In this study, we aimed to investigate employees’ perspectives on artificial intelligence (AI) and understand their opinions and emotions regarding the future advancements of AI and its potential impacts on their work lives. We conducted a qualitative study using an inductive approach and a phenomenological research design. We employed purposive sampling methods to select 20 participants from various sectors for interviews to achieve this goal. We utilized content analysis with the MAXQDA 2024 program, followed by descriptive and relational analyses of the categories and codes we obtained. Our research showed that the most common emotion among participants regarding their encounters with AI was ‘astonishment.’ We discovered that the participants had mixed feelings towards AI, including positive emotions such as happiness, curiosity, admiration, and excitement, and negative emotions such as anxiety, fear, anger, frustration, and distrust. Our study showed that respondents were most surprised and happiest about how AI makes life easier and more convenient and how its speed gives people more time for their personal lives. Conversely, the factors that caused the most concern and fear among participants were the potential for mass unemployment due to AI and the risk of encouraging laziness in people. Many of them believe that AI has the potential to bring significant advantages to humanity, particularly in fields such as healthcare, the environment, and the economy. However, there is also a growing concern and fear around the possibility that AI could spiral out of control, be utilized in biological, chemical, and technological warfare, and result in widespread unemployment.
Artificial Intelligence AI Human-Artificial Intelligence Interaction Emotions Qualitative Research
This article is based on Gözde Dilara CAN’s master’s thesis, “Investigation of Emotions Emerging in Artificial Intelligence-Human Interaction in Business Life with Qualitative Research Method,” which was supervised by Assoc. Prof. Dr. Ebru TOLAY. The research section of the article was enhanced using additional analysis techniques. The research was approved by Dokuz Eylul University’s Social and Human Sciences Scientific Research and Publication Ethics Committee on 15.09.2022, with approval number E-87347630-659-364703. The thesis was presented as an abstract paper at the 32nd National Management and Organization Congress hosted by Giresun University Faculty of Economics and Administrative Sciences on 23-25 May 2024 in Turkey.
We want to thank Dr. Ceyda Ünal (Department of Management Information Systems, Dokuz Eylul University) for reviewing AI-related codes and Berat Bağbancı, a Psychologist and Neuroscience Expert, for reviewing emotion-related codes. Their contributions to the research were invaluable.
Bu çalışmanın amacı, çalışanların Yapay Zeka (YZ) için hissettikleri duyguları açığa çıkarmak ve YZ’nin gelecekteki gelişimi ve iş yaşamı üzerindeki olası etkileri konusundaki görüşlerini ve duygularını öğrenmektedir. Bu amaç doğrultusunda, tümevarım yaklaşımı ve fenomenoloji araştırma deseni ile nitel bir araştırma tasarladık. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt ve kartopu örnekleme yöntemlerini kullanarak farklı sektörlerde çalışan 20 katılımcı belirledik ve onlarla görüşmeler yaptık. Verileri MAXQDA 2024 programı kullanarak içerik analizine tabi tuttuk ve elde ettiğimiz kategoriler ve kodlar üzerinde betimsel ve ilişkisel analizler gerçekleştirdik. Katılımcıların YZ ile ilgili anılarından oluşan öykülerinde en sık rastlanan duygunun şaşkınlık olduğunu; ancak bir süre sonra duruma alıştıklarını ve kendilerini daha rahat hissederek YZ’yi kullandıklarını tespit ettik. Katılımcıların YZ’ye mutluluk, merak, hayranlık ve heyecan gibi olumlu hisler beslerken aynı zamanda endişe, korku, öfke, hayal kırıklığı ve güvensizlik de hissettiğini belirledik. Katılımcıları en fazla şaşırtan ve onları en mutlu eden faktörlerin, YZ’nin hayatı daha kolay ve elverişli hale getirmesi ve hızı sayesinde insanlara özel hayatları için daha fazla zaman kazandırması olduğunu; onları en fazla endişelendiren ve korkutan faktörlerin ise işsizliğin artması ve YZ’nin insanları tembelliğe itmesi olduğunu bulduk. Katılımcıların YZ’nin sağlık, çevre, ekonomi gibi alanlarda insanlık için çok büyük faydalar yaratacağı konusunda umutlu olmakla birlikte kontrolden çıkmasından, biyolojik, kimyasal ve teknolojik savaşlarda kullanılmasından ve kitlesel düzeyde işsizliğe yol açmasından ciddi düzeyde endişe ve korku duyduğunu saptadık.
Yapay Zeka YZ İnsan-Yapay Zeka Etkileşimi Duygular Nitel Araştırma
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Strateji, Yönetim ve Örgütsel Davranış (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 4 Ekim 2024 |
| Kabul Tarihi | 10 Aralık 2024 |
| Erken Görünüm Tarihi | 25 Şubat 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Mart 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.1561404 |
| IZ | https://izlik.org/JA22KT36DU |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 27 Sayı: 1 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla