ANATOLIAN RING-IDOLS: A TYPOLOGICAL AND CHRONOLOGICAL REVIEW
Öz
A distinctive type of pendant referred as “ring idol” or “ring-shaped idol”, known from a wide geographical area in different periods, provokes a series of questions. Beside their functions and symbolic meanings, the typological and chronological development of this type has been extensively discussed. Anatolian idols of this type, particularly İkiztepe examples form one of the main axes of the ongoing debate with regard to Anatolian-Balkan relations and many scholars claimed that they should be dated to the 4. Millennium B.C. In this study the Anatolian examples are examined as a whole from a typological and chronological point of view. The wide range and variety of Anatolian examples clearly demonstrates that among Aegean and Balkan influenced forms, an Anatolian development scheme has been also existed and lasted until the end of the 3. Millennium B.C., which in fact shows that not the whole inventory of Anatolian examples should be dated to the 4. Millennium B.C
Anahtar Kelimeler
ANADOLU’DA ELE GEÇEN HALKA İDOLLER: TİPOLOJİK VE KRONOLOJİK BİR DEĞERLENDİRME
Öz
Literatürde “halka idol” ya da “halka biçimli idol” olarak bilinen ve çok geniş bir coğrafyada, farklı dönemlerde karşımıza çıkan özel bir pendant tipi birçok tartışmayı da beraberinde getirmektedir. Bu tip pendantların kullanım şekli ve ifade ettikleri anlam yanında, tipolojik ve kronolojik gelişimleri de tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Bu tipe ait Anadolu’da ele geçen eserler, özellikle İkiztepe örnekleri, Anadolu-Balkan ilişkileri açısından devam eden tartışmanın da önemli eksenlerinden birini oluşturmakta ve MÖ 4. Binyıla tarihlendirilmeleri gerektiği öne sürülmektedir. Bu çalışmada Anadolu’da ele geçen örnekler bir bütün olarak ele alınmış olup kronolojik ve tipolojik açıdan değerlendirilmiştir. Elimizdeki örnekler, Ege ve Balkan etkili formlar yanında Anadolu’ya özgü ve Erken Tunç Çağı sonuna kadar devam eden bir gelişim çizgisinin var olduğunu ve genel kanının aksine Anadolu örneklerinin tümünün MÖ 4. Binyıl içine yerleştirilmesi gerekmediğini ortaya koymaktadır
Anahtar Kelimeler