Authors of children’s literature push the boundaries of imagination, thus creating distinctive narrative styles. Such imaginative and stylistically rich works inevitably raise questions about how creativity travels across languages and translation modalities. This study questions the act of recreation not only through human translators but also through contemporary translation technologies. Rather than assuming particular outcomes, it critically examines to what extent neural machine translation renders stylistics in children’s literature and whether large language models occupy an intermediary position, potentially operating both as a mediating system and as a prompt generated creative agent. The recreative act idea of the study derives from Oittinen’s dialogic approach to translating for children and combines this with Skopos theory, which views translation as a purposeful act through a functional perspective (Oittinen, 2000; Vermeer, 1989). Based on this child-centred nature of translation, it explores how literary translators, neural machine translation, and artificial intelligence transfer the distinctive style of Roald Dahl into Turkish. The corpus consists of The Giraffe and The Pelly and Me (1985) alongside its human, machine, and AI-assisted translations. The parallel corpus includes rhyme, rhythm and song-like structures, neologisms, onomatopoeic items, and wordplays as the most striking stylistic features of the text. Focusing on stylistic representation, creative re-creation, child-centredness, and functional adequacy, the comparative qualitative analysis investigates how each modality recreates Dahl’s authorial voice and oral narrative quality. Findings showed distinct differences among the three translation modalities in re-creating Dahl’s style. The human translation achieves the highest creative and functional success, preserving rhyme, rhythm, and humour in line with the child-centred aim. The NMT output remained literal and rhythmically mechanical, while the AI translation, though occasionally inventive, lacked consistency. Overall, the human translator acted as a co-creator, whereas machine systems still fell short of retaining imaginative and dialogic style.
Children’s Literature Translation Translator Creativity Neural Machine Translation AI-Assisted Translation Stylistic Analysis
Çocuk edebiyatı yazarları, hayal gücünün sınırlarını zorlayarak kendilerine özgü anlatı üslupları oluştururlar. Bu yüksek hayal gücü ve zengin üslup özellikleri ile oluşturdukları eserlerde ortaya koydukları yaratıcılık, farklı dillere aktarıldıklarında yeniden yaratım biçimlerine dönüşür. Bu çalışma, yeniden yaratma eylemini yalnızca insan çevirmenler üzerinden değil, aynı zamanda güncel çeviri teknolojileri bağlamında da tartışmaktadır. Nöral makine çevirisinin çocuk edebiyatına özgü üslup unsurlarını ne ölçüde aktarabildiğini ve büyük dil modellerinin hem aracı bir sistem hem de yönlendirmeyle yaratıcı çıktılar üreten ‘yaratıcı özne’ konumunda olup olamayacağını sorgulayan eleştirel bir yaklaşım benimsemektedir. Çalışmanın yeniden yaratım çerçevesini, Oittinen’in çocuk edebiyatı çevirisine yönelik diyalojik bakış açısı oluşturmakta ve bu bakış açısını çeviriyi erek odaklı ve amaçlı bir eylem olarak tanımlayan Skopos kuramı ile bir araya getirmektedir (Oittinen, 2000; Vermeer, 1989). Bu çocuk merkezli bakış açısı doğrultusunda, çalışma, Roald Dahl’ın özgün üslubunun Türkçeye aktarımında insan çevirmen, nöral makine çevirisi ve yapay zekânın nasıl konumlandığını incelemektedir. İncelenen metinler, The Giraffe and The Pelly and Me (1985) adlı çocuk hikayesi ile onun insan, makine ve yapay zekâ destekli çevirilerinden oluşmaktadır. Dahl'ın üslubunu belirgin kılan uyak, ritim ve melodik yapılar ile yeni sözcük türetimleri, yansıma sözcükler ve sözcük oyunları paralel olarak incelenmiştir. Çalışma üslup aktarımı, yaratıcı yeniden üretim, çocuk odaklılık ve işlevsel yeterlik ölçütlerini temel alarak her çeviri türünün Dahl’ın anlatıcı sesini ve sözlü/anlatısal tonunu nasıl yeniden kurduğunu nitel karşılaştırmalı analiz yöntemiyle araştırmaktadır. Bulgular, üç çeviri türü arasında belirgin farklar olduğunu göstermektedir. İnsan çevirmenin, uyak, ritim ve mizahı çocuk merkezli amaçla uyumlu biçimde koruyarak hem yaratıcı hem de işlevsel açıdan oldukça uygun bir hedef metin oluşturmuştur. Nöral makine çevirisi daha çok sözcük düzeyinde ve ritim açısından mekanik kalırken, yapay zekâ çevirisi zaman zaman yaratıcı örnekler sunsa da tutarlılık açısından eksik göstermiştir. Genel olarak, insan çevirmen hedef metnin yaratıcısı olarak öne çıkarken, makine temelli sistemler hayal gücü ve diyalojik anlatımı tam anlamıyla yeniden kurmakta henüz yetersiz kalmıştır.
Çocuk Edebiyatı Çevirisi Çevirmen Yaratıcılığı Nöral Makine Çevirisi Yapay Zekâ Destekli Çeviri Üslup Analizi
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 19 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 7 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 10 Sayı: 18 |
ISSN: (online) 2602-2567