Yıl 2019, Cilt 23 , Sayı 2, Sayfalar 693 - 714 2019-12-15

Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları
A Searching for Mażmūns (Poetic Themes) Pertaining to Turkish Islamic Litera-ture in the Works of Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī and Ismāʿīl Ḥaqqı Bursawī

Mehmet Murat YURTSEVER [1]


Tasavvuf şiiri olsun divan şiiri olsun her iki şiirimizin de birçok ulusun şiiri gibi evrensel cazibesi ve klasik değeri vardır. Her iki zümrenin şairi de Türk toplumunda evvelce var olan potansiyelden güç alarak, her bir ferdin ayrı ayrı şuur düzeyini yükseltmiş, erdemli bir toplum yaratmıştır. İki şiir arasında bir farktan söz edilecekse eğer, o da divan şiirinin statik; tasavvuf şiirinin ise divan şiirine nispetle daha dinamik oluşudur. Divan şiirinin kendine özgü bir nazım dünyası olduğu gibi tasavvuf şiirinin de farklı manâ ve mefhumlarla şekillenen bir duygu evreni vardır. Divan şiirinde zekâya dayalı zevk ve hayal; tasavvuf şiirinde ise sezgiye dayalı ilham ve varidat söz konusudur. Bunlar bazen teşbih, bazen mecaz, bazen istiarelerle şiirleşir; nazım olur, giderek birer mażmūna dönüşür.  Bugüne kadar mażmūn denildiğinde ilk akla gelenin divan şiiri olması, tasavvuf şiirine özgü mażmūnları geride bırakmıştır. Oysa tasavvuf şiiri de mażmūnları bakımından hayli ilgi çekici, bir o kadar da zengindir. Tasavvuf edebiyatına ait terimler, adı terim olsa da şiirde her biri birer hâl, makam veya tecrübedir. Bu nedenle terim olarak nitelediğimiz tasavvuf şiirine ait pek çok kavram; telmih, teşbih ve mecaz içinde yer alıp birer mażmūn olabilir. Üç başlık altında ve üç mutasavvıf şairimizin beyitleriyle örneklendirebileceğimiz yazımızın amacı, Türk tasavvuf şiirinin divan şiirinden bağımsız zengin bir mażmūn kadrosunun varlığına dikkat çekmektir. Türk tasavvuf şiirine ait mażmūnlar konusu, bugüne kadar fazlaca değinilmemiş olması bakımından önemli sayılmalıdır.

Özet: Şair, okuyucusunun hayal edip de dile getiremediklerini, bazen hayal bile edemediklerini onun adına tasarlayıp tekrar kendisine sunar. Günlük koşuşturmalar arasında birçok okur, gönlünün hayale olan ihtiyacını şiirin eşsiz vadilerinde dolaşarak giderir.  Her şiirin belli muhatap kitlesi vardır ve o muhatap kitlenin duygularına hitap eder. Her şiir hayal ve tasavvurlarla süslüdür; ancak söz sanatları eşliğinde şerh edilerek anlaşılabilir. Tasavvuf şiiri olsun divan şiiri olsun her iki şiirimizin de birçok ulusun şiiri gibi evrensel cazibesi ve klasik değeri vardır Tasavvuf şairi ve divan şairi asırlarca hüküm süren yıkılmaz bir sanat varlığının mimarları, eserleri de kendi alanlarının şaheserleridir. Her iki şiir türü de edebî miras ile beraber bütün kültür varlığını sonraki nesillere ulaştıran bir kılavuz gemisidir, öncü sanat şubeleridir. Her iki zümrenin şairi de Türk toplumunda evvelce var olan potansiyelden güç alarak her bir ferdin ayrı ayrı şuur düzeyini yükseltmiş, erdemli bir toplum yaratmıştır.

