The Quran places great importance on knowledge. It sees knowledge as a vital tool for humans to both draw closer to their Creator and benefit society. In the Quran, knowledge is not merely theoretical; it is a value with significant moral and practical dimensions. The relationship between humanity and science is as old as human history, beginning with the Quran’s first command, “read.” This process, which started with humanity being taught the names of things, continues to this day, building on the accumulated knowledge of the past. As the subject of science, humans explore the world around them while also constantly developing theories about their own existence as the object of science.
Although Islamic sciences are based on the Quran and Sunnah, they also place great importance on reasoned thought, which has allowed them to develop significantly. This means that instead of being limited to the literal meanings of texts, there is a deep effort to understand their underlying intentions. For thinkers known as the people of reasoned opinion, the key was not just deciphering the literal word, but unlocking the broader "world of meaning" that the word represents.
The task of determining the place of Islamic sciences in the contemporary world involves both understanding the past and reinterpreting it for the present. Islamic sciences do not merely seek to understand existing knowledge; they also take on the additional role of "making sense" and "reconstructing" this knowledge within a modern context. This two-dimensional approach is a key feature that distinguishes Islamic sciences from other disciplines.
Kur’an-ı Kerim, ilme büyük önem veren bir kitaptır. Kur’an’da bilgi, bilinçli bir varlık olan insanın hem Rabbine yakınlaşması hem de topluma fayda sağlaması için önemli bir araç olarak görülmektedir. Kur’an’da “ilim” yalnızca teorik bir bilgi değil, ahlakî ve pratik boyutları olan bir değer olarak ele alınır. İlk emri “oku” olan Kur’an’da üstün bir varlık olarak nitelendiren insanın bilimle olan ilişkisi insanlık tarihi kadar eskidir. İnsana eşyanın isminin öğretilmesi veya öğrenme yeteneğinin verilmesiyle başlayan bu süreç zamanımıza kadar gelişerek devam etmiştir. Yani bilim, geçmişin birikimi üzerine inşa edilmektedir. Bu bağlamda insan, bilimin öznesi olarak bir yandan etrafını saran varlıkları merak edip keşfederken diğer yandan bilimin konusu ve nesnesi olarak kendi varlığı üzerinde sürekli düşünceler ve teoriler geliştirmektedir.
İslam bilimleri, Kur'an ve sünneti temel kaynaklar olarak kabul etseler de, akıl yürütmeye büyük önem vermiş ve bu doğrultuda gelişmiştir. Bu, metinlerin sadece kelime anlamlarına bağlı kalmak yerine, altında yatan daha derin anlamları ve maksatları anlama çabasını ifade eder. Özellikle "Re'y ehli" olarak bilinen düşünürler için önemli olan, metnin sadece yüzeydeki lafzı değil, o lafzın temsil ettiği geniş "anlam dünyasını" çözebilmektir. Bu, metinleri bağlamı, maksadı ve etkileriyle birlikte ele alarak, onlardan hareketle yeni yorumlar ve anlayışlar geliştirmek anlamına gelir. İslam bilimlerinin çağdaş bilim dünyasındaki yerini belirleme görevi, hem geçmişi anlamayı hem de bu geçmişi günümüzle yeniden yorumlamayı içerir. İslam bilimleri sadece mevcut bilgiyi anlamakla kalmaz, aynı zamanda bu bilgiyi modern bağlamda "anlamlandırma" ve "yeniden kurma" gibi ek bir görev daha üstlenir. Bu iki boyutlu yaklaşım, İslam bilimlerini diğer bilim dallarından ayıran önemli bir özelliktir.
Başta dergi editörü hocamız olmak üzere tüm dergi çalışanlarına ve emeği geçenlere teşekkür ederim.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tefsir |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 13 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 22 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 17 |