MEVLÂNÂ’DA DİNDARLIĞIN NİTELİĞİ: MESNEVÎ’DE SÛRET–MÂNÂ TEMELLİ BİR DİNDARLIK TİPOLOJİSİ
Öz
Bu çalışma, Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde yer alan sûret–mânâ ayrımı ekseninde dindarlığın niteliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Sosyal ve beşerî bilimler literatüründe dindarlık çoğunlukla ritüel pratikler, davranışsal göstergeler ve bilişsel kabuller üzerinden tanımlanırken, Mevlânâ dindarlığı bireyin iç dünyasında meydana gelen ahlâkî ve ruhsal dönüşüm temelinde ele almaktadır. Makalede, Mesnevî’deki ilgili beyitlerden hareketle sûreti temel alan dindarlık ile mânâyı temel alan dindarlık olmak üzere iki tipolojik yaklaşım analiz edilmektedir. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülen çalışma, metin çözümlemesine dayalı tematik analiz yöntemini benimsemektedir. Bulgular, sûreti temel alan dindarlığın ibadetleri biçimsel düzeyde yerine getiren ancak kalıcı bir ahlâkî dönüşüm üretmeyen bir yapı sergilediğini; mânâyı temel alan dindarlığın ise içselleştirilmiş iman, ahlâkî olgunlaşma ve Allah ile derinlikli bir ilişki ortaya koyduğunu göstermektedir. Çalışma, Mevlânâ’nın dindarlık anlayışının çağdaş dindarlık tipolojilerine niteliksel bir katkı sunduğunu ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler
Din Sosyolojisi, Mevlânâ, Mesnevî, Dindarlık, Sûret–Mânâ
The Nature of Religiosity in Mevlana: A Form–Meaning–Based Typology of Religiosity in the Masnavi
Öz
This article aims to examine the nature of religiosity in Rumi’s Masnavi through the conceptual distinction between form (ṣūrat) and meaning (maʿnā). While religiosity in social sciences is often defined through ritual practices, behavioral indicators, and cognitive beliefs, Rumi conceptualizes religiosity as a qualitative process centered on moral and spiritual transformation. Based on a thematic textual analysis of selected verses from the Masnavi, the study develops two ideal types of religiosity: form-based religiosity and meaning-based religiosity. Employing a qualitative research design, the article analyzes how these two types differ in terms of ritual understanding, faith orientation, and ethical outcomes. The findings indicate that form-based religiosity remains confined to outward religious practices and fails to generate lasting moral change, whereas meaning-based religiosity integrates religious practice into the inner life of the individual, leading to ethical refinement, spiritual depth, and an internalized relationship with God. The study argues that Rumi’s form–meaning distinction offers a valuable analytical framework for understanding the qualitative dimensions of religiosity in contemporary sociology and psychology of religion.
Anahtar Kelimeler
Sociology of Religion, Mevlana, Masnavi, Religiosity, Form and Meaning