Divan şiiri dehanın kattığı estetikte ne kadar şirinse tasavvuf şiiri de kalbe doğan vâridâtın külfetsiz ve riyasız samimiyeti ile o kadar güzeldir. Tekke şiirinin zengin mażmūn kadrosundan yararlanmadan, mażmūnu sadece divan şiirine münhasır kılmak ya da tekke şiirinin içinde yine divan şiirinin mażmūnlarını aramak ve bu mażmūnları divan şiirine ait alışkanlıklarla yorumlamaya çalışmak bir inhisarcılık ve adeta bir statükoculuk olacaktır.

Tasavvuf şiiri ile divan şiiri arasındaki en bariz fark, tasavvuf terimlerinin divan şiirinde birer teşbih ve mecazdan ibaret kalışına mukabil; tasavvuf şiirinde vaḥdet, ḥalvet, tecellī ve müşāhede gibi kavramların mutasavvıf şairin bizzat tattığı duygular ya da yaşadığı haller oluşudur. Divan şairinin tabiat tasvirleri, bahar ve kış betimlemeleri, okuyucuda bir süreliğine seyir hevesi uyandırırken; sûfî şairin bu dünyaya karşı umursamazlığı, eksilmeyen Cemāl arzusu ve vuslat heyecanıyla sıklaşan kalp atışları okuyucuya sirayet etmekte, ona ebedî âlem huzurunu özletmektedir.

İki şiir arasında bir farktan söz edilecekse eğer, o da divan şiirinin statik, tasavvuf şiirinin ise divan şiirine nispetle daha dinamik oluşudur. Divan şiirinin kendine özgü bir nazım dünyası olduğu gibi tasavvuf şiirinin de farklı mânâ ve mefhumlarla şekillenen bir duygu evreni vardır.  Tasvir ettikleri güzellik maddi ve manevi yönden farklı olsa bile, her iki zümrenin şairi de kast ettiği güzelliğin ötesine geçmeyi ve kendilerini orada bulmayı arzu eder. Bunu da bazen teşbih, bazen mecaz, bazen istiarelerle yapar. Türlü mażmūnlarla başarır. Divan şiirinde zekâya dayalı zevk ve hayal, tasavvuf şiirinde ise sezgiye dayalı ilham ve vâridât söz konusudur. Bunlar bazen teşbih, bazen mecaz, bazen istiarelerle şiirleşir; nazım olur, giderek birer mażmūna dönüşür. Divan şiiri soyut muhayyilenin sınırsız çabası, tasavvuf şiiri ise somut vecdin tükenmez coşkusudur. Her ikisi de aradığını günlük hayatın dışında bulmuş olsa da divan şairinin bulduğu zevk, tasavvuf şairinin ki ise feyzdir.

Mażmūn dendiğinde akla gelen önce divan edebiyatı ve bu edebiyata ait güzelin boyu (servi), saçı (zülf), gözü (nergis), kaşı (yay), kirpiği (ok) ve teni (sîmîn) geliyor ve bu mażmūnlar kalıplaşmış, klişeleşmiş ve yaygınlaşmış olsa da her biri yalnız erbabına malum sanatlı sözler ve sihirli anlatımlardır. Buna mukabil tasavvuf şiirinin de Cemâl (lütuf) , Celâl (kahır), ar ve nâmus (melâmet), gûy (rıza), çevgân (kaza) ve istignâ (kanaat) gibi daha birçok mażmūnu vardır.

Bugüne kadar mażmūn denildiğinde ilk akla gelenin divan şiiri olması, tasavvuf şiirine özgü mażmūnları geride bırakmıştır. Oysa tasavvuf şiiri de mażmūnları bakımından hayli ilgi çekici bir o kadar da zengindir. Tasavvuf edebiyatına ait terimler, adı terim olsa bile şiirde her biri birer hâl, makam veya tecrübedir. Bu nedenle terim olarak nitelendirdiğimiz tasavvuf şiirine ait pek çok kavram; telmih teşbih ve mecaz içinde yer alıp birer mażmūn olabilir.

Divan şairlerinin vaktiyle mażmūnu sadece kelime karşılığı olarak kullanmış olması ve terim olarak kullanımının Tanzimat ile birlikte başlamış olması, zaman içinde mażmūnun farklı tanımlarının ortaya çıkmasını kaçınılmaz kılmıştır. Günümüzde birçok araştırmacının mażmūnu farklı anlaması ve tanımlaması bu sebepten olsa gerektir. Ancak mażmūn üzerine araştırma yapan ya da yazı yazan bütün kalemler mażmūn deyince sadece divan şiirini akla getirmişler, mażmūn örneklerini de divan şiirine ait beyitlerden seçmişlerdir. Kanaatimizce mażmūn konusunun eksik kalan yanı da burasıdır.

Buna rağmen bu yazıdaki asıl gayemiz mażmūnun ne olup ne olmadığını tartışmak değil, tasavvuf şiirinin de divan şiiri kadar mażmūn zengini olduğunu ifadeye çalışmaktır. Mademki mażmūnun genel kabul görmüş tek bir tanımı yoktur; öyle ise tasavvuf şiirinin de kendine özgü mażmūnlarının olabileceğini söyler, bunu tasavvuf şiirine ait beyitlerle örneklendirebiliriz.  

Ṣūfī poetry or dīvān poetry, both of our poems have a universal appeal and a classical value just as the poetry of many nations’. Poets of both groups enhanced the consciousness level of every people one by one and created a virtuous society by taking power from the potential that existed in Turkish society already. If it is needed to mention a difference between those two poetries, it could be that dīvān poetry is a static one and sūfī poetry is more dynamic than the dīvān poetry. While dīvān poetry has a unique World of poetry, sūfī poetry has a feeling of universe shaped by different meanings and concepts. Although dīvān poetry is based on intelligence and pleasure, there is intuitive inspiration and wāridāt in ṣūfī poetry.  These become poetic sometimes thanks to similes (tashbīḥ), metaphors (majāz) and allusions (talmīḥ), become verse and gradually turns into a poetic theme (mażmūn). Until today, since the first that comes to mind, when it is said poetic themes (mażmūn), is dīvān poetry, poetic themes of ṣūfī poetry were overshadowed. However, ṣūfī poetry is quite interesting and rich in terms of its poetic themes. Although they are called as just terms, each of the terms of ṣūfī literature is a mystical state (ḥāl), mystical station (maqām) or experience. For this reason, many concepts of ṣūfī poetry, which we call term, could be a poetic theme by taking part in a reference (talmīḥ), simile (tashbīḥ) and metaphor (majāz). The aim of this article, which we can sample under three titles and with the couplets of our three ṣūfī poets, is to draw attention to the existence of a rich mażmūn staff independent of the dīvān poetry of Turkish ṣūfī poetry. The subject of mażmūns belonging to Turkish ṣūfī poetry should be considered important since it has not been mentioned much until today.

Summary: The poet designs and presents it to his readers on behalf of his readers that he cannot even express what he has imagined but sometimes cannot imagine. Each poem has a specific interlocutor and addresses the emotions of its interlocutor. Each poem is adorned with thought and imagination; yet poems can be understood by annotation accompanied by rhetoric. Ṣūfī poetry and dīvān poetry, both poems have universal appeal and classical value like many poems of many nations. Ṣūfī poet and dīvān poet are the architects of an indestructible art existence that ruled for centuries and their works are masterpieces of their own fields. Both types of poetry, along with literary heritage, are a guide ship that leads the whole cultural heritage to the next generations, leading art branches. Both poets of both groups have strengthened from the potential that existed in Turkish society and raised the level of consciousness of each individual separately and created a virtuous society.

Dīvān poetry is as beautiful as the aesthetics of genius; ṣūfī poetry is so beautiful with the sincere sincerity of heathat born to the heart. Without making use of the rich mażmūn staff of the lodge poetry, it would be an exclusivism and a status quo to make the mażmūn exclusive only to dīvān poetry or to search for the mażmūns of dīvān poetry in the lodge poetry and to interpret these mażmūns with the interpretation habits of dīvān poetry.

