This study examines the normative function of the principle of non-contradiction within classical and modern deontic logic, in the context of conflicting religious obligations, through a comparative analysis, thereby exploring the paradigmatic shift that has taken place. In classical deontic logic, the principle of non-contradiction is established as an axiomatic precondition of logical consistency, and the validity of conflicting obligations within the same system is categorically excluded. This paradigm, which guarantees formal consistency, unfortunately fails to reflect the pluralistic and sometimes conflicting nature of normative reality by excluding the representation of religious obligations that cannot be applied simultaneously. In contrast, modern deontic approaches—particularly those involving conditional, dynamic, and conflict-tolerant systems—re-evaluate the principle of non-contradiction based on context, conditions, and semantic structures, thereby enabling the representation of conflicting religious norms. This study presents an exemplary theoretical groundwork for transitioning from the consistency-centred but exclusionary paradigm of classical deontic logic to modern approaches that are open to contradictions, highly contextually flexible, and have expanded representational capacity, through the formal representation of conflicting religious obligations.
Logic Deontic Logic Principle of Non-Contradiction Normative Conflict Religious Obligation
Bu çalışmada, çelişmezlik ilkesinin klasik ve modern deontik mantık disiplini içindeki normatif işlevi, çatışan dini yükümlülükler bağlamında, karşılaştırmalı olarak ele alınarak, yaşanan paradigmatik dönüşüm incelenmektedir. Klasik deontik mantıkta çelişmezlik ilkesi, mantıksal tutarlılığın aksiyomatik bir önkoşulu olarak tesis edilmekte ve birbiriyle çatışan yükümlülüklerin aynı sistem içinde geçerliliği kesin surette dışlanmaktadır. Biçimsel tutarlılığı güvence altına alan bu paradigma, ne yazık ki eşzamanlı olarak uygulanması mümkün olmayan dini yükümlülüklerin temsilini sistem dışı bırakarak, normatif gerçekliğin çoğulcu ve zaman zaman çatışmalı doğasını yansıtmakta yetersiz kalmaktadır. Buna karşılık, modern deontik yaklaşımlar—özellikle koşullu, dinamik ve çelişkiye toleranslı sistemler—çelişmezlik ilkesini bağlama, koşula ve semantik yapılanmalara bağlı olarak yeniden değerlendirmekte, böylelikle birbiriyle çatışan dini normların temsilini mümkün kılmaktadır. Bu çalışmada, çatışan dini yükümlülüklerin biçimsel temsili üzerinden, klasik deontik mantığın tutarlılık eksenli fakat dışlayıcı paradigmasından, çelişkilere açık, bağlamsal esnekliği yüksek ve temsil kapasitesi genişletilmiş modern yaklaşımlara geçişin örnek bir teorik zemini ortaya konulmaktadır.
Mantık Deontik Mantık Çelişmezlik İlkesi Normatif Çatışma Dini Yükümlülük
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Mantık |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 2 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 28 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 25 Sayı: 2 |