Bu araştırma, pozitivist düşüncenin Türk modernleşmesi üzerindeki etkilerini inceleyerek, modernleşme sürecinin avantajlarını ve sınırlılıklarını değerlendirmektedir. Pozitivizm, 19. yüzyılda bilimsel yöntemi tek geçerli bilgi kaynağı olarak kabul eden bir paradigma olarak gelişmiş ve toplumların rasyonel ilkeler doğrultusunda dönüştürülmesi gerektiğini savunmuştur. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte, pozitivist modernleşme modeli, eğitim, hukuk ve ekonomi alanlarında kapsamlı reformların temel çerçevesini oluşturmuş; ancak modernleşme büyük ölçüde devletin yönlendirdiği yukarıdan aşağıya bir süreç olarak uygulanmıştır.
Bu yaklaşım, bilimsel ilerleme ve rasyonel yönetim anlayışını öne çıkarırken, bireysel öznelliği, toplumsal çeşitliliği ve demokratik katılımı sınırlandıran bir yapı ortaya çıkarmıştır. Merkezlia, modernleşmeye yönelik eleştirel yaklaşımları ele alarak, alternatif modernleşme modellerinin Batı merkezli olmayan yollarla da gelişebileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, Türk modernleşmesi, merkeziyetçi yapısı nedeniyle eleştirilmekte, ancak gelecekte daha katılımcı ve çoğulcu bir modernleşme anlayışının benimsenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu araştırma, modernleşme süreçlerinin toplumsal dinamiklere duyarlı bir perspektifle ele alınmasının önemini ortaya koymaktadır.
This study examines the impact of positivist thought on Turkish modernization, assessing both the advantages and limitations of the modernization process. Positivism emerged in the 19th century as a paradigm that recognized the scientific method as the sole valid source of knowledge and advocated for the transformation of societies according to rational principles. Throughout the transition from the Ottoman Empire to the Republic, the positivist modernization model provided the foundational framework for comprehensive reforms in education, law, and the economy. However, modernization was largely implemented as a top-down process directed by the state.
While this approach emphasized scientific progress and rational governance, it also led to a structure that restricted individual subjectivity, social diversity, and democratic participation. This study engages with critical perspectives on modernization and explores alternative modernization models, demonstrating that modernization can evolve through non-Western trajectories as well. In conclusion, Turkish modernization is criticized for its centralist structure, yet it is argued that a more participatory and pluralistic modernization approach should be adopted in the future. This study underscores the importance of addressing modernization processes with a perspective that is sensitive to social dynamics.
critical theory modernization positivizm Turkish modernization
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Modernleşme Sosyolojisi, Siyaset Sosyolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 10 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 5 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 41 |