İslam hukuk usûlü olarak da bilinen fıkıh usûlü, müçtehidin tafsili delillerden Şer’î ameli hükümleri çıkarmak için başvurdukları yöntemdir. Fıkıh usûlü sahasında meşru deliller ve hüküm ilişkisi açısından temelde bir birlikteliğe ulaşılsa da bir kısım meselelerde farklı çıkarımlar bulunmaktadır. Bu kısmi farklılaşmanın bir sonucu olarak fıkıh usûlü bünyesinde geçerli iki ekol faaliyet göstermektedir. Gerek nasların yapısı gerekse dilin kullanımı ve insan anlayışının farklılıkları bu iki yöntemi pratiğe de yansıması olacak şekilde ortaya çıkarmıştır. Söz konusu bu iki ekolün yaklaşan ve uzaklaşan yanları bazı çalışmalara konu olmuştur. Bu çalışmalarda görüldüğü kadarıyla genel yaklaşım Mütekellim metodunun tümdengelim, Fukahâ metodunun da tümevarım şeklinde faaliyet gösterdiği şeklindedir. Bu genellemenin ne kadar doğru bir yaklaşım olduğu meselesi üzerinde durulması gereken bir meseledir bu iki ekolün fıkıh usûlünde birbirinden farklı iki münferit sistem gibi düşünülmesi doğru bir yaklaşım olmamakla beraber pratiğe yansıyan yönü ile yer yer ciddi farklılıklarda görülmektedir. Bu farklılıkların görüldüğü alanlardan birisi de fıkıh usûlünün temel konularından olan lafız konularıdır. Bu çalışmada iki ekolün mukayesesine imkân vermesi nedeniyle lafız bahislerinin spesifik konularından olan iktizanın delâleti konusunda yoğunlaşacağız. İktizanın delâleti hususunda neden iki ekol arasında farklılıklar görülüyor sorusu bu çalışmanın amacıdır. Görüldüğü kadarıyla iki usûl ekolü arasındaki ayrışma sadece tümevarım ve tümdengelim kavramlarıyla ifade edilebilecek bir konu değildir.
Also known as uṣūl al-fiqh, the methodology of Islamic jurisprudence refers to the principles and procedures by which a mujtahid derives practical legal rulings from detailed scriptural evidence. Although a general consensus exists regarding the legitimacy of the sources of law and their relationship to legal rulings, differences in conclusions appear in certain specific issues. As a result, two methodological schools developed within the discipline of uṣūl al-fiqh. Differences in the structure of the scriptural texts, the use of language, and conceptions of human reasoning contributed to the emergence of these two approaches, each of which produced distinctive practical implications. Prior studies often characterize the mutakallimūn method as predominantly deductive and the fuqahāʾ method as primarily inductive. However, the accuracy of this widespread generalization requires further scrutiny. While it is not entirely appropriate to regard these two approaches as entirely separate and independent systems, their practical applications do display significant divergences. One of the areas in which these differences become particularly visible is lafẓ theory, the study of linguistic expressions,which constitutes a core domain of uṣūl al-fiqh. This study focuses specifically on dalālat al-iqtiḍāʾ (the implicative indication), a subtopic of lafẓ theory that allows for a meaningful comparison between the two methodological schools. The main aim is to explore why the mutakallimūn and fuqahāʾ arrive at differing positions regarding dalālat al-iqtiḍāʾ. Our analysis suggests that the divergence between the two approaches cannot be fully explained by the simple dichotomy of induction versus deduction.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 20 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 4 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 28 Sayı: 2 |
Dergimiz, 2021 yılı itibarıyla DergiPark platformunda yayımlanmaya başlamıştır. 2021 yılı öncesine ait arşivimize ulaşmak için tıklayınız.