Sürdürülebilir, kaliteli ve sağlıklı bir beslenme anlayışının temelleri, yalnızca bireysel sağlık gereksinimlerini karşılamakla sınırlı değildir; aynı zamanda çevresel, ekonomik ve toplumsal sürdürülebilirliği de içermektedir. Günümüzde artan çevresel tahribat, küresel iklim değişikliği, gıda israfı ve kaynakların dengesiz kullanımı, gıda sistemlerinin yeniden düşünülmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda eko-gastronomi, sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulmasında önemli bir kavramsal ve pratik çerçeve sunmaktadır. Eko-gastronomi, sosyo-ekonomik bir bakış açısıyla gastronomiyi yalnızca lezzet ve estetik boyutlarıyla değil, aynı zamanda üretimden tüketime kadar geçen tüm sürecin çevresel ve toplumsal etkileriyle birlikte ele alan disiplinler arası bir yaklaşımdır. “Tarladan sofraya” ilkesi doğrultusunda gıdaların üretim, işleme, dağıtım ve tüketim aşamalarının her birinde çevreye duyarlılık, kaynak verimliliği, yerel üretim, adil ticaret ve gıda güvenliği gibi ilkeleri ön planda tutar. Böylece eko-gastronomi, yalnızca bireylerin beslenme biçimlerini değil, aynı zamanda gıda zincirinde yer alan tüm aktörlerin (üretici, tedarikçi, tüketici, politika yapıcı vb.) sorumluluklarını da yeniden tanımlar. Gıda sistemlerinin çevresel etkilerinin artmasıyla birlikte, doğa dostu, yerel ve mevsimsel ürünlerin tüketimini teşvik eden yaklaşımlar giderek önem kazanmıştır. Eko-gastronomi bu noktada, bireylerin yeme davranışlarını etik, ekolojik ve kültürel boyutlarıyla yeniden şekillendirmekte; gıdanın yalnızca bir tüketim nesnesi değil, aynı zamanda bir kimlik ve sürdürülebilirlik aracı olduğunu vurgulamaktadır. Bu yönüyle eko-gastronomi, gıda seçimlerinin ekolojik ayak izi, karbon salımı ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini sorgulayan eleştirel bir bakış açısı geliştirmektedir. Öte yandan sürdürülebilir sağlıklı beslenme, yalnızca bireyin fizyolojik gereksinimlerini karşılamakla kalmaz; aynı zamanda çevreye en az zarar veren, doğal kaynakları koruyan ve gelecek kuşakların beslenme hakkını güvence altına alan bir sistemin parçası olmayı hedefler. Bu yaklaşım, beslenmeyi bir ekosistem döngüsünün parçası olarak görür. Dolayısıyla, gıdanın üretiminde kullanılan su, enerji ve toprak gibi kaynakların verimli kullanımı kadar, hayvansal ürünlerin tüketim düzeyi, bitkisel temelli beslenme eğilimleri ve atık yönetimi gibi unsurlar da sürdürülebilir sağlıklı beslenmenin kapsamına girer. Bu çalışma kapsamında öncelikle eko-gastronomi kavramı açıklanmış, tarihsel gelişimi ve sürdürülebilir beslenme yaklaşımlarıyla ilişkisi ele alınmıştır. Ardından, eko-gastronomi ve sürdürülebilir sağlıklı beslenme arasındaki etkileşim çok boyutlu bir perspektifle incelenmiştir. Özellikle çevresel sürdürülebilirlik, kültürel kimlik, gıda güvenliği ve toplumsal refah boyutları üzerinden bu iki kavramın kesişim noktaları değerlendirilmiştir. Sonuç ve öneriler bölümünde ise, eko-gastronomi yaklaşımının sürdürülebilir sağlıklı beslenme koşullarının geliştirilmesine nasıl katkı sağlayabileceği tartışılmış; politika yapıcılar, eğitim kurumları ve gastronomi sektörüne yönelik öneriler sunulmuştur.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Sürdürülebilir Gastronomi |
| Bölüm | Derleme |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 8 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 1 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 1 Sayı: 1 |