Analytical
Marxism is an Anglo-Saxon Marxist school which eliminates metaphysical
components of Marxism and grounds it by analytical arguments. Important
representatives of this school, Cohen, Elster and Roemer discuss Marx’s concept
of exploitation and oppose the definition that exploitation is simply appropriation
of surplus value. Accordingly, value of a product is not determined by labor time
spent on it but its equivalent in market. In this study, it is claimed that the
concept of exploitation of surplus-value, core of Marx’s critique against
capitalism, cannot be separated from Marxism. Labor creates an amount of value
but the worker cannot take his/her labors’ equivalent although he/she
volunteered for this appropriation by giving consent. Capitalist accumulation profits
through appropriation of the surplus value. Within a capitalist system, workers
have no chance other than compliance to labor contracts which presuppose
seizure their surplus value. Thus, the presence of a volunteered agreement does
not indicate that there is no exploitation. Exploitation of surplus value is
immanent in the capitalist mode of production. Dreaming a version of capitalism
exploits no one is only a repetition of the ideals of egalitarian liberalism
but it is certainly against to the core of Marxism.
Analytical Marxism Exploitation Surplus Value Labor Capitalism
Analitik Marksizm Marksizmin metafizik ögelerini
ayıklayıp, daha analitik argümanlara dayanan bir Marksizm ortaya koyma
hedefinde Anglosakson Marksist bir okuldur. Bu okunun önemli temsilcileri,
Cohen, Elster ve Roemer, Marx’ın sömürü kavramını yeniden ele almış ve
sömürünün artı-değere el konulması olarak tanımlanmasına karşı çıkmışlardır. Onlara
göre, ürünün değeri belirleyen o ürünün yaratılmasında harcanan emek zaman
miktarı değil, pazardaki karşılığıdır. Bu çalışmada, Marx’ın kapitalizme
yönelik eleştirisinin özünü oluşturan artı-değer sömürüsü kavramının
Marksizmden soyutlanamayacağı iddia edilmektedir. İşçinin ortaya koyduğu emek
bir değer yaratır ancak işçi, bir sözleşmeye imza atarak buna razı olsa bile,
ürettiği değerin karşılığını alamaz. Zaten kapitalist sermaye birikimi, bu
artı-değere el konulmasıyla kar etme biçiminde gerçekleşir. İşçilerin
kapitalizm koşullarında, ürettikleri değere el konulmasına rıza göstermekten
başka seçenekleri yoktur. Dolayısıyla, ortada bir sözleşmenin olması sömürünün
olmadığını göstermez. Artı-değer sömürüsü kapitalist üretim biçimine içkindir,
sömürü olmayan bir kapitalizm düşlemek eşitlikçi liberalizmin idealini
yinelemektir ve de Marksizmin özüne kesinlikle aykırıdır.
Analitik Marksizm Sömürü Artı-Değer Emek Kapitalizm Kapitalizm
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Bölüm | Derleme |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 20 Ocak 2016 |
| Yayımlanma Tarihi | 5 Haziran 2018 |
| IZ | https://izlik.org/JA79RH72EC |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2018 Cilt: 20 Sayı: 1 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla