The international military interventions occurred in
the 1990s caused a tension between the idea of protecting human rights and the
principle of state sovereignty; and the legality of the interventions has
become controversial. The Commission (International Commission on Intervention
and State Sovereignty) that was established to form a normative consensus put
forward its views through the concept of “responsibility to protect” and these
views were upheld in the United Nations (UN) 2005 World Summit Outcome
Document. Particularly, after the military intervention in Libya in 2011, the
concept of the responsibility to protect has come to the fore again. The aim of
this study is to discuss whether the responsibility to protect has reached the
status of a legal norm. For this purpose, it will be examined why there was not
made a military intervention in Darfur but in Libya, and the deductions will be
made through this comparison. The study claims that the responsibility to
protect has not become a legal norm yet, but a moral one. The interests of
permanent members of the UN Security Council and the attitude of regional
organizations are the main factors in making a military intervention in
relevant cases. The case-based evaluations and absence of a mechanism that
would compel the states to a military intervention in necessary circumstances
seem to be the deficiencies in this context.
Responsibility to Protect Humanitarian Intervention ICISS Darfur Libya
1990’lı yıllarda
düzenlenen uluslararası askeri müdahaleler, insan haklarının korunması
düşüncesi ile devletin egemenliği ilkesi arasında gerilim oluşturmuş ve bu
müdahalelerin hukukiliği tartışmaya açılmıştır. Bu konuda normatif bir
konsensüs oluşturmak üzere kurulan komisyonun (International Commission on
Intervention and State Sovereignty) “koruma sorumluluğu” kavramıyla ortaya
koyduğu görüşler kimi değişikliklerle 2005 Birleşmiş Milletler (BM) Dünya
Zirvesi’nin Sonuç Bildirgesi’nde kendine yer bulmuştur. Özellikle 2011 yılında
Libya’ya yapılan askeri müdahaleden sonra uluslararası kamuoyunda koruma
sorumluluğu kavramı tekrar gündeme gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, koruma sorumluluğunun
hukuki bir norm statüsüne ulaşıp ulaşmadığını tartışmaktır. Bunun için
Darfur’da neden askeri müdahale yapılamayıp da Libya’da yapıldığı irdelenmekte
ve bu karşılaştırma üzerinden çıkarımlarda bulunulmaktadır. Çalışma, koruma
sorumluluğunun henüz hukuki bir norm olmadığı, ancak ahlaki bir norm olarak öne
çıktığını ileri sürmektedir. İlgili durumlarda askeri müdahalenin yapılmasında
BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin çıkarları ve bölgesel örgütlerin tavrı
temel etken olmaktadır. Müdahale seçeneğinin olay bazlı değerlendirme sonucunda
gündeme gelmesi ve devletleri gerektiğinde müdahaleye zorlayacak bir mekanizma
bulunmaması da bu bağlamda önemli eksiklikler olarak göze çarpmaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 25 Ağustos 2016 |
| Yayımlanma Tarihi | 8 Nisan 2018 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.412249 |
| IZ | https://izlik.org/JA68DK99EG |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2017 Cilt: 19 Sayı: 4 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla