Dance has, throughout human history, been one of the fundamental means of ritual, expression, and social cohesion, and has been regarded as a multi-layered practice situated at the center of cultural life. Owing to this multidimensional nature, it has gone beyond being merely an aesthetic form of performance and has become a significant field of inquiry at the intersection of disciplines such as cultural anthropology, ethnology, folklore studies, musicology, and performance studies. In Türkiye, folk dances have long existed as a folkloric mode of expression performed within traditional and ceremonial contexts. From the mid-twentieth century onward, a distinct process of institutionalization began in the field of folk dances, initially shaped by the initiatives of pioneering individuals from diverse disciplinary backgrounds. Folk dance education provided in Village Institutes, the organizational efforts of the National Turkish Student Union, and performance groups established within universities constituted the foundational elements of this institutionalization process. During the 1970s, the inclusion of folk dances as a formal course in the curricula of Youth and Sports Academies enabled the field to rapidly evolve into specialized education at both auxiliary and primary disciplinary levels. Following the 1980s, the establishment of undergraduate and graduate programs within state conservatories led folk dances to acquire a multidimensional identity as a scientific, artistic, and academic discipline, addressed through both theoretical and practical perspectives. This study was conducted using a qualitative approach; sources were examined through document analysis, and the transformation of folk dances was evaluated within a framework of cultural interpretation.
Turkish Folk Dances Academization Cultural Heritage Choreography Stage
Dans, insanlık tarihi boyunca ritüel, ifade ve toplumsal birlikteliğin temel araçlarından biri olmuş; kültürel yaşamın merkezinde yer alan çok katmanlı bir pratik olarak görülmüştür. Bu çok yönlü yapısı sayesinde yalnızca estetik bir performans alanı olmanın ötesine geçerek kültürel antropoloji, etnoloji, halkbilimi, müzikoloji ve performans çalışmaları gibi disiplinlerin kesişim noktasında önemli bir inceleme sahası hâline gelmiştir. Türkiye’de halk oyunları uzun yıllar boyunca geleneksel ve törensel bağlamlarda icra edilen folklorik bir anlatım biçimi olarak varlığını sürdürmüştür. 20. yüzyılın ortalarından itibaren halk oyunları alanında belirgin bir kurumsallaşma süreci başlamış ve bu süreç ilk olarak farklı disiplinlerden gelen öncü bireylerin girişimleriyle şekillenmiştir. Köy Enstitülerinde verilen halk oyunları eğitimi, Milli Türk Talebe Birliği’nin örgütleyici çalışmaları ve üniversite bünyelerinde kurulan gösteri toplulukları bu kurumsallaşmanın temel yapı taşlarını oluşturmuştur. 1970’li yıllarda Gençlik ve Spor Akademilerinde halk oyunlarının ders olarak müfredata girmesi, kısa sürede alanın yardımcı ve ana branş düzeyinde uzmanlık eğitimine dönüşmesini sağlamıştır. 1980 sonrası devlet konservatuvarlarında açılan lisans ve lisans üstü programlarıyla halk oyunları, kuramsal ve uygulamalı yönleriyle ele alınan, çok boyutlu bir bilimsel, sanatsal ve akademik disiplin kimliği kazanmıştır. Bu çalışma nitel yöntemle yürütülmüş; kaynaklar doküman analiziyle incelenmiş, halk oyunlarının dönüşümü kültürel yorumlama çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Türk Halk Oyunları Akademikleşme Kültürel Miras Koreografi Sahne
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Dans ve Koreografi |
| Bölüm | Diğer |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 12 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 4 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 27 |
Eurasian Journal of Music and Dance