Osmanlı Modernleşmesinde Bir Meşruiyet ve Otorite Aracı Olarak Kıyafet
Geri Çekme Notu
Öz
Osmanlı modernleşme tarihi, askeri ve idari kurumların yapısal dönüşümü kadar, devletin tebaasının bedeni ve dış görünüşü üzerinde kurduğu mutlak denetim mekanizmalarıyla şekillenmiştir. Sultan II. Mahmut döneminde (1808-1839) hayata geçirilen ve halk arasında ciddi dirençle karşılaşan kılık kıyafet reformları, basit bir şekilsel Batılılaşma hamlesi olmanın ötesinde; Michel Foucault’nun ‘biyo-iktidar’ ve ‘disipline edici iktidar’ kavramları çerçevesinde, dağılan devlet otoritesinin yeniden inşası projesidir. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın lağvedilmesiyle (Vaka-i Hayriye) başlayan süreç, sadece askeri bir tasfiye değil, aynı zamanda "Nizam-ı Kadim"in görsel hafızasının silinmesini ve yerine merkezi devlete mutlak sadakati simgeleyen, standardize edilmiş "tek tip" bir bürokratik bedenin ikame edilmesini zorunlu kılmıştır. 3 Mart 1829 tarihli Kıyafet Nizamnamesi ile sivil bürokrasiye zorunlu kılınan fes, setre ve pantolon uygulaması, geleneksel Osmanlı toplum yapısındaki "millet sistemi"ne dayalı görsel hiyerarşiyi (Müslim-Gayrimüslim ayrımını) aşındırmış ve yerine seküler bir memuriyet hiyerarşisi getirmiştir. Reformun toplumsal meşruiyetini sağlamak adına devletin başvurduğu sert denetim pratikleri; özellikle İstanbul sokaklarında nizamnameye uymayanların cübbelerini kesen "Makasçılar" ve devlet dairelerine asılan Padişah portreleri (Tasvir-i Hümayun) üzerinden bir "panoptikon" (gözetleyen iktidar) rejimi kurma stratejisine dönüşmüştür. Buna ek olarak, reformun genellikle ihmal edilen iktisadi rasyonalitesi, dönemin dış ticaret açığını kapatmayı hedefleyen ithal ikamesi modeli ve Feshane-i Amire’nin kuruluşu ekseninde şekillenerek, fes üretiminin yerli yünlü dokuma sanayisi için stratejik bir kaldıraç işlevi gördüğü anlaşılmaktadır. Kıyafet üzerindeki devlet denetimi sadece II. Mahmut dönemiyle sınırlı kalmamış, bu irade II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) kadın kıyafetine yönelik "Çarşaf Yasakları" (1892 İrade-i Seniyyesi) ile bir güvenlik ve asayiş paradigmasına evrilmiştir. Dönemin belgeleri ışığında, devletin "görünürlük", "tanınabilirlik" ve "kamusal düzen" kaygısıyla kadın kıyafetine müdahalesi, modern ulus-devlet reflekslerinin köklü bir tarihsel sürekliliği olarak okunabilir. Sonuç olarak, İmparatorluğun son yüzyılında kıyafet, bireyin dini cemaatini veya mesleki loncasını beyan ettiği özerk bir alan olmaktan çıkıp, devletin egemenlik gücünü vatandaşın bedeni üzerinde somutlaştırdığı politik bir "sadakat ve itaat" testine dönüşmüştür.
Anahtar Kelimeler
Etik Beyan
Kaynakça
- Abu-Manneh, B. (1994). The Islamic roots of the Gülhane Rescript. Die Welt des Islams, 34(2), 173-203.
- Ahmad, F. (1995). İttihat ve Terakki (1908-1914) (N. Yavuz, Çev.). Kaynak Yayınları.
- Ahmet Mithat Efendi. (2000). Felâtun Bey ile Râkım Efendi. Türk Dil Kurumu Yayınları.
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
Politika ve Yönetim (Diğer), Siyasi Düşünce Tarihi, Siyasi Tarih (Diğer)
Bölüm
Sayıdan Geri Çekildi
Yazarlar
Yayımlanma Tarihi
2 Haziran 2026
Gönderilme Tarihi
28 Aralık 2025
Kabul Tarihi
20 Ocak 2026
Yayımlandığı Sayı
Yıl 2026 Sayı: 7