The most obvious difference between ṣūfī poetry and dīvān poetry corresponds to the fact that the terms of Sufism are composed of similes (tashbīḥ), metaphors (majāz); sūfī poetry is a composition of poet’s personally experienced feelings or situations such as waḥdat, ḥalvet, manifest and observant concepts. While the depictions of the dīvān poet, spring and winter depictions, arouse enthusiasm for the reader for a while, the indifference of the ṣūfī poet to this world, the constant heartbeat of Jamāl and the heart beating with the excitement of vuslat (meeting) infiltrates the reader to the eternal world.

If there is a difference between the two poems, it is that the poetry of the dīvān is static and the ṣūfī poetry is more dynamic than the poetry of the dīvān. As well as dīvān poetry has a unique world of poetry; ṣūfī poetry has a universe of emotions shaped by different meanings and notions. Even if the beauty they depict is materially and morally different, the poet of both groups wishes to go beyond the beauty that they mean and find themselves there. They do this sometimes with similes (tashbīḥ) and metaphors (majāz) and istiʿāre, succeed with various kinds of poetic themes. In dīvān poetry, there is pleasure and imagination based on intelligence, and inspiration and success based on intuition in ṣūfī poetry. These become poetic sometimes thanks to similes (tashbīḥ), metaphors (majāz) and allusions (talmīḥ), become verse and gradually turns into a poetic theme. Dīvān poetry is an endless effort of abstract imagination, while ṣūfī poetry is an inexhaustible enthusiasm for concrete ecstasy. Although both have found what they are looking for outside of daily life, dīvān poet finds pleasure, yet sūfī poet finds inspire.

When it comes to mażmūn, the first thing that comes to mind is Divan literature and it’s figure of beautiful woman’s length (cypress), hair (zulf), eye (daffodil), eyebrow (bow), eyelash (arrow) and skin (silver) and these mażmūns are stereotyped and widespread though each of them is known only to artisans. On the other hand, ṣūfī poetry has many other poetic themes such as Jamāl (grace), Jalāl (distress), ār and nāmūs (mālāmat), gūy (rıza), chevgān (ḳażā) and istignā (reluctant).

To date, the first thing that comes to mind when it is said to be mażmūn is dīvān poetry, it has left behind the maẓmūns specific to ṣūfī poetry. However, ṣūfī poetry is also quite rich in terms of its mażmūns. Although they are called as just terms, each of the terms of ṣūfī literature is a mystical state (ḥāl), mystical station (maqām) or experience. For this reason, many concepts of ṣūfī poetry, which we call term, could be a poetic theme by taking part in a reference (talmīḥ), simile (tashbīḥ) and metaphor (majāz).

The fact that the dīvān poets used the mażmūn as a word and the use of the term started with the Tanzimat made it inevitable that different definitions of the mażmūn emerged in time. For this reason, many researchers now understand and define the term of mażmūn differently. However, all the academics who researched or wrote about the mażmūn brought to mind only the poem of the dīvān poem, and they selected the examples of the mażmūn from the couplets of the poem of the dīvān poem. In our opinion, the missing part of the subject of mażmūn is here.

Nevertheless, our main aim in this article is not to discuss what is or is not a mażmūn, but to try to express that the ṣūfī poem is as rich as the dīvān poem. Whereas the mażmūn has no single generally accepted definition; if so, we can say that ṣūfī poetry may have its own unique mażmūn, we can exemplify it with couplets of ṣūfī poetry.

