This study aims to evaluate the effects of full-time separate language-support classes (uyum sınıfı) on migrant students within the framework of inclusive education principles through a meta-synthesis of qualitative studies conducted between 2019-April 2025 A total of 28 qualitative studies meeting predetermined inclusion criteria and retrieved from various databases were analyzed using thematic analysis with the aid of MAXQDA 24 software. The effects of full-time separate language-support classes (uyum sınıfı) were identified through positive and negative codes organized under six categories: academic development, physical environment, instructional materials, implementation conditions, emotional and social development, and administrative and digital systems. Findings indicate that these classes support Turkish language development, reduce anxiety through safe learning environments, increase teacher attention due to smaller class sizes, enhance learning with level-appropriate materials, and facilitate adaptation through early language support. However, curriculum–readiness mismatches, labeling and social isolation, inappropriate classroom spaces, inequalities in material distribution, late opening of classes, absenteeism, and insufficient centralized monitoring conflict with inclusive education principles. The analysis revealed 47 negative codes compared to 24 positive codes. These findings were holistically evaluated in the final synthesis in relation to inclusive education principles such as access, participation, learning outcomes, equity, valuing diversity, and a sense of belonging. The study concludes that improving the existing model alone is insufficient and that models more closely aligned with inclusive education principles should be considered. Adjusting curricula to students’ readiness levels, opening classes at the beginning of the academic year, and ensuring regular interaction with mainstream classrooms may enhance inclusivity. Rather than maintaining Türkiye’s current full-time separate model, approaches such as push-in, supported preparatory phases with gradual transition, or partial pull-out models may contribute to a more comprehensive inclusive education framework.
adaptation process full-time separate language-support class inclusive education migrant students PIKTES project
Bu çalışma, 2019-Nisan 2025 yılları arasında yapılmış nitel araştırmaları meta-sentez yöntemiyle inceleyerek uyum sınıfı uygulamasının göçmen öğrenciler üzerindeki etkilerini kapsayıcı eğitim ilkeleri bağlamında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çeşitli veri tabanlarından alınan, belirlenen dâhil edilme ölçütlerini karşılayan 28 nitel çalışma incelenmiştir. Veriler MAXQDA 24 yazılımı aracılığıyla tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Uyum sınıfının öğrenciler üzerindeki etkileri bulgularda; akademik gelişim, fiziki ortam, materyal, uygulama koşulları, duygusal ve sosyal gelişim, idari ve dijital sistemler olmak üzere altı kategori altındaki olumlu ve olumsuz kodlarla ortaya konmuştur. Bulgular, uyum sınıflarının Türkçe dil gelişimini desteklediğini, güvenli sınıf ortamıyla kaygıyı azalttığını, küçük sınıf mevcutlarının öğretmen ilgisini artırdığını, düzeye uygun materyallerin öğrenmeye katkı sağladığını, erken dil desteğinin adaptasyonu kolaylaştırdığını ve bazı esnek idari uygulamaların süreci desteklediğini göstermektedir. Buna karşılık, müfredat–hazırbulunuşluk uyumsuzluğu, etiketlenme ve sosyal yalıtılmışlık, uygunsuz mekânların sınıf olarak kullanılması, materyal dağıtımındaki eşitsizlikler, geç açılan sınıflar ve devamsızlık ile merkezi izleme eksiklikleri kapsayıcı eğitim ilkeleriyle çelişmektedir. Araştırmada ulaşılan bulgular, 24 olumlu koda karşılık 47 olumsuz kodun olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, nihai sentez bölümünde kapsayıcı eğitimin erişim, katılım, öğrenme çıktıları, eşitlik, farklılıklara değer verme ve aidiyet ilkeleri doğrultusunda bütüncül biçimde değerlendirilmiştir. Buna göre yalnızca modelin iyileştirilmesinin yeterli olmadığı kapsayıcı eğitim ilkeleriyle daha uyumlu modellerin gündeme alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretim programlarının öğrencilerin hazırbulunuşluğuna göre esnetilmesi, sınıfların yılın başında açılması ve ana akımla düzenli temasın sağlanması kapsayıcılığı güçlendirebilir. Ayrıca materyal ve dijital kaynakların adil dağıtımı ile merkezî izleme mekanizmalarının etkinleştirilmesi fırsat eşitliğini artıracaktır. Türkiye’nin mevcut tam zamanlı ayrı model yerine, push-in, hazırlık süreciyle desteklenen kademeli geçiş ya da kısmi pull-out gibi yaklaşımları dikkate alması, kapsayıcı eğitimin temel ilkeleri açısından daha bütüncül bir model geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
göçmen öğrenciler kapsayıcı eğitim PIKTES projesi uyum sınıfı uyum süreci
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kapsayıcı Eğitim |
| Bölüm | Sistematik Derlemeler ve Meta Analiz |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 14 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 21 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 28 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.18039/ajesi.1803777 |
| IZ | https://izlik.org/JA98RC75NF |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 16 Sayı: 1 |

AJESI’de yayınlanan makalelerde bu lisans kullanılmaktadır.
Creative Commons Attribution-NonCommercial-ShareAlike 4.0 International License.