects |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | September 16, 2025 |
| Acceptance Date | December 10, 2025 |
| Publication Date | December 31, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 23 Issue: 2 |