Anayasacılık ile demokrasi arasında bir çelişki, bir gerilim olduğu, bu iki terimin “oksimoron” olduğu anayasa hukuku literatüründe, anayasacılık teriminin önem kazanmaya başladığı İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana varsayılmaktadır. Bu çerçevede anayasacılığın demokrasi üzerinde bir tahdit olarak algılanması ise gelenekseldir. Bu çalışmanın amacı, söz konusu gerilimin anayasacılığın on dokuzuncu yüzyıldan bu yana geçirdiği dönüşümde saklı olduğunu göstermek ve bu iki terimin oksimoron niteliklerinin analizini yapmaktır.
Çalışmanın temel tezi, modern anayasacılığın, özellikle on dokuzuncu yüzyıldan itibaren piyasa sisteminin tesisi ve sürdürülmesinde merkezi bir rol üstlendiğidir. Karl Polanyi’ye göre modern piyasa, kendiliğinden oluşmamış, aksine devlet müdahalesiyle hukuki ve kurumsal olarak inşa edilmiştir. Bu müdahale, emek, toprak ve paranın metalaştırılmasını ve bu üç temel unsurun piyasaya dahil edilmesini sağlamıştır. Polanyi, bu süreci “ikili devinim” olarak tanımlar: Piyasa sistemi toplumu dönüştürürken, toplum da bu yıkıma karşı kendini korumaya çalışır. Bu bağlamda, anayasacılık da dönüşmüştür. On dokuzuncu yüzyılda mülkiyet haklarını mutlak monarklara karşı koruyan anayasacılık, giderek sanayi burjuvazisinin çıkarlarını güvence altına alan bir araç haline gelmiştir. Toplumsal eşitlik talepleriyle anayasal sınırlandırmalar arasında gerilim oluşmuş, demokrasi ile anayasacılık çelişen yönlere savrulmuştur.
Anayasacılık-demokrasi gerilimi Polanyi İkili Devinim Altın standardı Neoliberalizm
TÜBİTAK
Bu makale, TÜBİTAK BİDEB 2219 Yurtdışı Doktora Sonrası Araştırma Programı kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda üretilmiştir. Bu vesileyle TÜBİTAK’a teşekkür ediyoruz.
Since the Second World War, when the term constitutionalism began to gain importance in constitutional law literature, it has been assumed that there is a contradiction or tempremental relationship between constitutionalism and democracy, and that these two terms are oxymoronic. On this account, constitutionalism is traditionally perceived as a restriction on democracy. The aim of this study is to demonstrate that the aforementioned tension lies within the transformation that constitutionalism has undergone since the nineteenth century and to analyse the oxymoronic nature of these two terms.
The main thesis of this study is that modern constitutionalism, especially since the nineteenth century, has played a central role in the establishment and maintenance of the market system. According to Karl Polanyi, the modern market did not emerge spontaneously, but was legally and institutionally constructed through state intervention. This intervention ensured the commodification of labour, land, and money and their inclusion in the market. Polanyi describes this process as a ‘double movement’: while the market system transforms society, society also tries to protect itself from this destruction. In this context, constitutionalism has also transformed. Constitutionalism, which in the nineteenth century protected property rights against absolute monarchs, gradually became a tool for securing the interests of the industrial bourgeoisie. Tensions arose between demands for social equality and constitutional constraints, and democracy and constitutionalism drifted in conflicting directions.
Constitutionalism-democracy tension Polanyi Double movement Gold standart Neoliberalism
TÜBİTAK
This article was produced as a result of research conducted under the TÜBİTAK BİDEB 2219 Abroad Postdoctoral Research Programme. We would like to take this opportunity to present our gratitudes to TÜBİTAK.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hukuk Teorisi, İçtihat ve Hukuki Yorum, Hukuk (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 30 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 15 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 27 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 30 Sayı: 1 |