  • Aktaş, Şerif - Yücel, Mustafa. Şiir Tahlili: Teori ve Uygulama. Ankara: Kurgan Edebiyat Yayınla-rı, 2013.
  • Akün, Ömer Faruk. “Divan Edebiyatı”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. 9: 389-427. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1994. https://islamansiklopedisi.org.tr/divan-edebiyati.
  • Banarlı, Nihad Sami. Edebiyat Sohbetleri. 2. Baskı. İstanbul: Kubbealtı Neşriyat, 2004.
  • Batislam, Hanife Dilek. Divan Şiirinin Benzetme ve Hayal Dünyasından. İstanbul: Kesit, 2016.
  • Carlauı, J.C - Fillox, J.C. Edebî Eleştiri. Trc. Ayşe Hümeyra Çakmaklı. Ankara: Kültür Turizm Bakanlığı Yayınları, 1985.
  • Cebecioğlu, Ethem. Hacı Bayram Velî. Ankara: Kültür Turizm Bakanlığı Yayınları, 1991.
  • Çavuşoğlu, Mehmet. “Divan Şiiri”. Türk Dili Dergisi ( Türk Şiiri Özel Sayısı II) 52/415-417 (Ey-lül 1986): 1-16.
  • Dağlar, Abdülkadir. “Şiirin Alın Yazısı: Mazmûn”. Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 16 (2016): 1-13.
  • Demirel, Şener. “Mazmûn Üzerine Bir Değerlendirme”. BİLİG Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi 21 (Bahar 2002): 117-142.
  • Dilçin, Cem. Örneklerle Türk şiir Bilgisi: Ölçüler, Uyak, Nazım Biçimleri Söz Sanatları. 2. Baskı. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1992.
  • İpekten, Halûk. Fuzûli: Hayatı, Edebi Kişiliği ve Bazı Şiirlerinin Açıklamaları. Ankara: Akçağ Yayınları, 1999.
  • İsmâil Hakkı Bursevî. İsmail Hakkî Bursevî Divan. Nşr. Mehmet Murat Yurtsever. Bursa: Arasta Yayınları, 2000.
  • İsmail Hakkı Bursevî. Kitâb-ı İzzü’l-Âdemiyy. Atıf Efendi, 1420, Süleymaniye Kütüphanesi.
  • Kemikli, Bilal. “İki Veysel Yahut Aynadaki Kırılma”. Fikir Coğrafyası. Erişim: 27 Ağustos 2019. http://www.fikircografyasi.com/makale/iki-veysel-yahut-aynadaki-kirilma.
  • Kemikli, Bilal. “Kuş Diliyle Konuşmak: Tasavvuf ve Edebiyat”. Sûfi Şairin İzinde: Şiir ve Hikmet. 81-96. Bilal Kemikli Kitaplığı 6. İstanbul: Kitabevi, 2017.
  • Kemikli, Bilal. Sûfi, Aşk Ve Ölüm. İstanbul: Kitabevi Yayınları, 2017.
  • Kılıç, Mahmut Erol. Sufi ve Şiir: Osmanlı Tasavvuf Şiirinin Poetikası. İstanbul: Sufi Kitap Yayın-ları, 2017.
  • Lâmiî Çelebi. Lâmiî Çelebi Divanı. Ali Emiri Efendi Manzum Eserler, 380: Millet Kütüphanesi.
  • Mahmut Nâsıh. Sübhatü’s-Sâlikîn. Genel, 1400: Bursa İnebey Kütüphanesi.
  • Mengi, Mine. “Mazmun Üzerine Düşünceler”. Divan Şiiri Yazıları. 45-61. Kaynak eserler 92. Kızılay, Ankara: Akçağ, 2000.
  • Niyâzî-i Mısrî. Niyâzî-i Mısrî Halvetî Divan-ı İlâhiyat. Nşr. Mustafa Tatçı. İstanbul: H Yayınları, 2015.
  • Niyâzî-i Mısrî. Niyâzî-i Mısrî: Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı: Tenkitli Metin. Nşr. Ke-nan Erdoğan. Kızılay, Ankara: Akçağ, 1998.
  • Onay, Ahmet Talât. Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı. 2. Baskı. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1993.
  • Pala, İskender. Âh Mine’l-Aşk. İstanbul: Leyla ile Mecnun Yayıncılık, 2003.
  • Pala, İskender. Mazmunun Mazmunu Osmanlı Divan Şiiri Üzerine Metinler. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1999.
  • Tarlan, Ali Nihad. “Divan Edebiyatında Sanat Telakkisi”. Edebiyat Meseleleri. 41-50. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1981.
  • Tarlan, Ali Nihad. “Metinler Şerhi”. Edebiyat Meseleleri. 191-202. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1981.
  • Tarlan, Ali Nihad. Şeyhî Divanını Tedkik. İstanbul: İstanbul Edebiyat Fakültesi Matbaası, 1964.
  • Tatçı, Mustafa. Yunus Emre Divanı ve Risâletü’n-Nushiyye. İstanbul: H Yayınları, 2008.
  • Uçar, Şahin. “Manâ ve Mazmun”. Varlığın Anlamı. İstanbul: Şule Yayınları, 2010.
  • Uygur, Nermi. İnsan Açısından Edebiyat. 2. Baskı. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1977.
  • Wellek, Rene - Warren, Austin. Edebiyat Biliminin Temelleri. Trc. Ahmet Edip Uysal. Ankara: Kültür Turizm Bakanlığı Yayınları, 1983.
  • Yıldız, Alim. Âşık Veysel. İstanbul: Ketebe Yayınları, 2018.
  • Yorulmaz, Hüseyin. Divan Edebiyatında Nâbî Ekolü. İstanbul: Kitabevi Yayınları, 1996.
  • Yûnus Emre. Yunus Emre Dîvanı. Nşr. Faruk Kadri Timurtaş. 3. Baskı. Ankara: Kültür Turizm Bakanlığı Yayınları, 1986.
Birincil Dil tr
Konular Din Bilimi
Bölüm Araştırma Makaleleri
Yazarlar

