Owl and Tawakkul: Conveying Religious Instruction through a Qissa in Late Medieval Anatolia
Abstract
This article analyzes a tale from Müzekki’n-Nüfûs, one of the seminal works of fifteenth-century Ottoman Sufi literature authored by Eşrefoğlu Rûmî. The narrative, centered on Solomon, a merchant, and an owl, presents tawakkul (trust in God) not merely as a theoretical notion but as a central ethical principle within Sufi thought. In the story, the owl consumes only one of the three birds that come to it each day while releasing the other two, thereby embodying the virtues of patience and contentment as a continuous way of life. Through this symbolic act, the animal figure transforms abstract mystical teachings into a tangible model, offering listeners and readers an accessible moral lesson. The article therefore examines the narrative structure of the tale in detail. The merchant’s shift from skepticism to charitable giving illustrates how spiritual purification is made visible through gradual transformation. This trajectory highlights a didactic strategy in which admonition is reinforced through lived experience. Furthermore, the tale’s simple Turkish language, its reliance on a familiar animal figure, and its choice of an everyday interlocutor like the merchant enable the text to operate as a form of public religious discourse, reaching beyond Sufi circles to urban communities. Ultimately, the study demonstrates that the owl tale in Müzekki’n-Nüfûs exemplifies the broader process by which book-based Sufism engaged daily life in fifteenth-century Anatolia. Presenting tawakkul as an ethical model interwoven with patience and contentment reveals how Sufism evolved from a framework of individual purification into a form of moral guidance shaping collective behavior.
Keywords
Baykuş ve Tevekkül: Geç Ortaçağ Anadolu’sunda Kıssa Yoluyla Dinî Telkin
Abstract
Bu makale, XV. yüzyıl Osmanlı tasavvuf edebiyatının temel metinlerinden Eşrefoğlu Rûmî’nin Müzekki’n-Nüfûs’unda yer alan bir kıssayı incelemektedir. Hz. Süleyman, bir tüccar ve bir baykuş etrafında kurgulanan bu anlatı, tevekkülü teorik bir kavramdan ibaret bir husus olarak görmez. Bilakis bu kavramın, tasavvuf için kilit bir mefhum olarak temsil edilmesine imkân tanır. Kıssada baykuşun her gün önüne gelen üç kuştan yalnız birini tüketip ikisini serbest bırakması, kanaat ve sabır erdemlerinin süreklilik arz eden bir yaşam biçimiyle bütünleştirilmesini sağlar. Böylece hayvan figürü, soyut tasavvufî öğretiyi somut bir örneğe dönüştürerek dinleyici ve okuyucu için güçlü bir bağ imkânı sunar. Bu bağlamda çalışmada kıssanın anlatı yapısı ayrıntılı olarak çözümlenmiştir. Tüccarın başlangıçtaki kuşkucu tavrından tasadduka yönelen bir dönüşüm yaşaması, kişisel olarak manevî arınmanın anlatı düzleminde kademeli bir şekilde görünür kılınmasını sağlar. Bu yapı, nasihat ile deneyimin birleştiği bir didaktik stratejiye işaret eder. Ayrıca kıssanın sade Türkçeyle aktarılması, baykuş gibi tanıdık bir figürle desteklenmesi ve tüccar gibi gündelik bir muhatap üzerinden kurgulanması, metnin doğrudan şehirli halk kesimlerine hitap eden bir kamusal dinî söylem pratiği olarak değerlendirilmesini mümkün kılar. Sonuç olarak makale, Müzekki’n-Nüfûs’ta yer alan baykuş kıssasının, XV. yüzyılda kitabî tasavvufun halkın gündelik hayatıyla kurduğu bağın önemli bir göstergesi olduğunu ortaya koymaktadır. Makaleye göre, tevekkülün sabır ve kanaat erdemleriyle kaynaşarak bir ahlâk modeli şeklinde sunulması, tasavvufun yalnızca bireysel arınma sürecine hizmet eden bir anlayış olmaktan çıkıp, toplumsal davranışları şekillendiren bir rehberliğe dönüştüğünü göstermektedir.
Keywords
Ethical Statement
Bu makalenin ilk versiyonu, tarafımdan kaleme alınarak Samsun Üniversitesi bünyesinde yayımlanan popüler nitelikli Kampüs Samsun dergisinde “Osmanlı’da Baykuş Algısı: Kısa Bir Katkı” başlığıyla yayımlanmıştır. İlgili yazı, daha sonra bir podcast yayınına da konu olmuş; gördüğü ilgi doğrultusunda, söz konusu konunun akademik bir çerçevede ele alınmasının yerinde olacağı düşüncesiyle bu çalışma hazırlanmıştır.