Uygurların tarihsel yolculuğu, farklı dönemlerin birbiriyle ilişkisiz bir şekilde ele alınması nedeniyle çoğu zaman parçalı bir görüntü sunar. Ancak Uygurların köklü geçmişini anlamak için bu dönemler arasında bir bütünlük kurmak ve onları birleştiren temel unsurları keşfetmek gereklidir. Orta Çağ’da yaşadıkları dönüşüm, yalnızca kültürel ve siyasi bir değişim değil, aynı zamanda kimliklerini şekillendiren çok yönlü bir süreçtir. Konar-göçer Türk gelenekleriyle başlayan Uygur tarihi, Kağanlık dönemiyle (MS 744-840) önemli bir kırılma noktası yaşar. Bu dönemde, Çin medeniyetinin politik etkisi, Soğd tüccarlarının ekonomik ve kültürel nüfuzu ve Maniheizm’in dini öğretileri Uygurların yaşamını derinden etkiler. Ancak Kağanlık döneminin sona ermesiyle başlayan diaspora süreci, Uygurların daha geniş bir kültürel yelpazeye dahil olduğu, Budizm ve Nesturî Hristiyanlığı gibi farklı inançlarla karşılaştığı ve Turfan, Tarım havzasındaki yerel topluluklarla etkileşime geçtiği bir dönemdir. Bu çok katmanlı dönüşüm süreci, Uygurların tarih boyunca kendilerini yeniden tanımlamalarına olanak tanıyan bir dinamizm yaratmıştır. Nihayetinde, Moğol İmparatorluğu’nun yükselişiyle birlikte Uygurlar, bu yeni güç merkezinin etkisi altında yeni bir sosyal ve siyasi kimlik inşa etmeye başlamıştır. Bu çalışma, Moğol İmparatorluğu’nda Uygurların rolüne ve değişimine odaklanmaktadır. Dönemin seyahatnameleri ve tarihi kanıtları üzerinden Uygurların sadece idari rolleri değil kültürel etkileşimi de değerlendirilmektedir.
The historical journey of the Uyghurs often presents a fragmented image, as different periods are examined in isolation. However, to understand the rich legacy of the Uyghurs, it is essential to establish continuity across these periods and uncover the unifying elements of their history. The transformation they experienced during the Middle Ages was not merely a cultural and political shift but a multifaceted process that shaped their identity. The history of the Uyghurs began with their nomadic Turkic traditions and reached a critical juncture during the Khaganate period (AD 744-840). During this time, the political influence of Chinese civilization, the economic and cultural impact of Sogdian merchants, and the religious teachings of Manichaeism profoundly influenced Uyghur society. However, the end of the Khaganate marked the beginning of a diaspora period, where the Uyghurs engaged with a broader cultural spectrum. This era saw their interaction with diverse faiths, such as Buddhism and Nestorian Christianity, and their integration with local communities in the Tarim Basin. This multi-layered transformation process created a dynamic framework that enabled the Uyghurs to redefine themselves throughout history. Ultimately, with the rise of the Mongol Empire, the Uyghurs began constructing a new social and political identity under the influence of this emerging power center. This study focuses on the role and change of the Uyghurs in the Mongol Empire. The administrative roles of the Uyghurs and their cultural interactions are evaluated through travelogues and historical evidence from the period.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Genel Türk Tarihi (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 23 Şubat 2025 |
| Kabul Tarihi | 2 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 11 Sayı: 2 |