Giddens modernleşmeyi 1600’lü yıllarda Avrupa’nın önayak olmasıyla başlayan ve tüm dünyayı etkileyen toplumsal yaşam ve örgütlenme biçimleri olarak ifade eder. Hayatımıza yoğun bir şekilde dahil olan ve kendini yenileyen bu kavram ülkemizi de etkilemiştir. Osmanlı’da askeri alanda geri kalmanın baş nedeni olarak görünen yeniliklerin takip edilememesi hadisesi, Cumhuriyet ile toplumsal yaşamı derinden etkileyerek modernleşme tarihimizi oluşturmuş, böylelikle Türk tarihinin son birkaç yüzyılında gündem yaratmayı başarmıştır. Bu gündem gündelik yaşamımızın yanında sanatımıza da sirayet etmiş, sinemamızı derinden etilemiştir. Türk sinema tarihinin önemli yönetmenlerinden Tunç Başaran, 2000 yılında çevirdiği Abuzer Kadayıf filmiyle, modern ve geleneksel arasındaki yıllardan süregelen çatışmayı bize bir türkücü ve sosyoloji profesörü üzerinden aktarmıştır. Çalışmamızda Göstergebilimsel Film Kuramı çözümleme yöntemi kullanılmak suretiyle sahne sahne inceleme yapılarak, modernleşme ve geleneksel arasındaki çatışmalar incelenecektir. Sosyolojiden, sinematografiden yardım alınarak yorumlanarak modernleşme olgusunun bu topraklar üzerindeki etkileri açığa çıkarılacak, böylelikle sonuca ulaşılacaktır. Seçilen filminin içeriğinin modernleşme üzerine önemli miktarda yorum barındırdığı düşünülmektedir.
Giddens defines modernization as the forms of social life and organization that originated in Europe in the 1600s and subsequently influenced the entire world. This concept, which has increasingly integrated into our lives and continually renews itself, has also had a significant impact on our country. In the Ottoman era, the inability to follow innovations—perceived as the main reason for military decline—deeply influenced social life with the establishment of the Republic, shaping our modernization history and becoming a prominent topic in the last few centuries of Turkish history. This issue has extended beyond daily life into the arts, leaving a profound mark on Turkish cinema. One of the prominent directors in Turkish cinema history, Tunç Başaran, addressed the long-standing conflict between modernity and tradition in his film Abuzer Kadayıf (2000), using the figures of a folk singer and a sociology professor to portray this tension. In this study, the Method of Semiotic Film Theory will be employed to conduct a scene-by-scene analysis of the film, focusing on the conflicts between modernization and tradition. With the support of sociology and cinematography, the effects of the modernization phenomenon on these lands will be interpreted and revealed, ultimately leading to a conclusion. It is believed that the selected film contains substantial commentary on the subject of modernization.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kültürlerarası İletişim |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 15 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 11 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 6 Sayı: 2 |