Selçuklu Başkenti Konya’da Spolia/Devşirme Malzeme Kullanımı: Mimari Pratikler ve Anlamsal Bağlam
Abstract
Anadolu, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu coğrafyada, art zamanlı ya da eş zamanlı biçimde pek çok uygarlık doğmuş, gelişmiş ve mirasını sonraki kuşaklara aktarmıştır. Orta Çağ’da bu mirasın önemli taşıyıcılarından Anadolu Selçukluları, dini ve etnik farklılıkları bir arada barındıran çok kültürlü bir yapıya sahipti. Bu durum, henüz inşa sürecinde olan çok kimlikli bir toplumun geçmiş mirası sahiplenme sorumluluğu biçiminde mimariye yansımıştır. Selçuklular, başta Roma olmak üzere önceki medeniyetlere ait yapı izlerini eserlerinde sergilemekten kaçınmamışlardır. Konya’daki anıtsal yapılarda devşirme malzeme kullanımının yalnızca ekonomik ya da lojistik gerekçelerle değil; estetik, sembolik ve ideolojik saiklerle de ilişkili olduğu görüşü bu araştırma kapsamında tartışılmaktadır. Bu kapsamda çalışma, Konya’da devşirme malzeme kullanımının hangi kültürel ve ideolojik stratejilerin parçası olduğuna yanıt aramaktadır? Farklı dini ve milli kimliklere sahip Selçuk yapı ustaları, kendilerinden önceki ustaların eserlerine saygı göstermiş ve bu öğeleri kendi zanaatlarıyla birleştirerek yapıtları üzerinde sergilemişlerdir. Arşitrav, sütun, sütun başlığı ve kaidesi gibi yapı parçalarının kullanımının yanında; kitabe, lahit, mezar steli, litürjik elemanlar gibi malzemelerin içerdiği motif ve figüratif betimlemelerin bilinçli olarak cepheye yerleştirildiği görülmektedir. Sahip Ata Cami ve Eşrefoğlu Cami gibi dini yapılarda, figüratif betimlemelerin giriş cephesinde kullanılması bu tezi destekler niteliktedir. Taç kapıda yer alan lahitlerin sebil olarak kullanılması devşirme malzemenin kültürel entegrasyonuna ve işlevsel boyutuna işaret etmektedir. Bu çalışmada, Selçuk başkenti Konya’da devşirme malzeme kullanımı analiz edilmiş ve yeniden kullanım boyutu -mimari pratikler, kültürel sürekliliğin temsili ve eski ustalara saygı durumu olmak üzere- üç ana tema çerçevesinde ele alınmıştır.
Keywords
Spolia Use in the Seljuk Capital of Konya: Architectural Practices and Semantic Context
Abstract
Anatolia has long served as a crossroads of civilizations, where successive and simultaneous cultures were born, flourished, and transmitted their heritage. In the Middle Ages, the Anatolian Seljuks emerged as carriers of this legacy, embodying a multicultural society that embraced religious and ethnic diversity. As a still-forming community, this diversity manifested architecturally through the deliberate appropriation and reinterpretation of earlier civilizations’ legacies The Seljuks incorporated elements of Roman and other earlier cultures into their monuments. This research argues that the use of spolia in the monumental architecture of Konya was not merely a matter of economy or logistics, but also of aesthetics, symbolism, and ideology. The study aims to identify the cultural and ideological strategies underlying the use of spolia in Konya. Seljuk master builders, belonging to diverse religious and cultural backgrounds, demonstrated respect for earlier works by incorporating such elements into their own architectural practice. Besides the reuse of architectural components such as architraves, columns, capitals, and bases, inscriptions, sarcophagi, tomb steles, and liturgical objects with figurative motifs were deliberately embedded into facades. The presence of figural representations on the portals of the Sahip Ata and Eşrefoğlu Mosques further supports this interpretation. The use of sarcophagi on the portal as sebil exemplifies the cultural integration and functional dimension of spolia. Focusing on Konya, the Seljuk capital, this study examines spolia use through three interrelated themes: architectural practices, the representation of cultural continuity, and expressions of respect toward prior masters.
Keywords