NEBÎ B. TURHAN ES-SİNOBÎ (ö.936/1530)’NİN TASAVVUFÎ DÜŞÜNCEYE YÖNELTTİĞİ TENKİTLER
Öz
Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde medrese-tekke müesseseleri arasında ciddi bir denge kurulmuş, tekke çevreleriyle medrese çevrelerinin yakınlaşması sağlanmıştır. Muhyiddin Arabî’nin Ekberiyye mektebinin önemli bir temsilcisi olan Davud-i Kayserî 1331’de İznik’te kurulan ilk medresenin başına, aynı düşünce ekolünden Molla Fenarî ise ilk defa tesis edilen şeyhülislamlık makamına getirilmiştir. Bu sayede tasavvufî düşünce Osmanlı medrese sistemine ve ilmiye sınıfına nüfuz etmiş, mutasavvıf alim tipi yaygınlaşmıştır. Medrese eğitimini ikmal ettikten sonra tekke eğitimine de vakıf olan mutasvvıf alimlerin eserleri kelam, fıkıh ve tasavvufu mezcederek meseleleri küllî bir bakış açısıyla zahir ve batın perspektifinden ele almışlardır. Fakat bu denge zamanla bozulmuş ve tarikat mensuplarıyla devlet adamları ve medrese çevreleri arasında gerginlikler yaşanmıştır. Bu gerginliğin odak noktasında İbnü’I-Arabî’nin dile getirdiği bazı görüşler ile cehrî zikir, sema, devran gibi hususlar yer almıştır. Şeyhülislam İbn Kemal gibi bazı alimler İbnü’l-Arabî lehinde fetvalar verirken, XVI. Yüzyılda yaşamış olan Sinoplu Abdülbarî b. Turhan, İbrahim b. Muhammed Halebî, Şeyhülislam Çivizade Muhyiddin Mehmed Efendi gibi alimler ise İbnü’l-Arabî'nin görüşlerine karşı çıkmaya devam etmişlerdir. XVll. yüzyılda ortaya çıkarak Osmanlı ilmiye sınıfına otuz yıl civarında damgasını vuran Kadızadeliler ise tasavvufî düşünceye muhalefeti devam ettirmişlerdir.
Biz bu çalışmamızda Osmanlı Dönemi’nin önemli bir tasavvuf muhalifi olan Nebî b. Turhan es-Sinobî’yi ele alçağız. “Hayâtü’l Kulûb”ve “Risale fi Vahdetü'l-Vücud” adlı eserlerinde Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretleri’nin şahsıyla özdeşleşmiş olan vahdet-i vücûd/tevhîd-i vücûdî anlayışı başta olmak üzere tasavvuf ekolüne tekfire varan aşırılıkta yönelttiği ağır eleştirileri değerlendireceğiz. Onun şahsında Osmanlı döneminde etkili olup günümüze kadar tesirini sürdüren “dinde tasfiyecilik/puritanizm” akımını ele alacağız. Böylelikle Sinoplu bir âlimin fikir ve düşünce dünyasını ve geçmişten günümüze entelektüel düzeyde önemli bir çatışma alanı olan zâhir-bâtın meselesini objektif bir şekilde nazara vermeye çalışacağız.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- Akpınar, Muhammed Raşid, “Osmanlı Toplumunda Selefi Düşüncenin Tipik Bir Temsilcisi Olarak Kadızadeliler”, İlahiyat Akademi Dergi, 1/ 1-2, (2015): 303-315.
- el-Bağdâdî, Ebu’l-Hasan, Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin Menkibeleri, trc. A. Şener, M. R. Ayas, Ankara: 1972.
- Bağdatlı İsmâîl Paşa Hediyyetü’l-Ârifîn: Esmâü’l Müellifîn ve Âsârü’lMusannifîn, haz., Rıfat Bilge-İbnü’l-Emin Mahmud Kemâl İnal, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1951.
- Boynukalın, Mehmet, “Sövme”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 37; 397-398. İstanbul: TDV Yayınları 2009.
- el-Cendî, Müeyyiduddin, Şerhu Müeyyiduddin el-Cendî alâ Fusûsi’l-Hikem, Dârü’l- Kütübü’l-İlmiyye, Beyrût, 1971.
- Çelik, İsa, “İmam Rabbânî Perspektifinden İbnül-Arabî’ye Tenkidî Bir Yaklaşım”, Tasavvuf | İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi (İbnü’l-Arabî Özel Sayısı-2), 23, (2009), 149-179.
- ed-Dârimî, Ebû Muhammed Abdullah b. Abdurrahman b. el-Fadl b. Behram, Sünen, Beyrût: Dâru İhyai’s-Sünneti’n-Nebeviyye, Rüya, 4.
- Köstendilli Süleyman Şeyhî Efendi, Lemeât-ı Nakşibendiyye, (Yazma) DTCF Kth. Yazmalar Bl., M. Ozak, I, No: 570.
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
-
Bölüm
Araştırma Makalesi
Yazarlar
Birol Yıldırım
*
0000-0003-4640-8549
Türkiye
Yayımlanma Tarihi
10 Eylül 2019
Gönderilme Tarihi
13 Temmuz 2019
Kabul Tarihi
15 Ağustos 2019
Yayımlandığı Sayı
Yıl 2019 Cilt: 7 Sayı: 19
Cited By
İdil-Ural Âlimlerinden Rızâeddîn bin Fahreddîn’in (1859–1936) İbn Arabî Değerlendirmesi
Tasavvur / Tekirdağ İlahiyat Dergisi
https://doi.org/10.47424/tasavvur.772359