Orcid: 0000-0001-9816-1512
Yazar: Mehmet Murat YURTSEVER (Sorumlu Yazar)
Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Ülke: Turkey


Tarihler

Yayımlanma Tarihi : 15 Aralık 2019

Bibtex @araştırma makalesi { cuid612502, journal = {Cumhuriyet İlahiyat Dergisi}, issn = {2528-9861}, eissn = {2528-987X}, address = {Cumhuriyet Universitesi Ilahiyat Fakultesi Dergisi 58140 Kampüs Sivas / Türkiye}, publisher = {Cumhuriyet Üniversitesi}, year = {2019}, volume = {23}, pages = {693 - 714}, doi = {10.18505/cuid.612502}, title = {Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları}, key = {cite}, author = {YURTSEVER, Mehmet Murat} }
APA YURTSEVER, M . (2019). Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları. Cumhuriyet İlahiyat Dergisi , 23 (2) , 693-714 . DOI: 10.18505/cuid.612502
MLA YURTSEVER, M . "Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları". Cumhuriyet İlahiyat Dergisi 23 (2019 ): 693-714 <https://dergipark.org.tr/tr/pub/cuid/issue/50631/612502>
Chicago YURTSEVER, M . "Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları". Cumhuriyet İlahiyat Dergisi 23 (2019 ): 693-714
RIS TY - JOUR T1 - Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları AU - Mehmet Murat YURTSEVER Y1 - 2019 PY - 2019 N1 - doi: 10.18505/cuid.612502 DO - 10.18505/cuid.612502 T2 - Cumhuriyet İlahiyat Dergisi JF - Journal JO - JOR SP - 693 EP - 714 VL - 23 IS - 2 SN - 2528-9861-2528-987X M3 - doi: 10.18505/cuid.612502 UR - https://doi.org/10.18505/cuid.612502 Y2 - 2019 ER -
EndNote %0 Cumhuriyet İlahiyat Dergisi Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları %A Mehmet Murat YURTSEVER %T Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları %D 2019 %J Cumhuriyet İlahiyat Dergisi %P 2528-9861-2528-987X %V 23 %N 2 %R doi: 10.18505/cuid.612502 %U 10.18505/cuid.612502
ISNAD YURTSEVER, Mehmet Murat . "Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları". Cumhuriyet İlahiyat Dergisi 23 / 2 (Aralık 2019): 693-714 . https://doi.org/10.18505/cuid.612502
AMA YURTSEVER M . Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları. CUID. 2019; 23(2): 693-714.
Vancouver YURTSEVER M . Yūnus Emre, Niyāzī-i Mıṣrī ve İsmāʿīl Ḥaḳḳī Bursevī’de Türk Tasavvuf Şiirine Özgü Mażmūn Arayışları. Cumhuriyet İlahiyat Dergisi. 2019; 23(2): 714-693.