Bu çalışma; erdem merkezli yaklaşımlar üzerinden insani bilgi ve eyleme yönelik değerlendirmede ortak bir dil geliştirmenin imkanını sorgulamaktadır. Bazı çağdaş yaklaşımlarda epistemolojik gerekçelendirme ve etik değerlendirme sürecinde erdemler referans alınmaktadır. Klasik dönemde Sokrates, Platon ve Aristoteles’in erdem anlayışlarından ilham alınarak geliştirilen çağdaş yaklaşımlar inancı ya da eylemi değil öznenin kendisini araştırmanın nesnesi kılmak bakımından benzerlik göstermektedirler. Erdemlerin bir yeti mi yoksa karakter özelliği mi olduğu tartışması etik ve epistemoloji alanında tartışılan problemlerin özne merkezinde sorgulanmasını gerekli kılmaktadır. Ancak erdem epistemolojisi bilginin gerekçelendirmesi problemine; erdem etiği ise doğru eylem değerlendirmesine yönelik bir soruşturmanın ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Teorik olarak farklı zeminlerden konuşan erdem etiği ve erdem epistemolojisinin, erdem kavramı etrafında bilgi ve eylem arasındaki bağı okuma imkânı verip vermeyeceği değerlendirilmelidir. Öznenin karakterine ve doğasına ilişkin değerlendirmeyle ahlaki duyarlılık ve epistemik gerekçelendirme erdemler etrafında yeniden tartışılmıştır. Aristoteles’in ruh sınıflandırması ve orta doktrinini referans alan erdem teorilerinin öznenin kendisini ahlak öznesi olarak inşa etme sürecini nasıl açıkladığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda klasik dönem ve çağdaş dönem karşılaştırması yapılarak çağdaş dönem kendi içerisinde yeniden okunmuştur. Çağdaş erdem teorilerinin farklı referans noktalarından hareketle çözmeye çalıştığı sorunların ortak bir zeminde buluşabileceği düşüncesi son bölümde Farabi’nin tabii erdem kavramı üzerinden tartışılmıştır.
This study questions the possibility of developing a common language in the evaluation of human knowledge and action through virtue-centered approaches. Some contemporary approaches refer to virtues in epistemological justification and ethical evaluation. Inspired by Socrates, Plato and Aristotle's conceptions of virtue in the classical period, contemporary approaches are similar in that they make the subject itself, not belief or action, the object of research. The debate on whether virtues are a faculty or a character trait makes it necessary to question the problems discussed in ethics and epistemology at the center of the subject. However, virtue epistemology has emerged as a product of an investigation into the problem of justification of knowledge, while virtue ethics has emerged as a product of an investigation into the evaluation of right action. It should be evaluated whether virtue ethics and virtue epistemology, speaking from theoretically different grounds, will enable us to read the link between knowledge and action around the concept of virtue. With the evaluation of the character and nature of the subject, moral sensibility and epistemic justification are re-discussed around virtues. It has been tried to determine how virtue theories based on Aristotle's classification of the soul and the doctrine of the middle explain the process of the subject's construction of itself as a moral subject. In this direction, the classical period and the contemporary period were compared and the contemporary period was reread within itself. The idea that the problems that contemporary virtue theories try to solve from different reference points can meet on a common ground is discussed in the last section through Farabi's concept of subject virtue.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Sistematik Felsefe (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 5 Haziran 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 13 Sayı: 37 |
Akademi Sosyal Bilimler Dergisi Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.