According to Nietzsche, Western philosophy, beginning with Socrates, has relegated the direct experience of life and bodily existence to the background; by devaluing this world, it surrendered to an other worldly rationality, especially with the advent of Christianity. In response, Nietzsche seeks to return philosophy to the earth. For him, philosophy must affirm life, embrace desire, embodiment, and contradiction, and generate values that encourage living fully in this world. Although Nietzsche’s critique primarily targets Christian metaphysics, its applicability to Islamic thought remains contested. Islam does not reject the world; it views it as a divine trust and testing ground, balancing worldly responsibility with spiritual transcendence. This study offers a comparative analysis of Nietzsche’s notion of “loyalty to the earth,” shaped by his concepts of the will to power, eternal recurrence, and amor fati, and key Islamic concepts such as the world–hereafter balance, the vicegerency of humankind, and the ideal of the perfected human. Using textual comparison, conceptual analysis, and hermeneutic interpretation, the study proposes an alternative reading of Nietzsche’s philosophy and highlights the constructive potential of Islamic epistemology in addressing contemporary existential and ethical crises. It thus contributes to a life-affirming, integrative philosophical perspective.
Islamic Philosophy Nietzsche Fidelity to the Earth Will to Power The Perfect Human
Nietzsche’ye göre Batı felsefesi, Sokrates’ten itibaren yaşamın doğrudan deneyimini ve bedensel varoluşu geri plana itmiş; dünyayı değersizleştirerek, özellikle Hristiyanlıkla birlikte öte-dünya merkezli bir akılcılığa teslim olmuştur. Nietzsche, felsefeyi yeniden yeryüzüne döndürmeyi hedefler; ona göre felsefe, yaşamı onaylayan, arzuyu, bedeni ve çelişkiyi kapsayan bir varoluş düşüncesi geliştirmeli, insanı bu dünyada yaşamaya yönlendiren değerler üretmelidir. Bu bağlamda Nietzsche’nin “yaşamı aşağılayanlar” olarak nitelediği metafizik gelenek ve din anlayışı Batı Hristiyan düşüncesini hedef alsa da, bu eleştirinin İslam düşüncesine uygulanabilirliği tartışmalıdır. Zira İslam, dünyayı inkâr etmez; onu ilahi bir emanet ve imtihan alanı olarak görür ve uhrevî hedefle dünyevî sorumluluğu dengeler. Bu çalışma, Nietzsche’nin güç istenci, ebedî dönüş ve amor fati kavramlarıyla şekillenen “yeryüzüne sadakat” ilkesini, İslam düşüncesindeki dünya-ahiret dengesi, hilafet ve insan-ı kâmil anlayışıyla karşılaştırmalı olarak ele almakta; iki düşünce arasındaki örtüşmeler ve ontolojik farkları ortaya koymaktadır. Karşılaştırmalı metin analizi, kavram çözümlemesi ve hermeneutik yorum yöntemleriyle yürütülen bu çalışma, Nietzsche’nin felsefesine alternatif bir okuma zemini sunmakla kalmayıp, İslam epistemolojisinin çağdaş varoluşsal ve ahlaki krizler karşısında taşıdığı kurucu potansiyeli de görünür kılmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışma, her iki epistemolojik sistem arasındaki felsefi karşılaşmanın imkânlarını sorgularken, insanın anlam, değer ve özgürlük sorunlarına içkin, bütüncül ve yaşamı olumlayan bir yaklaşımın geliştirilmesine katkı sunmakla önemli görülmektedir.
İslam felsefesi Nietzsche Yeryüzüne sadakat Güç istenci İnsan-ı kâmil
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Araştırmaları (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 7 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 13 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.26650/di.2025.36.3.1736956 |
| IZ | https://izlik.org/JA77TR82DZ |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 36 Sayı: 3 |